Söze sadakatin hikmeti
Ruhumuza uyan, dağların kadim dili
Şükürler olsun ki
ellerimde ve gözlerimde yaşar, asırlık izleri
Ruhumda akan ırmaklar gibi
Bebelerime söylediğim her ninni
Asırların merhametidir
yoktur zalimlere minneti
Bu dilde bilinir sevdanın, aşkın kıymeti
Bu dille, dağlar sınar insanların yüreğini
İyiliği koruyan yiğidin merdi
Bu dilden cesaret alır, bir adım atmaz geri
Ondandır yakar ağıtları yüreğimizi
Haktır, hakikattir, keskindir ikrarı
ve yoktur bir tevili
Rüzgârın, ırmağın, ormanın
kurdun kuşun bildiği dili
Bir sen açamadın dağların sırlı kilidini
Ağrı. Munzur, Cudi ve daha niceleri
Arıtsın ruhundaki katıksız vahşeti
Konuştuğun dil, kentlerin beton çelik dili
Çıplak çıkarın acımasız, duyarsız dili
Anlamadık, anlayamayız biz o dili
O dil ki, şeytanın ve yılanın dili
yalan dolandır her kelimesi
Bilmez doğanın adaletini, yoktur bir hikmeti
Dağların dilinde emanete sadakat güvenli
Ölçülemez sözün ve yoldaşlığın kudreti
Biz dağlardan öğrendik adaletle hükmetmeyi
Danışıp barışarak, gülmeyi eğlenmeyi
Irmaklarla, rüzgârlarla ve sürülerle
dağ bayır dolaşırken
ve yaşlı ağaçları keserken
Şahit tuttuk cümle varlıkları
Söz verdik onların huzurunda
Dedik ki, canınız canımıza emanettir
Hepinizi bir can bildik, kul köle eylemeyiz
Bozmayız hiç birinizin dengesini
Sözümüz var dağlara, ırmaklara
Ezelden ebede söz kutsaldır dilimizde
Çünkü insan insan olur, sözüne güvenildiğinde

