Kadim çağlardan gelen seslerle uyan
Uyan ve gör
Nice yıkımlar, göçler yaşayan o insan
Unutulmaz acılarını açmış göklere
Yine kederle inliyor bir keman
Azaptan çılgın yürekler, olmuş deli divane
Ah lê lê, garibem, hâlim yeman
Ay delalê nicedir gönül perişan
Ağlıyor rüzgar, ağlıyor toprak, ağlıyor bulut
Kim dayanır bu merhametsizliğe
Kemanın tınıları, sanki sağanak bir yağmur
Benziyor ruhuma çarptıkça inleyen bir sele
Bu ses, bağrında açan güllerin anaç kokusu
Bu ses, onulmaz ayrılıkların sevda yarası
Lê lê bêmal, ay lê Qederê, têlî têlî
Duy kısılan, boğulan sesimi
Duy feryadımı, kırma hatırımı
Bu kentler asırlardır harabi
Buralarda erken gelir insanların eceli
Körpecik yaşta bebeler, gençler
Her birisi, bir yerinden yaralı
Kahpe zalım söndürmüş ocakları
Günüm karardı, gönlüm köreldi
Duy sesimi, kararsız kılma inancını
Unutma dağların kilidini açan
O kutsal ikrarımızı

