Gördüğümüz dünyaya ve dış görünüşlere hayran olduk ama görünene hayranlığımız yüzünden, görünene mahkûm olup özümüzü yitirmememeliyiz.
Görünenin dışına çıkacağız ve ona içimizden gönlümüzden bakacağız. Çünkü sırlar içimizde, kendimizde saklıdır; görünene kapılmadan, görünmeyeni açığa çıkaracağız.
Elbette biz de bizi doğuran doğanın, evrenin bir parçasıyız, yıldızların tozlarından geldik, toplandık.
Mikro âlemin makro alemi belirlediğini unutmamalıyız. O mikro alemde, yani görünmeyenlerin içinde ne olasılıklar ve ne kadar çok değişim dinamikleri gizlidir; onları görmeli, bulmalı ve anlamalıyız. Geçmişe bakıp, değişimin ve dönüşümün dinamiklerini nasıl anlayabildiysek, geleceğin sırlarının da küçük ayrıntılarda, güncel dokunuşlarda ve mikro ilişkilerde gizli olduğunu anlayacağız.
Görünmeyeni göreceğiz.
Olumlu düşünsel yatırımlarla, sevgiyi ve dayanışmayı öreceğiz. Zulmün yanlışlarına direnerek, hayatı talim ve terbiye edeceğiz.

