whatsapp
Enver Haykır
Köşe Yazarı
Enver Haykır
 

Geçmişin görkemli hatıraları!

Ne varsa, eskinin hatırına; İnsan bazen ne geleceğin peşinden koşar ne de bugünün telaşına kapılır. Sadece durur. Arkasına döner ve yıllar önce bıraktığı izlere bakar. Çünkü bilir ki insanı ayakta tutan yalnızca yarınlara dair umutları değil, dünlerinden taşıdığı hatıralardır. Koskoca bir maziyi geride bıraktık. O mazide çocukluğumuz vardı, gençliğimiz vardı, dostluklarımız, komşuluklarımız, selamlaşmalarımız vardı. Bir bardak çayın kırk yıl hatırı olduğuna inanılan günlerdi onlar. Kapılar kilitlenmez, gönüller kapanmazdı. Bugün ise aynı sokaklardan geçiyoruz ama aynı duyguları bulamıyoruz. Aynı şehirde yaşıyoruz ama aynı insan ilişkilerini yaşayamıyoruz. Teknoloji ilerledi, binalar yükseldi, yollar genişledi; fakat sanki gönüller biraz daha daraldı. Eski günlerle yeninin birebir örtüşmesini beklemek elbette gerçekçi değil. Zaman değişiyor, insanlar değişiyor, hayatın akışı değişiyor. Ancak değişmemesi gereken bazı değerler vardı. Saygı, vefa, samimiyet, güven… İşte onları kaybettikçe geçmişe olan özlemimiz daha da büyüyor. Geçmişin ihtişamı sadece taş binalardan, eski dükkânlardan ya da dar sokaklardan ibaret değildi. O ihtişamı oluşturan insanlardı. Aynı sofrayı paylaşan ailelerdi, komşusunun derdiyle dertlenen insanlar, mahallenin her çocuğunu kendi evladı gibi gören büyüklerdi. Bugün geriye dönüp baktığımızda, o günleri yeniden yaşayamayacağımızı biliyoruz. Ne çocukluğumuz geri gelecek ne de zaman eski takvim yapraklarını önümüze serecek. Fakat geçmişten aldığımız dersleri bugüne taşıyabiliriz. Belki de geçmişin ekmeğini yemek; sadece eskiyi özlemek değil, o güzel değerlerle bugünü yeniden yoğurabilmektir. Çünkü ekmek emek ister. Hatıralar da emek ister. İnsan geçmişini unutmadan geleceğini inşa ederse köklerinden kopmaz. Bazen eski bir fotoğraf, bazen çocukluğumuzun geçtiği bir sokak, bazen yıllardır görmediğimiz bir dostun sesi bizi yıllar öncesine götürmeye yeter. O an anlarız ki insanın gerçek serveti banka hesaplarında değil, biriktirdiği güzel hatıralardadır. Geçmişe takılıp kalmak elbette doğru değildir. Ama geçmişi unutmak da insanın kendisini unutmasıdır. Çünkü geçmiş, kim olduğumuzun aynasıdır. Ben bugün geçmişimin ekmeğini yemeye geldim. Bir dilim vefa, bir lokma dostluk, biraz samimiyet, biraz da insanlık bulabilir miyim diye... Belki eski günleri geri getiremeyiz. Ama o günlerin güzel insanı olmayı yeniden başarabiliriz. İşte o zaman hem geçmişimize hem de geleceğimize karşı borcumuzu ödemiş oluruz.
Ekleme Tarihi: 06 Temmuz 2026 -Pazartesi

Geçmişin görkemli hatıraları!

Ne varsa, eskinin hatırına;

İnsan bazen ne geleceğin peşinden koşar ne de bugünün telaşına kapılır. Sadece durur. Arkasına döner ve yıllar önce bıraktığı izlere bakar. Çünkü bilir ki insanı ayakta tutan yalnızca yarınlara dair umutları değil, dünlerinden taşıdığı hatıralardır.

Koskoca bir maziyi geride bıraktık. O mazide çocukluğumuz vardı, gençliğimiz vardı, dostluklarımız, komşuluklarımız, selamlaşmalarımız vardı. Bir bardak çayın kırk yıl hatırı olduğuna inanılan günlerdi onlar. Kapılar kilitlenmez, gönüller kapanmazdı.

Bugün ise aynı sokaklardan geçiyoruz ama aynı duyguları bulamıyoruz. Aynı şehirde yaşıyoruz ama aynı insan ilişkilerini yaşayamıyoruz. Teknoloji ilerledi, binalar yükseldi, yollar genişledi; fakat sanki gönüller biraz daha daraldı.

Eski günlerle yeninin birebir örtüşmesini beklemek elbette gerçekçi değil. Zaman değişiyor, insanlar değişiyor, hayatın akışı değişiyor. Ancak değişmemesi gereken bazı değerler vardı. Saygı, vefa, samimiyet, güven… İşte onları kaybettikçe geçmişe olan özlemimiz daha da büyüyor.

Geçmişin ihtişamı sadece taş binalardan, eski dükkânlardan ya da dar sokaklardan ibaret değildi. O ihtişamı oluşturan insanlardı. Aynı sofrayı paylaşan ailelerdi, komşusunun derdiyle dertlenen insanlar, mahallenin her çocuğunu kendi evladı gibi gören büyüklerdi.

Bugün geriye dönüp baktığımızda, o günleri yeniden yaşayamayacağımızı biliyoruz. Ne çocukluğumuz geri gelecek ne de zaman eski takvim yapraklarını önümüze serecek. Fakat geçmişten aldığımız dersleri bugüne taşıyabiliriz.

Belki de geçmişin ekmeğini yemek; sadece eskiyi özlemek değil, o güzel değerlerle bugünü yeniden yoğurabilmektir. Çünkü ekmek emek ister. Hatıralar da emek ister. İnsan geçmişini unutmadan geleceğini inşa ederse köklerinden kopmaz.

Bazen eski bir fotoğraf, bazen çocukluğumuzun geçtiği bir sokak, bazen yıllardır görmediğimiz bir dostun sesi bizi yıllar öncesine götürmeye yeter. O an anlarız ki insanın gerçek serveti banka hesaplarında değil, biriktirdiği güzel hatıralardadır.

Geçmişe takılıp kalmak elbette doğru değildir. Ama geçmişi unutmak da insanın kendisini unutmasıdır. Çünkü geçmiş, kim olduğumuzun aynasıdır.

Ben bugün geçmişimin ekmeğini yemeye geldim.

Bir dilim vefa, bir lokma dostluk, biraz samimiyet, biraz da insanlık bulabilir miyim diye...

Belki eski günleri geri getiremeyiz.

Ama o günlerin güzel insanı olmayı yeniden başarabiliriz.

İşte o zaman hem geçmişimize hem de geleceğimize karşı borcumuzu ödemiş oluruz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirgundem.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.