Duygusallık ve duygusallaşma korkusu, hayatı incelik ve tatlılıkla kavrama yetisinden insanı yoksun bırakır. İnsanların bizi "yumuşak huylu" olarak tanımlamasından korkar, duygusallığımızı ciddiyet maskesinin ardına saklarız. Çoğu zaman "sensiz yaşayamam" yerine "güle güle" deriz. İçtenlikle konuşup, gönlümüzce hareket etmek istediğimiz anlarda bile yüzeysel, sıradan ve çaresizmiş gibi kalakalırız. Gönülden samimi bakışları ve sıcacık sevgi dolu sözleri bastırarak, yerlerini saçma sapan laflara ve kaçak, yapay bakışlara bıraktığımız anları kim hatırlamaz?
Yüzeyde kaldığımız ve gönül derinliklerine dalamadığımız yani gerçekten hakkıyla duygulanamadığımız zamanlarda, sanki kendimizden daha emin ve güçlü olduğumuzu zannederiz.
Oysa duyguların özgür akışından uzak kalmak ve çiçekten, müzikten, muhabbetten yoksun kalmaya çalışmak, aç olsa da kendisini tok saymaya ya da alevi sıcak olmayan bir ateşte ısınmaya benzer. İnsan kendisini nereye kadar aldatabilir?
Aramızda şefkate ve merhamete ihtiyacı olmayacak kadar güçlü kim var? Hiç bununla övünülebilinir mi? Dünyada hepimiz misafiriz. Neden birbirimize yabancı gibi davranıyoruz?
Her insani, vicdani ve ahlâki duruşun ardında duygusal bir güç vardır. Yalnızca küçük-basit insanlar, gerçek duygularının anlaşılmasından korkarlar. Her insanın doğrudan doğruya kalbine seslendiğinizde, sizi hemen anlayacaktır ve bu es geçilip, küçümsenecek bir şey değildir.
Hayatta güzel olan ne kadar çok şeyin duygusallıkla başladığını bir düşünün. Kollarını açıp bizi karşılayan dostlara canı gönülden sarılma arzusu nereden gelir? Çevremizdeki sıcacık insan çemberini gittikçe genişletebilmemizi sağlayan gönülden gelen duygularımız değil midir? Hiç bir ilişki yoktur ki, duygusal olduğu için yıkılmış olsun. Oysa yüzlercesi alelâde ve sıradan bir yüzeyselliğe düştükleri ya da kalıplaşma ritüellerine mahkum edildikleri için yıkılmıştır.
Duygusallık;, insanı sürekli yenileyen, hayatına heyecan ve dinamizm katan, inkar edilemeyecek yüce bir değer ve yetenektir.
Duygusallıktan bizi alıkoyan her şey, aslında bizi bizden ve gönlümüzü hayattan çalmaktadır.

