Siyasetin, kamusal-toplumcu değerlerden olabildiğince yalıtıldığı ve hiyerarşik çelik çekirdeğin denetiminde merkezileştirildiği bir dönemdeyiz.
Düşünce ve duyguları kısırlaştırılan, yaratıcı ve sorgulayıcı kanalları tıkanan, dolayısıyla tekçi bir gerçekliğe, tek boyutlu ve tek sesli bir hayata mahkûm edilen bir toplumda, devrimin hükmünü yitirmesinden, değil aksine artık istisna olmaktan çıkan devrim ihtiyacının kaçınılmaz bir zorunluluk olmasından bahsedilebilir.
Bugün, uzlaşmaz çelişkilerin en iğrenç hile ve zorbalıklarla bastırıldığı ve tekil hiyerarşik güçlerin toplumsal uzlaşmayı rafa kaldırdığı, muhalif güçlere karşı açık saldırıların ve ahlâksız inkârların hüküm sürdüğü aşikârdır.
Toplumsal devinim olduğu yerde patinaj yapmakta ve insanlar, takılan bir plağın sözlerini kahrolası bir tekrarın içinde dinlemekten ve aynı faydasız filmi defalarca seyretmekten kurtulamamaktadır.
Tarih boyunca kendini fetişleştirilen hiyerarşiler, yıkılış öncesi sürekli eskiyi tekrar eden bir devri daime dönüşürler.
Hiyerarşik hegemonyanın kendini sürekli tekrarlaması ve aynı şeyleri üstüne basa basa yenilemeye devam etmesi, insanlarda derin bir utanç ve bıkkınlık birikimine yol açar.
Bu birikimin, yerel ve kısmi isyanlarda patlayıp, oralardan benzersiz devrimlere sıçraması söz konusu olur.
Bu köklü değişim, toplumda sorumlulukların eşitlendiği adalet bilincinin ve gizlenen hakikatlerin açığa çıkarıldığı ahlâki doğrulmanın ve vicdanları özgürleştiren politik sağduyunun güçlenmesiyle başlar.
Hiyerarşinin saçma sapan yönlendirmelerine boyun eğmenin insanı insanlıktan çıkardığı, toplumu toplum olmaktan uzaklaştırdığı öylesine çıplak bir gerçeklik halini alır ki, artık insanların çoğu hiyerarşinin nesnesi olmaktan vazgeçerek, devrimin bir öznesi olma arzusunda birleşir.
İnsanların kendi hayatlarını özgürce inşa etme arayışları, tıkanan devrim kanallarını açar ve o kasvetli ve boğucu siyasi havadan çıkan toplum, yaratıcı bir özgürlük iklimine kavuşur.
Yoldaşlık bağları ve dayanışmayla devrime açılan toplum, kendine olan güvenini ve saygısını, çok daha güçlü olarak geri kazanır.

