whatsapp
Aydın Mutlu Dinçoğul
Köşe Yazarı
Aydın Mutlu Dinçoğul
-
 

İnsan hayatı

İnsanın hayatın öznesi olabilmesi yaşadığı hayatın nesnel çelişkilerini doğru çözümlemesine bağımlıdır. Hiyerarşinin ve sınıfların ortaya çıkışından itibaren, karşıt sınıflara ayrılan toplumların; tarih boyunca ideolojik, sosyolojik ve teolojik bağlamda, materyalizm ile idealizm arasında sürekli bir gerilim ve kutuplaşma yaşamaları söz konusu olmuştur. Ezenlerin düşünsel mevzisini ve hatlarını metafizik ve idealizm belirlerken, devrimden ve özgürlükten yana ezilenlerin mevzi ve hatlarını materyalizm belirlemiştir. Her iki kesimin de hayatın gerçekliğine bakışları birbirinden farklı olmuştur. Elbette burada temel soru, kendi öz deneyimlerinizle özgürce benimsediğiniz hayat görüşünüze ve felsefi duruşunuza göre mi yaşayacaksınız, yoksa verili hayatın gerçeklikleri tarafından belirlenen felsefi bir bakışın zorunluluğu ya da dayatması içinde kalarak mı yaşayacaksınız? Kısacası özgür bir özne olarak hayatınızı siz mi belirlersiniz, yoksa hayatın sözde kaçınılmaz zorunlulukları, sizin hayatınızı belirleyecek ve siz buna gönüllü olarak rıza mı göstereceksiniz? Burada hayata öznel bakışınızı ve duruşunuzu özgür kılmakla, hayatın nesnel kuşatmasını kabullenme zorunluluğunuz arasında bir seçim yapmakla karşı karşıyasınız ve bu seçiminiz, sizin bütün hayatınızı etkileyip belirleyecektir. Peki, insan hayatı boyunca kendi eyleminin ve inancının bilinçli bir merkezi olmayı her daim başarabilir mi? Yoksa insan, karşılıklı etkileşim içinde bağımlı olduğu tüm diğer nesnel süreçlerin ortasında açılan hayatın belirgin sınırları içinde kalmak zorunda mıdır? Her insan doğar doğmaz bu soruyla karşılaşır ve yanıtı onun kişiliğini belirler. İnsanın zihnini, bilincini şekillendirmesi ve hayata bakışını berraklaştırması, bireysel olduğu kadar toplumsal bir süreçtir. İnsan zihni, toplumun tarihsel çelişkilerinden yalıtılarak, saksıda oluşturulamaz. İnsanın hayatına bir anlam verebilmesi, amaç ve hedeflerini belirlemesi yani kendisini inşa edebilmesi, hayatın içindeki tüm nesnel çelişkilerle savaşarak mümkün olduğundan, insanın kendini çözümlemesi de, oldukça karmaşık ve fırtınalı bir süreçten geçerek bir sonuca ulaşmaktadır. Kısacası insan kendi öznelliğini, mevcut nesnelliği çözümledikçe açığa çıkarabilmekte ve hayat boyu bu çözümleme gelişerek devam etmektedir. Bu öznelliğin gelişimi; içinde yer aldığı toplumsal nesnel süreci nasıl kavrayıp kavrayamadığına ya da içinde yaşadığı sürece müdahale edip edemediğine bağımlıdır. İnsanların bir kısmı, hayatını kendi yüreği ve aklıyla şekillendirebilmekte ve özgürlük bilincini, hayatı belirleyen tek güç haline getirebilmektedir. Bir kısım insan da, rüzgârda kendiliğinden sürüklenen yaprak misali, iradesiz bir tarzda köleleşen, kupkuru ve cansız bir bilinçle yaşamayı kabullenmektedir. Üstelik bu seçimi kendi “özgür” iradeleriyle yaptıklarını zannetmektedirler ki en acı kölelik de işte bu köleliktir.
Ekleme Tarihi: 16 Ocak 2026 -Cuma

İnsan hayatı

İnsanın hayatın öznesi olabilmesi yaşadığı hayatın nesnel çelişkilerini doğru çözümlemesine bağımlıdır.

