Eğer insan, iradi ve vicdani özgürlüğüne sahip çıkabiliyorsa, kendini kullanılan bir araç ya da nesne konumuna düşüren tüm unsurları hayatından uzaklaştırabilir.
İnsan, hayatına hükmetmek isteyen otoriter-buyurgan müdahaleleri tümüyle reddederek, öz onurunu koruyabilir.
İnsanın hayatı ve onuru konusunda taviz vermeyen bu kararlı mücadelesi, bilincini daha da keskinleştirir; hayatında ve çevresinde, değişim ve dönüşüm yapması gereken tüm unsurları fark etmesi ve hayatını, kendi iradesini hiçe sayarak yönetmeye kalkan fazlalıklardan ve asalaklardan kurtarması er geç mümkün olacaktır.
Bunun başarılması için berraklaşan bir bilinç, kararlı bir tavır, sevgi ve merhamet dolu bir yürek yeterlidir.
Bilinci saptırarak yalan ve kötülük üreten habis urlardan hayatı temizlemek için öncelikle insan ilişkilerinde adaleti ve gönüllü rızayı temel almak ve vicdani özgürlüğe sahip çıkmak gerekir.
İnsanın başlangıçta hemen değiştiremeyeceği kimi olgular olsa da cesaret, sabır ve azimle kötülük üreten tüm unsurları, zamanla ve aşama aşama değiştirebilme gücü vardır.
İnsanın kendi kaderini belirleme ve hayatın öznesi olma hakkı, hiç bir aracıya ve temsiliyet mekanizmasına devredilemeyen ve doğrudan kullanılması gereken, kutsal ve dokunulmaz bir haktır
İnsan, yaşadığı çağda hayata anlam yükleyebilecek sorumlulukları alabilme ve derin bir aşk inancıyla akan hakikat yolunda, kendisi ve insanlık için olumlu farkındalıklar yaratabilme hakkına ve iradesine sahip olmalıdır.

