whatsapp
Enver Haykır
Köşe Yazarı
Enver Haykır
 

Ne kahvenin hatırı kaldı ne de sıcaklığı!

İnsan ilişkilerinin değerini anlatan bazı sözler vardır ki, nesiller boyunca dilden dile aktarılır. Bunlardan biri de hepimizin bildiği o meşhur söz: “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” Rivayete göre İstanbul Yemiş İskelesi’nde kahve yapan bir kahveci varmış. Günlerden bir gün kahvehaneye bir yeniçeri gelmiş. Kahveciye içeride bulunan herkese kendisinden birer kahve ikram etmesini istemiş. Ancak köşede yalnız başına oturan Rum gemi kaptanına kahve verilmemesini özellikle tembihlemiş. Kahveci, yeniçerinin ikramını herkese dağıttıktan sonra iki kahve alıp Rum kaptanın yanına gitmiş. Birlikte kahve içip sohbet etmişler. Bunu gören yeniçeri öfkelenerek: “Ben ona vermeyeceksin demedim mi?” diye çıkışmış. Kahveci ise sakin bir şekilde: “O senin ikramın değil, benim ikramım.” demiş. Aradan tam kırk yıl geçmiş. Sisam Adası’nda büyük bir isyan çıkmış. Rumların eline düşen kahveci esir alınarak köle pazarına çıkarılmış. Yaşlı bir adam tarafından satın alınmış ve ıssız bir yere götürülmüş. Kahveci, ölümünün geldiğini düşünerek korkuyla adama bakarken yaşlı adam ona dönüp şöyle demiş: “Sen bana kırk yıl önce bir fincan kahve ikram etmiştin. Ben o kahvenin hatırını unutmadım.” Meğer o yaşlı adam, yıllar önce kahve ikram ettiği Rum kaptanın ta kendisiymiş. İşte derler ki, “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” sözü buradan gelir. Ama bugün düşünüyorum da... Ya kahvelerde bir eksiklik var ya da insanlarda. Çünkü artık bırakın kırk yılı, kırk dakikalık hatır bile kalmadı. Hayatın bana öğrettiği en acı gerçeklerden biri şu oldu: İnsana en büyük kırgınlığı çoğu zaman yabancılar değil, dost bildikleri yaşatıyor. Birlikte kahve içtiklerimiz, aynı sofraya oturduklarımız, evimizin kapısını açtıklarımız... Kötülük gördüğüm insanların çoğu, bir zamanlar aynı fincandan dostluk içtiğim kişilerdi. Demek ki mesele kahvede değilmiş. Mesele, kahvenin taşıdığı hatırı anlayabilmekteymiş. Kahve sadece bir içecek değildir. Kahve; samimiyettir, vefadır, dostluktur. Bir fincan kahve ikram ederken aslında gönlünüzden bir yer açarsınız karşınızdakine. Ama o gönlün kıymetini bilmeyenlerle içilen kahvenin de bir anlamı kalmıyor. Bu yüzden artık kahvemi herkesle içmiyorum. Kendimle içiyorum bazen. Bazen de değerini bildiğim, samimiyetinden emin olduğum birkaç dostla... Bir kahve içelim diyen çok oluyor. Eskiden hiç düşünmeden otururdum o masaya. Şimdi ise önce insanın niyetine bakıyorum. Çünkü kahvenin değil, samimiyetin eksildiği bir zamanda yaşıyoruz. Düşünüyorum da... Bir fincan kahveye kırk yıl hatır biçen insanlar, onca iyiliğe, fedakârlığa ve emeğe neden bir ömürlük değer biçemiyor? Demek ki eksilen kahve değilmiş. Eksilen vefa olmuş. Eksilen hatır olmuş. Eksilen insanlık olmuş. Benim artık kahvenin hatırına değil; dürüstlüğe, samimiyete ve vefaya ihtiyacım var. Yazımı, büyük şair Orhan Veli Kanık’ın çok sevdiğim bir sözüyle bitirmek istiyorum: “Oysa kahve içmişliğimiz de vardı; bu ne hatır gönül bilmezlik...”
Ekleme Tarihi: 23 Haziran 2026 -Salı

Ne kahvenin hatırı kaldı ne de sıcaklığı!

