whatsapp
Hakan Dalar
Köşe Yazarı
Hakan Dalar
h
 

Rusuhi savaşçı kimdir? - cumhuriyetin sır küpü

Atatürk'ün hemen yanı başında, fotoğraflarda hep o şık duruşuyla gördüğümüz ama adını hiç merak etmediğimiz bir adam var: Başyaver Rüsuhi Bey. Bugün gazetelerin manşetlerinde onun adını göremezsiniz. Ne bir meydana adı verildi, ne de hatıralarını milyonlara sattı. Oysa Cumhuriyet tarihinin en kritik 13 yılına, en yakından tanıklık eden insandı. Gölgede Kalan Bir Ömür İbrahim Rüsuhi Savaşçı, 1888 yılında Beyoğlu'nda doğdu. Kuleli Askeri Lisesi'ni bitirdi, 1909'da Harp Okulu'ndan Teğmen olarak mezun oldu. Onun askerliği, bir imparatorluğun son çırpınışlarının haritasıdır adeta: Trablusgarp'ta, Bingazi'de, Derne'de Yedinci Muhafız Bölüğü'nde savaşırken yaralandı. Sonra Çanakkale Boğazı'na, Bahri Sefit Karargahı'na atandı. 1914'te Irak Cephesi Komutanlığı Yaverliği, Süleyman Askeri Bey'in maiyeti... Bazı kaynaklarda Teşkilat-ı Mahsusa mensubu olduğu da zikredilir. 1920'de İstanbul'dan firar eden bir Kuleli sınıfıyla Ankara'ya geçti. Cebeci'deki talimgâhta görev yaparken Mustafa Kemal Paşa talimgâhı denetlemeye geldi. O ziyarette Rüsuhi'nin başarısını takdir etti ve onu yanına aldı. İşte o gün, 13 yıllık bir sırdaşlık başladı. Atatürk'ün En Uzun Başyaveri Rüsuhi Savaşçı, Cumhuriyet ilan edildikten sonra, Salih Bozok'un milletvekili seçilmesiyle boşalan Cumhurbaşkanlığı Başyaverliği'ne 1 Kasım 1923'te atandı. Aralıklı olarak tam 4 kez Başyaver oldu. Araya TBMM Muhafız Taburu Komutanlığı, 189. Alay Komutanlıkları girdi ama hep geri çağrıldı. Toplam 6 yıl Başyaverlik yaptı. Bu, Atatürk'ün en uzun süre görev yapan başyaveri olması demekti. Çok iyi giyinirdi, şıklığı Ankara'da dikkat çekerdi derler. Ama onu asıl farklı kılan şıklığı değil, ketumluğuydu. 1933 yılında Yarbay rütbesindeyken emekli edildi. 2. Dünya Savaşı'nda yeniden göreve çağrıldı; Hatay ve Eyüp Askerlik Şube Başkanlıkları yaptı ve 1947'de ikinci kez emekli oldu.  "Bir Devlet Adamının Sırları Mezara Gider" Rüsuhi Bey'i efsane yapan şey, emeklilik yıllarında yaşandı. 1950'li yıllarda Eyüp'teki mütevazı evinin kapısını gazeteciler, yayıncılar aşındırıyordu. Servet teklif ediyorlardı. "Atatürk'le yaşadıklarını anlat" diyorlardı. Ne Nutuk'ta yazanlar, ne sofrada konuşulanlar, ne de o en buhranlı gecelerde alınan kararlar... Cevabı tek bir cümleydi ve tarihe geçti: "Bir devlet adamının sırları, onunla birlikte mezara gider." Düşünün. Bugün herkesin bir anısı, herkesin bir ifşası var. O ise Harp Madalyası ve İstiklal Madalyası sahibi bir asker olarak, Atatürk'ün "Zabit ve Kumandan ile Hasbihal" kitabında ismen bahsettiği bir subay olarak susmayı seçti. 16 Temmuz 1959'da İstanbul'da geçirdiği kalp kriziyle vefat ettiğinde, yanında Cumhuriyet'in en mahrem arşivini de götürdü. Geride Sabiha Hanım ile üç evladı Erdoğan, Atilla ve Ferhunde kaldı. Neden Hatırlamalıyız? Biz bugün sadakati, vefayı, sır tutmayı unuttuğumuz için Rüsuhi Savaşçı'yı hatırlamalıyız. O, iktidarın gölgesinde parlamayı değil, gölge olmayı seçenlerdendi. Tarih, sadece konuşanları değil, gerektiğinde susmasını bilenleri de yazmalı. Eyüp'te bir yerde yatan Yarbay Rüsuhi Bey'e selam olsun.
Ekleme Tarihi: 05 Ekim 2026 -Pazartesi

Rusuhi savaşçı kimdir? - cumhuriyetin sır küpü

Atatürk'ün hemen yanı başında, fotoğraflarda hep o şık duruşuyla gördüğümüz ama adını hiç merak etmediğimiz bir adam var: Başyaver Rüsuhi Bey.

