whatsapp
Aydın Mutlu Dinçoğul
Köşe Yazarı
Aydın Mutlu Dinçoğul
-
 

Kemalizmin 'Sol' ve 'Sağ' Yorumları Üzerine

Bugün Kemalizm özelinde iktidar tarafından oluşturulan kritik bir kaos aralığı söz konusudur. Kritik geçiş dönemleri olan Kaos aralıkları bir çıkış ve değişim dönemine açılabildiği gibi bir çöküş ve yıkım dönemine de açılabilir. Geçiş döneminin geçici olması gereken taktiklerini kalıcı bir strateji haline getirmenin faturası ağır olur ve geri dönülmesi zor yanlışlara kapı açar. Emperyalizmin giderek bir dünya sistemi olduğu 1900’lü yılların başında emperyalizme ilk olarak iki ulus başkaldırmıştır. İlki yenilgiyle sonuçlanan 1910 Meksika Devrimi ve diğeri başarıyla sonuçlanan 1919 Anadolu devrimidir. Bunlar kapitalizmin emperyalizme dönüştüğü dönemdeki ilk başkaldırılardır. Tarih boyunca her devrim kendisini dünyaya ihraç etmek istemiştir. Fransız devrimi bu ihracı Napolyon ile başlatsa da başarısız olmuş, Sovyet ve Çin devrimleri de kendi çizgilerinde ülkeler yaratmak istemişlerdir. Her devrimin tohumu, kendi iklimine ve toprağına hastır ve başka topraklarda ekilip hayat bulması, orijinali gibi olması olanaksızdır ve devrimlerin birebir taklit edilmesi ise çok yanlıştır. İdeolojik değerler sistemi, ilk oluştuğu koşullardaki haliyle kalmazlar ve gelişen olgu ve olaylara bağlı olarak yine de değişim gösterirler ve giderek ikinci, üçüncü ve sonraki yorumlanma hallerine ulaşırlar. İdeolojilerin zamanla ilk orijinal halleriyle tam benzeşmeyen ve örtüşmeyen bir hâl ve konuma açılmaları bir zorlama ya da bir zenginleşme olarak görülebilir veya ilk idealist ölçülerinden koparak bir sapma oluşturma, hatta çürüyüp yok olma olarak da görülebilir. Tarihsel süreçte farklılaşan varyantların ve yorumlamaların kimilerine 'sağ yorum' ve kimilerine de 'sol yorum' demek, sosyolojik bir olgu halini almalarından dolayı, kaçınılmaz bir gerekliliktir. Çünkü farklılaşan değerler aynı kökenden çıksa bile, artık farklı sosyolojik tabanlara hitap etmekte, toplumsal ve tarihsel sorunlara giderek farklı çözümler üretmektedir. Burada sol banda kaymak, ezilen yoksullara ve nimetlerden yoksun bırakılan mazlumlara daha samimi yaklaşmakla ölçülürken, sağ banda kaymak; mevcut sisteme biraz daha uyum sağlayıp, sistem içi uzlaşmalara kayma ile ölçülür. Kemalizm de 1938’den sonra bir ideoloji halini almıştır. Kemalizm’in 9 uhde halinde 1923’lerdeki oluşumundan, 1925-1938'e kadar farklı varyantlardan geçerek tamamen eklektik bir hal alması ve 1938-1946 arasında daha da farklılaştırılması söz konusudur. Her ideolojinin başına gelen Kemalizm’in de başına gelmiş ve egemen güçlerin önemli bir kısmı, bu düşünceyi otoriter, tekçi ve baskılayıcı bir tarza dönüştürüp, resmi devlet ideolojisi haline getirmişlerdir. Kemalizm’in içinden çıkan, sivil egemen sermayedar bir grup olan DP-AP-DYP çizgisi, Kemalizm’in içinden sözde kısmen “yeni” bir varyant oluşturmuş gibi gözükse de aslında Kemalizm’in bazı değerlerine bir reddiye hattı oluşturmuştur. Öyle ki ilk değerlerin kapitalist evrime daha uygun bir dönüşüme uğratılmasına kanal açarak, kemalizmi tamamen ’sağ' bir yoruma mahkûm edip toplumsal özgürlükleri tıkamıştır. Kemalizm’in sol yorumları ise; tam bağımsızlık, köy enstitüleri, tarım kooperatifleri ve halkevleri uygulamalarının temel alınmasını savunan, ayrıca halkçılık, devrimcilik ilkelerini öncelikli gören sivil, asker, bürokrat, aydın kesimlerdir. Bunların içinde yukarıdan darbecilik zihniyetiyle Kemalizm’in otoriter yönüne dönmenin gerekliliğine inananlar olduğu gibi, kemalizmi; küçük burjuvazinin ve yurtsever bürokrasinin antiemperyalist başkaldırısı olarak gören, daha halkçı sol kesimler de vardır. Açıkçası sol Kemalistler ve sağ Kemalistler de kendi içlerinde ayrışmış durumdadır. Bugün geldiğimiz koşullarda Kemalizm’in farklı 'sol' ve 'sağ' yorumları mevcut olsa da, her kesim kendisini merkezde görmekte yani kendi yorumunu Kemalizm’in gerçek savunucu olarak tanıtmaktadır. İstesek de istemesek de Kemalist düşünce, toplumun tarihsel gelişiminde rol oynamış bir değerler manzumesidir. Kemalist düşüncenin sol yorumuna açık olmak ama otoriter/baskıcı yönünü reddetmek, toplumsal değişimden yana olan her toplumsal kesimin genel ilkesidir. Günümüzün Kemalistlerini değerlendirirken, onların savundukları yorumların, toplumu yaşanılan tarihsel süreçte ne kadar özgürleştirip özgürleştirmediğine bakarak değerlendirmek gerekir.
Ekleme Tarihi: 09 Haziran 2026 -Salı

