Şataflı Kerim, üstünden sular akarak, ileride görünen haşhaş tarlasının içine kadar yürüdü. Kendisini kozası alınmış haşhaş kazıklarının arasına attı ve bi güzel düşündü. Yerinde hiç kımıldanmadan düşündü ve kararını vermişti. Ahmet beylere geldi. Usulca evine girdi. Geceyi bekledi. Hiç dışarı çıkmadı. Otuzbeşlik tabancasını ve ucu mantarlı kamasını aldı. Başını eğdi. Karısı Ümmü Gülsüm’le, Anası Hürü’ye yavaşça söylendi: “ Bana hiçbir şey sormayın” Dallı Hürü, gece gece Kerim’in önüne gerildi. Kapıda duran saplı süpürgeyi eline aldı; başladı yalvarmaya: “ Kerim!.. Şimdi sana şu süpürgeyi vuracağım. Süpürgeyi yiyeceksin benden. Gününü göstereceğim. Ne o! Bana el mi kaldıracaksın yoksa? Allah seni kahreder. Biliyorsun ya! Oğlum bir düşün, Allah aşkına bir düşün. Rahmetlinin 45 sarı lirası öylece durur. Benim dünyalığım da var 25 sarı lira. Bunların hepsini al. Yetmezse kefen param da var 10 sarı lira. Onu da vereyim. Gel Kerim’im etme. Belanın içine gitme. Ben sana yalvarayım. Şurada çocukların var, gelinin var. Bizi koyup ta gitme! Nereye gidiyorsun güzel Evladım? Ben sana yalvarayım. Ne olur bizi koyup ta gitme; evini terk etme” Kerim anasının yalvarmalarına dayanamıyor, içi parçalanıyordu da ne fayda. Herşey olup bitmiş, iş işten geçmiş gibiydi. Kuyuya dalmış çıkmıştı. Yapılacak pek bir şey kalmamıştı. Dallı Gelin’i dinlerken, kurşun yemiş gibi oluyordu da, ne çare.
“Anacığım biliyorum. Yerden göğe kadar haklısın. Sözlerin başıma geçer. Yorma kendini. Hiç üzülme. Elkin’e gitmeliyim. İnan. Hemen varıp döneceğim. Olanları da bir bir size söyleyeceğim. Hepsini birer birer diyeceğim. Canım Anam, izin ver bana. Ekin’e varıverip geleceğim. Olanları dosdoğruca size söyleyeceğim.” Ümmü Gülsüme de yalvarır gibi bakarak: “Ne olursunuz izin verin bana.” Dallı Hürü iyice sinirlenmişti. “Bu adam kanına susamış. Hiç ellemeyelim gitsin. “ Kerim’e dönerek: “Sonra köpekler kadar pişman olacaksın. Dallı Hürü söylediydi diyeceksin de iş işten geçecek. Allah sonumuzu hayır getirsin. Seni bir azdıran var. Önünden kaçıyorlar. Böyle değildin sen. Etrafını bir görebilsen.” Kerim yalvarmayı sürdürdü: “ Ana ne olur, bana izin verin. Önümden çekilin. Merdiven basamaklarını hızla indi. Karanlıklara karıştı gitti. Kafasında bin bir düşünce; Elkin’e doğru yol alırken; gülümseyerek söyleniyordu: “Mor Halil söylemişti: Hemen birden zengin oluvermek; netameliymiş demek.”
Anneler gününüz kutlu olsun.

