Yerel yönetimler yalnızca yol, kaldırım, altyapı ve üstyapı çalışmaları yapan kurumlar değildir. Çağdaş belediyecilik anlayışı; kültürden spora, tarımdan sosyal hizmetlere kadar geniş bir alanda halkın yaşamını kolaylaştırmayı ve kentin ekonomik gücünü artırmayı gerektirir.
Seydişehir Belediyesi, Mehmet Tutal ve Hasan Ustaoğlu dönemlerinde bu anlayışın bazı örneklerini ortaya koyarak üretken ve kalkınmacı belediyecilik konusunda önemli adımlar attı. Özellikle belediyeye ait tarım arazilerinin değerlendirilmesi, kadın kooperatifleri ve çiftçilerimizin üretimlerinin desteklenmesi bu açıdan önemlidir.
Şehir Lokantası'nda vatandaşlara uygun fiyatla yemek sunulabilmesi de üretimle doğrudan ilişkilidir. Belediye kendi arazilerinde ürettiği ürünleri bu tür sosyal hizmetlerde değerlendirebildiğinde hem maliyetleri düşürür hem de vatandaşın bütçesine katkı sağlar. Bu yaklaşım herhangi bir esnaf grubuna karşı olmak değil, piyasada bir tür oto kontrol mekanizması oluşturmaktır.
Elbette belediyelerin görevi yalnızca fiyatları denetlemek değildir. Üretimi artırmak, istihdam oluşturmak ve özellikle dar gelirli vatandaşların yaşam maliyetlerini azaltacak projeler geliştirmek de yerel yönetimlerin sorumlulukları arasında olmalıdır.
Geçmişte merhum Belediye Başkanı Mehmet Atalay da belediyenin tarımsal üretim konusunda önemli projeler düşündüğünü ve bunun için arazi satın aldığını bir röportajımda anlatmıştı. Ancak 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında bu çalışmalar kesintiye uğramış, söz konusu arazi sonraki dönemlerde satılmıştı.
Bugün ise belediyenin yeniden üretime yönelmesi önemli bir fırsattır. Bu adımlar daha da geliştirilerek belediyenin yanı sıra kadın kooperatifleri ve çiftçilerimizin üretimleri desteklenebilir; elde edilen ürünler sosyal tesislerde ve şehir lokantasında değerlendirilebilir.
Bir başka önemli konu da iş yeri kiralarıdır. Yüksek kiralar doğrudan üretim ve hizmet maliyetlerine yansımaktadır. Belediye elindeki kullanılmayan veya atıl durumdaki gayrimenkulleri uzun vadeli bir planlama içerisinde değerlendirerek yeni iş yerleri ve çarşı alanları oluşturabilir. Uygun kiralı yeni iş yerlerinin piyasaya kazandırılması, diğer bölgelerdeki kira fiyatlarının da dengelenmesine katkı sağlayabilir.
Eğer öncelikli sorun açlık, yoksulluk, işsizlik ve hayat pahalılığı ise belediyeciliğin hedefi de bu sorunların çözümüne katkı sunmak olmalıdır.
Seydişehir Belediyesi bu yönde önemli adımlar atmaktadır. Ancak bu adımların daha da sıklaştırılması, üretimi ve istihdamı artıracak yeni projelerin cesaretle hayata geçirilmesi gerekir.
Unutulmamalıdır ki belediye başkanlarının asli görevi yalnızca bir sonraki seçimi düşünmek değil, görev yaptıkları şehre kalıcı eserler ve çözümler bırakmaktır.
Muhtaç olduğunuz güç, sizlere oy veren ve sizlerden hizmet bekleyen halktır. Bu halk, kendisi için çalışanları daima kalbinde yaşatır.