İnsan ilişkilerinin değerini anlatan bazı sözler vardır ki, nesiller boyunca dilden dile aktarılır. Bunlardan biri de hepimizin bildiği o meşhur söz: “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.”

Rivayete göre İstanbul Yemiş İskelesi’nde kahve yapan bir kahveci varmış. Günlerden bir gün kahvehaneye bir yeniçeri gelmiş. Kahveciye içeride bulunan herkese kendisinden birer kahve ikram etmesini istemiş. Ancak köşede yalnız başına oturan Rum gemi kaptanına kahve verilmemesini özellikle tembihlemiş.

Kahveci, yeniçerinin ikramını herkese dağıttıktan sonra iki kahve alıp Rum kaptanın yanına gitmiş. Birlikte kahve içip sohbet etmişler. Bunu gören yeniçeri öfkelenerek:

“Ben ona vermeyeceksin demedim mi?” diye çıkışmış.

Kahveci ise sakin bir şekilde:

“O senin ikramın değil, benim ikramım.” demiş.

Aradan tam kırk yıl geçmiş.

Sisam Adası’nda büyük bir isyan çıkmış. Rumların eline düşen kahveci esir alınarak köle pazarına çıkarılmış. Yaşlı bir adam tarafından satın alınmış ve ıssız bir yere götürülmüş. Kahveci, ölümünün geldiğini düşünerek korkuyla adama bakarken yaşlı adam ona dönüp şöyle demiş:

“Sen bana kırk yıl önce bir fincan kahve ikram etmiştin. Ben o kahvenin hatırını unutmadım.”

Meğer o yaşlı adam, yıllar önce kahve ikram ettiği Rum kaptanın ta kendisiymiş.

İşte derler ki, “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” sözü buradan gelir.

Ama bugün düşünüyorum da...

Ya kahvelerde bir eksiklik var ya da insanlarda.

Çünkü artık bırakın kırk yılı, kırk dakikalık hatır bile kalmadı.

Hayatın bana öğrettiği en acı gerçeklerden biri şu oldu: İnsana en büyük kırgınlığı çoğu zaman yabancılar değil, dost bildikleri yaşatıyor. Birlikte kahve içtiklerimiz, aynı sofraya oturduklarımız, evimizin kapısını açtıklarımız...

Kötülük gördüğüm insanların çoğu, bir zamanlar aynı fincandan dostluk içtiğim kişilerdi.

Demek ki mesele kahvede değilmiş.

Mesele, kahvenin taşıdığı hatırı anlayabilmekteymiş.

Kahve sadece bir içecek değildir. Kahve; samimiyettir, vefadır, dostluktur. Bir fincan kahve ikram ederken aslında gönlünüzden bir yer açarsınız karşınızdakine. Ama o gönlün kıymetini bilmeyenlerle içilen kahvenin de bir anlamı kalmıyor.

Bu yüzden artık kahvemi herkesle içmiyorum.

Kendimle içiyorum bazen.

Bazen de değerini bildiğim, samimiyetinden emin olduğum birkaç dostla...

Bir kahve içelim diyen çok oluyor. Eskiden hiç düşünmeden otururdum o masaya. Şimdi ise önce insanın niyetine bakıyorum. Çünkü kahvenin değil, samimiyetin eksildiği bir zamanda yaşıyoruz.

Düşünüyorum da...

Bir fincan kahveye kırk yıl hatır biçen insanlar, onca iyiliğe, fedakârlığa ve emeğe neden bir ömürlük değer biçemiyor?

Demek ki eksilen kahve değilmiş.

Eksilen vefa olmuş.

Eksilen hatır olmuş.

Eksilen insanlık olmuş.

Benim artık kahvenin hatırına değil; dürüstlüğe, samimiyete ve vefaya ihtiyacım var.

Yazımı, büyük şair Orhan Veli Kanık’ın çok sevdiğim bir sözüyle bitirmek istiyorum:

“Oysa kahve içmişliğimiz de vardı; bu ne hatır gönül bilmezlik...”

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirgundem.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.