Her yıl 21 Mart’ta kutlanan Nevruz Bayramı, yalnızca mevsimlerin değişimini değil, insanın iç dünyasında da yeni bir başlangıcı simgeler. Kışın soğuk ve durgun günlerinin ardından toprağın yeniden canlanması, aslında bizlere hayatın her şeye rağmen devam ettiğini hatırlatır.
Nevruz, Orta Asya’dan Anadolu’ya, Balkanlar’dan Kafkasya’ya uzanan geniş bir coğrafyada ortak bir kültürün, ortak bir hafızanın ürünüdür. Bu yönüyle sadece bir bayram değil; milletleri birbirine bağlayan güçlü bir köprüdür. Ateşin üzerinden atlanırken kötülüklerden arınma dileği, doğaya bırakılan dileklerle geleceğe dair umutlar hep aynı anlamı taşır: Yeniden başlamak.
Bugün belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, Nevruz’un özünde saklı olan o birlik ve beraberlik ruhudur. Ayrışmaların, kırgınlıkların ve mesafelerin arttığı bir dünyada Nevruz; bize yeniden bir araya gelmeyi, paylaşmayı ve kardeşçe yaşamayı hatırlatır. Çünkü bahar sadece doğaya değil, insanın kalbine de gelmelidir.
Nevruz’un bir diğer önemli yanı ise umudu diri tutmasıdır. Her karanlık kışın ardından bir baharın mutlaka geleceğini bilmek, insanın en büyük gücüdür. Bu yüzden Nevruz, geçmişten geleceğe uzanan bir umut zinciridir.
Dileriz ki bu Nevruz; sadece doğayı değil, kalplerimizi de yeşertsin. Barışın, huzurun ve kardeşliğin egemen olduğu bir dünyanın kapılarını aralasın. Çünkü gerçek bahar, insanın içinde başlar.