Bugün gazetelerin manşetlerinde onun adını göremezsiniz. Ne bir meydana adı verildi, ne de hatıralarını milyonlara sattı. Oysa Cumhuriyet tarihinin en kritik 13 yılına, en yakından tanıklık eden insandı.

Gölgede Kalan Bir Ömür

İbrahim Rüsuhi Savaşçı, 1888 yılında Beyoğlu'nda doğdu. Kuleli Askeri Lisesi'ni bitirdi, 1909'da Harp Okulu'ndan Teğmen olarak mezun oldu.

Onun askerliği, bir imparatorluğun son çırpınışlarının haritasıdır adeta:

Trablusgarp'ta, Bingazi'de, Derne'de Yedinci Muhafız Bölüğü'nde savaşırken yaralandı. Sonra Çanakkale Boğazı'na, Bahri Sefit Karargahı'na atandı. 1914'te Irak Cephesi Komutanlığı Yaverliği, Süleyman Askeri Bey'in maiyeti... Bazı kaynaklarda Teşkilat-ı Mahsusa mensubu olduğu da zikredilir.

1920'de İstanbul'dan firar eden bir Kuleli sınıfıyla Ankara'ya geçti. Cebeci'deki talimgâhta görev yaparken Mustafa Kemal Paşa talimgâhı denetlemeye geldi. O ziyarette Rüsuhi'nin başarısını takdir etti ve onu yanına aldı.

İşte o gün, 13 yıllık bir sırdaşlık başladı.

Atatürk'ün En Uzun Başyaveri

Rüsuhi Savaşçı, Cumhuriyet ilan edildikten sonra, Salih Bozok'un milletvekili seçilmesiyle boşalan Cumhurbaşkanlığı Başyaverliği'ne 1 Kasım 1923'te atandı.

Aralıklı olarak tam 4 kez Başyaver oldu. Araya TBMM Muhafız Taburu Komutanlığı, 189. Alay Komutanlıkları girdi ama hep geri çağrıldı. Toplam 6 yıl Başyaverlik yaptı. Bu, Atatürk'ün en uzun süre görev yapan başyaveri olması demekti.

Çok iyi giyinirdi, şıklığı Ankara'da dikkat çekerdi derler. Ama onu asıl farklı kılan şıklığı değil, ketumluğuydu.

1933 yılında Yarbay rütbesindeyken emekli edildi. 2. Dünya Savaşı'nda yeniden göreve çağrıldı; Hatay ve Eyüp Askerlik Şube Başkanlıkları yaptı ve 1947'de ikinci kez emekli oldu. 

"Bir Devlet Adamının Sırları Mezara Gider"

Rüsuhi Bey'i efsane yapan şey, emeklilik yıllarında yaşandı.

1950'li yıllarda Eyüp'teki mütevazı evinin kapısını gazeteciler, yayıncılar aşındırıyordu. Servet teklif ediyorlardı. "Atatürk'le yaşadıklarını anlat" diyorlardı. Ne Nutuk'ta yazanlar, ne sofrada konuşulanlar, ne de o en buhranlı gecelerde alınan kararlar...

Cevabı tek bir cümleydi ve tarihe geçti:

"Bir devlet adamının sırları, onunla birlikte mezara gider."

Düşünün. Bugün herkesin bir anısı, herkesin bir ifşası var. O ise Harp Madalyası ve İstiklal Madalyası sahibi bir asker olarak, Atatürk'ün "Zabit ve Kumandan ile Hasbihal" kitabında ismen bahsettiği bir subay olarak susmayı seçti.

16 Temmuz 1959'da İstanbul'da geçirdiği kalp kriziyle vefat ettiğinde, yanında Cumhuriyet'in en mahrem arşivini de götürdü.

Geride Sabiha Hanım ile üç evladı Erdoğan, Atilla ve Ferhunde kaldı.

Neden Hatırlamalıyız?

Biz bugün sadakati, vefayı, sır tutmayı unuttuğumuz için Rüsuhi Savaşçı'yı hatırlamalıyız.

O, iktidarın gölgesinde parlamayı değil, gölge olmayı seçenlerdendi. Tarih, sadece konuşanları değil, gerektiğinde susmasını bilenleri de yazmalı.

Eyüp'te bir yerde yatan Yarbay Rüsuhi Bey'e selam olsun.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirgundem.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.