Muhakeme etme, ölçüp biçip kıyas ederek karar verme aşamasına geçme mekanizması olarak insan bilinci, yeni bir düşünce veya duygu üretirken, doğrudan kendi iç dünyasından, belleğinden ve geçmiş deneyimlerinden feyz ve ilham alır.
Bilincin depolayıp oluşturduğu iç dünya, karar verme mekanizmasının işleyişinde dış dünyadan önce gelmektedir. Yaşadığımız olaylar düşüncelerimizi doğrudan oluşturmaz, aksine sürekli ve özellikle tekrar ettiğimiz olumlu veya olumsuz düşünce ve duygular, zamanla alışkanlık oluşturarak hayatımız içinde yaşayacağımız olayları etkileyebilmektedir.
Bilincimizde oluşturduğumuz düşünce kalıpları, olayları algılama tarzımızı ve dolayısıyla verdiğimiz kararları etkilemektedir.
Algılarımız kararlarımızı ve kararlarımız, davranış örüntülerimizi oluşturur; davranışlarımız da hayatımıza yön veren karakterimizi ya olumlu tarzda aktifleştirir ya da olumsuzluk içinde bırakıp pasifleştirir.
Bilinç veya zihin, hayatımızı bu şekilde etkilemektedir.
Zihnini, olumlu ve tutarlı duygu ve düşüncelerle, duruluk ve arılık içinde tutabilenlerin öz güveni ve öz saygısı kuvvetlenir.
Kendini acz ve çaresizlik içinde yetersiz ve güçsüz gören bir bilinç ise, gerçekte içinde var olan muazzam yaşam enerjisini açığa çıkaramaz ve aksine kendini aşma, yenileme ve değişim iradesini kilitleyerek, bahtını bizzat kendisi kapatır.

