Hayatın garip bir huyu vardır. En başta güçlü görünenleri değil, en çok mücadele edenleri ödüllendirir.
Çocukluk yıllarında sınıfın en çalışkanı, en konuşkanı, en girişkeni olmak elbette güzeldir. Güzel okullar kazanmak, yüksek notlar almak da küçümsenecek başarılar değildir. Ancak hayatın uzun yolculuğu bize defalarca göstermiştir ki başarı sadece okul sıralarında yazılan karne notlarından ibaret değildir.
Bazen en sessiz çocuk, yıllar sonra en sağlam karaktere dönüşür.
Kimsenin dikkatini çekmeyen, "Bu çocuktan ne olur?" denilen bir evlat; hayatın içinde öyle mücadele verir ki, gün gelir kendi ayakları üzerinde dimdik duran, üreten, paylaşan, çevresine umut olan bir insan olur. Çünkü gerçek hayat, okul kapısından çıkıldıktan sonra başlar.
Ne yazık ki biz anne babalar olarak çoğu zaman çocuklarımızı birbirleriyle kıyaslama hatasına düşüyoruz. Oysa her çocuğun zamanı farklıdır. Her tohum aynı mevsimde filiz vermez. Kimi erken açar, kimi geç... Ama kökü sağlam olan ağaç, fırtınaya daha uzun süre dayanır.
Asıl mesele çocuklarımızı yarış atına çevirmek değildir.
Onlara düştüklerinde yeniden ayağa kalkabilmeyi, kaybettiklerinde yeniden denemeyi, emek vermeyi, sabretmeyi ve en önemlisi iyi insan olmayı öğretebilmektir. Çünkü diploma insanın kapısını açabilir; karakter ise ömrü boyunca yolunu aydınlatır.
Bugün etrafımıza baktığımızda bunun sayısız örneğini görüyoruz. Bir zamanlar başarılarıyla alkışlanan bazı insanlar hayatın yükü karşısında zorlanırken, sessiz sedasız büyüyen nice çocuk emekleriyle örnek bir hayat kurabiliyor. Demek ki gerçek başarı, erken parlamak değil; uzun yıllar dimdik ayakta kalabilmektir.
Çocuklarımızın geleceğini yalnızca kazandıkları okul belirlemeyecek. Onların dürüstlüğü, vicdanı, çalışkanlığı, merhameti ve mücadele gücü belirleyecek.
Biz onlara yalnızca bilgi değil; direnç de bırakmalıyız.
Çünkü hayat, herkesin alkışladığı çocukları değil, vazgeçmeyen çocukları ödüllendiriyor.
Dileğimiz; kökleri sağlam, gölgesi güven veren bir çınar gibi büyüyen evlatlar yetiştirebilmek...
Ve yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda, "Hangi okulu kazandı?" diye değil, "Ne güzel bir insan olmuş." diyebilmek...
İşte o zaman gerçek başarının adını koyabiliriz.

