İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, sahip olduğu ahlaki değerlerdir. Sevgi, saygı, adalet, dürüstlük, hoşgörü ve vefa… Bunlar sadece güzel kelimeler değil, bir toplumun ayakta kalmasını sağlayan görünmez sütunlardır. Bu sütunlardan biri yıkıldığında, aslında hepimiz biraz daha eksiliriz.
Ne acıdır ki artık en yakınlarımızdan, yıllarımızı paylaştığımız dostlarımızdan, birlikte yol yürüdüğümüz insanlardan bile vefa görmekte zorlanıyoruz. Menfaatlerin dostluğun önüne geçtiği, çıkar ilişkilerinin samimiyetin yerini aldığı bir dönemi yaşıyoruz. İnsanlar birbirini olduğu gibi değil, kendilerine sağladığı fayda kadar değerli görmeye başladı.
Küreselleşmenin hızlandırdığı yaşam temposu, teknolojinin hayatımıza kattığı kolaylıkların yanında insan ilişkilerini de yüzeyselleştirdi. Değişen ekonomik şartlar, tüketim odaklı yaşam anlayışı ve bireyselliğin sürekli teşvik edilmesi; paylaşmayı, empatiyi, fedakârlığı ve vefayı geri plana itti. Maddi zenginlik artarken manevi zenginliğimiz aynı oranda fakirleşti.
Toplum olarak yaşadığımız güvensizlik, yalnızlık ve mutsuzluğun temelinde de bu değer kaybı yatıyor. İnsanlar artık birbirine daha temkinli yaklaşıyor, dostluklar kısa ömürlü oluyor, komşuluk ilişkileri zayıflıyor, aile bağları bile eski sıcaklığını kaybediyor. Teknoloji bizi birbirimize bağladı ama gönüllerimizi birbirinden uzaklaştırdı.
Ünlü düşünürlerin de söylediği gibi, vefa vicdanın hafızasıdır. İyilik bilmek ise insan olmanın en güzel göstergesidir. Bir teşekkür etmeyi, bir gönül almayı, bir dostu zor gününde yalnız bırakmamayı başarabildiğimiz sürece insanlığımızı da koruyabiliriz.
En çok yaşamak yakışır insana... Ama yaşamak sadece nefes almak değildir. Asıl yaşamak; insanca yaşayabilmek, sevebilmek, paylaşabilmek, hakkı gözetebilmek ve ardında güzel hatıralar bırakabilmektir.
Bugün yaşadığımız değer erozyonu yalnızca bireysel bir sorun değildir. Bu, geleceğimizi ilgilendiren ciddi bir medeniyet meselesidir. Eğer vefayı, sevgiyi, saygıyı ve dürüstlüğü yeniden hayatımızın merkezine koyamazsak, geriye sadece kalabalıklar içinde yalnızlaşan insanlar kalacaktır.
Çünkü vefa, hatırlamaktır… Vefa, sahip çıkmaktır… Vefa, insan kalabilmektir.
"İnsan, ardında bıraktığı malıyla değil; yaşattığı vefayla hatırlanır."

