Gece gündüz dolup taşıyor caddeler
Ormanın huzur veren sessizliği çok uzaklarda
Bir o yana, bir bu yana, nedir bu koşturmaca
Neyin peşinde sürüp gidiyor bu hay huy
Her gün incelikle ölçülüp biçilen
Bin bir tuzakla kurgulanmış hayatlar
Sönmüş alevleriyle tükenmiş heyecanlar
Ne bir rüya, ne bir düş, hani özgürdü hayaller
Hep sırıtan, düşkün bir nezaket
Ne irfan kaldı, ne de bir edep
Azaldıkça azaldı içten gelen samimiyet
Köreldikçe köreldi insanlar
Hissetmiyorlar yağmurun melodisini
Ellerinden uçup gidiyor hayat
Ateşin rüzgârla dostluğu
Ve rüzgâra direnen yaprakların çıtırtısı
Her yanda saklanır, gömülen yürek sızıları
Yaşanan hep bir riyâ, haset ve kibir girdabı
Gökyüzüne neşeyle bakıp
Güneşin yüreklerini ısıtmasını unuttular
Unuttular yağmur sonrası doğan güneşin hayrını
Artık Ay ışığında yürümenin hazzını da bilmiyorlar
Rüzgâra gülümsemek, yağmurla sevinmek
Dağlardan coşup gelen ırmağa
Toprağın bereketine dua etmek
İliklerine kadar sırılsıklam âşık olup
Gönül ateşiyle yanıp üşümemek
Ve en narin umutlarla günlerce sevişmek
Kaygısız ve umarsızca, kaçıp gidiyor ellerinden
Akıyor keder ırmakları
Çağlayan hüzünler içinden
Bir bilsen neler olur
Kimse vazgeçmese düşlerinden

