Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yayımlanan sosyal yardım verileri, milyonlarca vatandaşın temel ihtiyaçlarını sosyal desteklerle karşılamak zorunda kaldığını ortaya koyuyor. Kamuoyuyla paylaşılan resmî veriler, Türkiye'de ekonomik sıkıntıların toplumun geniş kesimlerini etkilediğini açıkça gösteriyor.
Hiç kuşkusuz sosyal yardımlar, ihtiyaç sahibi vatandaşlarımız için önemli bir güvence ve sosyal devlet anlayışının vazgeçilmez unsurlarından biridir. Zor zamanlarda devletin vatandaşının yanında olması hem insani hem de anayasal bir sorumluluktur. Ancak üzerinde düşünülmesi gereken asıl mesele, her geçen yıl sosyal yardımlara ihtiyaç duyan insan sayısının neden arttığıdır.
Milyonlarca vatandaş yaşamını sürdürebilmek için sosyal desteklere ihtiyaç duyuyorsa, bu tabloyu yalnızca rakamlar üzerinden değil, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla da değerlendirmek gerekir. Çünkü kalıcı refahın yolu, yardımların artmasından değil; üretimin, yatırımın ve istihdamın güçlenmesinden geçmektedir.
Ekonomik sorunların kalıcı çözümü, vatandaşların sürekli yardıma ihtiyaç duymadığı bir düzenin kurulmasıdır. İnsanların emeğiyle geçimini sağlayabildiği, alın terinin karşılığını alabildiği ve geleceğe güvenle bakabildiği bir ekonomik yapı, sosyal devlet anlayışının en önemli hedefi olmalıdır.
Gerçek sosyal devlet, yoksulluğu yönetmekle yetinmez; yoksulluğu azaltacak ve ortadan kaldıracak politikaları hayata geçirir. Üretimi teşvik eden, istihdamı artıran, gelir dağılımında adaleti gözeten ve fırsat eşitliğini güçlendiren uygulamalar, toplumun refahını kalıcı şekilde yükseltecektir.
Ekonomik büyümenin toplumun tüm kesimlerine adil biçimde yansıması büyük önem taşımaktadır. Sosyal politikalar yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılamayı değil, yarının umutlarını da güçlendirmelidir.
Hiçbir vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmadığı, çocukların yoksulluk gölgesinde büyümediği, ailelerin geleceğe güvenle baktığı bir Türkiye elbette mümkündür. Bunun yolu ise üretimi önceleyen, istihdamı artıran, sosyal adaleti güçlendiren ve insan onuruna yakışır yaşam koşullarını esas alan ekonomik politikalardan geçmektedir.

