whatsapp
Aydın Mutlu Dinçoğul
Köşe Yazarı
Aydın Mutlu Dinçoğul
-
 

Âşkındır zahmet-i hikmet

Çıktım dağların kuytularına Hava ayaz mı ayaz Minnettir gönlümde sızlayan Eylerim aşka niyaz Eser keder rüzgârları Yer gök bembeyaz Düştüğüm ateşi âşktır Sevdikçe sakınılan ahdü aman Işık ışığa akar, yürek yüreği yakar Ne mahrem kalır içimde, ne bir kâr Aktığım ışıkta, geldiğim yer kaybolur Gittiğim yol ufukta uzayan ulu divan yoludur Azapla geçerim sır kapılarını Gönül damlalarından, er geç birikir hakikat Saçının her telinde yüklüdür bin gam Yıldırım gibi geçer zaman Serabî çöllerde mecnûn eyler beni Koştukça peşinde, aciz bırakır hakikat Kesilir soluk, kırılır kol kanat Gönül yükü, kuş tüyüdür aşığa Gariplerin sarılan gönül yarası Bahr-i ummânda çözülen esrar Ey kerameti güzel dost Söyle bana, koynunda ne saklarsın Gözlerinde açılan, kırlangıç kanatları Hangi narin gönüle konarsın Kadim çağlardan akan o bakışlar Doruklardan çağlayan ırmaklarla akar Gelip, yüreğimden kanatlanır Bağrımda yuvalanan azad kuşlar Garip kaldım, zalim gurbet ellerde Konuşmadan anlaştık, duymadan duyduk Görmeden gördük seninle Tek heyecan sensin gayrı içimde Derdim de dermanım da senin yüreğinde Ey yarenliği güzel dost Beni bitkin bıraktın susuz çöllerde Ne güzel cefalarla, aşkı harmanladın Sızısını duyduğum, narin bir inilti var içimde Kadim çağlardan akıp, umudu sarmalayan Âşkın gül nefesi, kokar tatlı dilimde Seni bulma zahmetim, ne güzel bir hikmettir Gönül ile muhabbetin, bahar gibi rengârenktir
Ekleme Tarihi: 18 Mart 2026 -Çarşamba

Âşkındır zahmet-i hikmet

Çıktım dağların kuytularına

Hava ayaz mı ayaz

Minnettir gönlümde sızlayan

Eylerim aşka niyaz

Eser keder rüzgârları

Yer gök bembeyaz

Düştüğüm ateşi âşktır

Sevdikçe sakınılan ahdü aman

Işık ışığa akar, yürek yüreği yakar

Ne mahrem kalır içimde, ne bir kâr

Aktığım ışıkta, geldiğim yer kaybolur

Gittiğim yol

ufukta uzayan ulu divan yoludur

Azapla geçerim sır kapılarını

Gönül damlalarından, er geç birikir hakikat

Saçının her telinde yüklüdür bin gam

Yıldırım gibi geçer zaman

Serabî çöllerde mecnûn eyler beni

Koştukça peşinde, aciz bırakır hakikat

Kesilir soluk, kırılır kol kanat

Gönül yükü, kuş tüyüdür aşığa

Gariplerin sarılan gönül yarası

Bahr-i ummânda çözülen esrar

Ey kerameti güzel dost

Söyle bana, koynunda ne saklarsın

Gözlerinde açılan, kırlangıç kanatları

Hangi narin gönüle konarsın

Kadim çağlardan akan o bakışlar

Doruklardan çağlayan ırmaklarla akar

Gelip, yüreğimden kanatlanır

Bağrımda yuvalanan azad kuşlar

Garip kaldım, zalim gurbet ellerde

Konuşmadan anlaştık, duymadan duyduk

Görmeden gördük seninle

Tek heyecan sensin gayrı içimde

Derdim de dermanım da senin yüreğinde

Ey yarenliği güzel dost

Beni bitkin bıraktın susuz çöllerde

Ne güzel cefalarla, aşkı harmanladın

Sızısını duyduğum, narin bir inilti var içimde

Kadim çağlardan akıp, umudu sarmalayan

Âşkın gül nefesi, kokar tatlı dilimde

Seni bulma zahmetim, ne güzel bir hikmettir

Gönül ile muhabbetin, bahar gibi rengârenktir

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirgundem.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.