Kemalizmin 'Sol' ve 'Sağ' Yorumları Üzerine

Bugün Kemalizm özelinde iktidar tarafından oluşturulan kritik bir kaos aralığı söz konusudur. Kritik geçiş dönemleri olan Kaos aralıkları bir çıkış ve değişim dönemine açılabildiği gibi bir çöküş ve yıkım dönemine de açılabilir.

Geçiş döneminin geçici olması gereken taktiklerini kalıcı bir strateji haline getirmenin faturası ağır olur ve geri dönülmesi zor yanlışlara kapı açar.

Emperyalizmin giderek bir dünya sistemi olduğu 1900’lü yılların başında emperyalizme ilk olarak iki ulus başkaldırmıştır. İlki yenilgiyle sonuçlanan 1910 Meksika Devrimi ve diğeri başarıyla sonuçlanan 1919 Anadolu devrimidir. Bunlar kapitalizmin emperyalizme dönüştüğü dönemdeki ilk başkaldırılardır.

Tarih boyunca her devrim kendisini dünyaya ihraç etmek istemiştir. Fransız devrimi bu ihracı Napolyon ile başlatsa da başarısız olmuş, Sovyet ve Çin devrimleri de kendi çizgilerinde ülkeler yaratmak istemişlerdir. Her devrimin tohumu, kendi iklimine ve toprağına hastır ve başka topraklarda ekilip hayat bulması, orijinali gibi olması olanaksızdır ve devrimlerin birebir taklit edilmesi ise çok yanlıştır.

İdeolojik değerler sistemi, ilk oluştuğu koşullardaki haliyle kalmazlar ve gelişen olgu ve olaylara bağlı olarak yine de değişim gösterirler ve giderek ikinci, üçüncü ve sonraki yorumlanma hallerine ulaşırlar.