Hiyerarşinin ve sınıfların ortaya çıkışından itibaren, karşıt sınıflara ayrılan toplumların; tarih boyunca ideolojik, sosyolojik ve teolojik bağlamda, materyalizm ile idealizm arasında sürekli bir gerilim ve kutuplaşma yaşamaları söz konusu olmuştur.

Ezenlerin düşünsel mevzisini ve hatlarını metafizik ve idealizm belirlerken, devrimden ve özgürlükten yana ezilenlerin mevzi ve hatlarını materyalizm belirlemiştir. Her iki kesimin de hayatın gerçekliğine bakışları birbirinden farklı olmuştur.

Elbette burada temel soru, kendi öz deneyimlerinizle özgürce benimsediğiniz hayat görüşünüze ve felsefi duruşunuza göre mi yaşayacaksınız, yoksa verili hayatın gerçeklikleri tarafından belirlenen felsefi bir bakışın zorunluluğu ya da dayatması içinde kalarak mı yaşayacaksınız?

Kısacası özgür bir özne olarak hayatınızı siz mi belirlersiniz, yoksa hayatın sözde kaçınılmaz zorunlulukları, sizin hayatınızı belirleyecek ve siz buna gönüllü olarak rıza mı göstereceksiniz?

Burada hayata öznel bakışınızı ve duruşunuzu özgür kılmakla, hayatın nesnel kuşatmasını kabullenme zorunluluğunuz arasında bir seçim yapmakla karşı karşıyasınız ve bu seçiminiz, sizin bütün hayatınızı etkileyip belirleyecektir.

Peki, insan hayatı boyunca kendi eyleminin ve inancının bilinçli bir merkezi olmayı her daim başarabilir mi? Yoksa insan, karşılıklı etkileşim içinde bağımlı olduğu tüm diğer nesnel süreçlerin ortasında açılan hayatın belirgin sınırları içinde kalmak zorunda mıdır? Her insan doğar doğmaz bu soruyla karşılaşır ve yanıtı onun kişiliğini belirler.

İnsanın zihnini, bilincini şekillendirmesi ve hayata bakışını berraklaştırması, bireysel olduğu kadar toplumsal bir süreçtir. İnsan zihni, toplumun tarihsel çelişkilerinden yalıtılarak, saksıda oluşturulamaz.

İnsanın hayatına bir anlam verebilmesi, amaç ve hedeflerini belirlemesi yani kendisini inşa edebilmesi, hayatın içindeki tüm nesnel çelişkilerle savaşarak mümkün olduğundan, insanın kendini çözümlemesi de, oldukça karmaşık ve fırtınalı bir süreçten geçerek bir sonuca ulaşmaktadır.

Kısacası insan kendi öznelliğini, mevcut nesnelliği çözümledikçe açığa çıkarabilmekte ve hayat boyu bu çözümleme gelişerek devam etmektedir. Bu öznelliğin gelişimi; içinde yer aldığı toplumsal nesnel süreci nasıl kavrayıp kavrayamadığına ya da içinde yaşadığı sürece müdahale edip edemediğine bağımlıdır.

İnsanların bir kısmı, hayatını kendi yüreği ve aklıyla şekillendirebilmekte ve özgürlük bilincini, hayatı belirleyen tek güç haline getirebilmektedir. Bir kısım insan da, rüzgârda kendiliğinden sürüklenen yaprak misali, iradesiz bir tarzda köleleşen, kupkuru ve cansız bir bilinçle yaşamayı kabullenmektedir. Üstelik bu seçimi kendi “özgür” iradeleriyle yaptıklarını zannetmektedirler ki en acı kölelik de işte bu köleliktir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirgundem.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.