İdeolojilerin zamanla ilk orijinal halleriyle tam benzeşmeyen ve örtüşmeyen bir hâl ve konuma açılmaları bir zorlama ya da bir zenginleşme olarak görülebilir veya ilk idealist ölçülerinden koparak bir sapma oluşturma, hatta çürüyüp yok olma olarak da görülebilir.

Tarihsel süreçte farklılaşan varyantların ve yorumlamaların kimilerine 'sağ yorum' ve kimilerine de 'sol yorum' demek, sosyolojik bir olgu halini almalarından dolayı, kaçınılmaz bir gerekliliktir. Çünkü farklılaşan değerler aynı kökenden çıksa bile, artık farklı sosyolojik tabanlara hitap etmekte, toplumsal ve tarihsel sorunlara giderek farklı çözümler üretmektedir. Burada sol banda kaymak, ezilen yoksullara ve nimetlerden yoksun bırakılan mazlumlara daha samimi yaklaşmakla ölçülürken, sağ banda kaymak; mevcut sisteme biraz daha uyum sağlayıp, sistem içi uzlaşmalara kayma ile ölçülür.

Kemalizm de 1938’den sonra bir ideoloji halini almıştır. Kemalizm’in 9 uhde halinde 1923’lerdeki oluşumundan, 1925-1938'e kadar farklı varyantlardan geçerek tamamen eklektik bir hal alması ve 1938-1946 arasında daha da farklılaştırılması söz konusudur.

Her ideolojinin başına gelen Kemalizm’in de başına gelmiş ve egemen güçlerin önemli bir kısmı, bu düşünceyi otoriter, tekçi ve baskılayıcı bir tarza dönüştürüp, resmi devlet ideolojisi haline getirmişlerdir.

Kemalizm’in içinden çıkan, sivil egemen sermayedar bir grup olan DP-AP-DYP çizgisi, Kemalizm’in içinden sözde kısmen “yeni” bir varyant oluşturmuş gibi gözükse de aslında Kemalizm’in bazı değerlerine bir reddiye hattı oluşturmuştur. Öyle ki ilk değerlerin kapitalist evrime daha uygun bir dönüşüme uğratılmasına kanal açarak, kemalizmi tamamen ’sağ' bir yoruma mahkûm edip toplumsal özgürlükleri tıkamıştır.

Kemalizm’in sol yorumları ise; tam bağımsızlık, köy enstitüleri, tarım kooperatifleri ve halkevleri uygulamalarının temel alınmasını savunan, ayrıca halkçılık, devrimcilik ilkelerini öncelikli gören sivil, asker, bürokrat, aydın kesimlerdir. Bunların içinde yukarıdan darbecilik zihniyetiyle Kemalizm’in otoriter yönüne dönmenin gerekliliğine inananlar olduğu gibi, kemalizmi; küçük burjuvazinin ve yurtsever bürokrasinin antiemperyalist başkaldırısı olarak gören, daha halkçı sol kesimler de vardır. Açıkçası sol Kemalistler ve sağ Kemalistler de kendi içlerinde ayrışmış durumdadır.

Bugün geldiğimiz koşullarda Kemalizm’in farklı 'sol' ve 'sağ' yorumları mevcut olsa da, her kesim kendisini merkezde görmekte yani kendi yorumunu Kemalizm’in gerçek savunucu olarak tanıtmaktadır.

İstesek de istemesek de Kemalist düşünce, toplumun tarihsel gelişiminde rol oynamış bir değerler manzumesidir.

Kemalist düşüncenin sol yorumuna açık olmak ama otoriter/baskıcı yönünü reddetmek, toplumsal değişimden yana olan her toplumsal kesimin genel ilkesidir.

Günümüzün Kemalistlerini değerlendirirken, onların savundukları yorumların, toplumu yaşanılan tarihsel süreçte ne kadar özgürleştirip özgürleştirmediğine bakarak değerlendirmek gerekir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirgundem.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.