Türkiye genelinde olduğu gibi Seydişehir’de kuraklıktan nasibini aldı. Suğla gölünün fiziki yapısının bozulmasına sessiz kalanlar maalesef ilçemizden geçen birçok kanalların kurumasına da ses çıkaramadılar. Çünkü her kesimin kendisine göre bir çıkarı vardı. Kendilerini hemen gizleyiverdiler. Bu yıl suğla ovası susuz kaldı. Bir tas su için sanki yalvarıyor. Ürettikleri ürün para etmedi. Bu sesi duyanların aziz olmaya da hiç niyetleri yok!
Gölümüzün de suyumuzun da çalınmasını göremediler. Aslında avucumuzun içinden kayıp giden birçok varlığımızın farkında bile olamadılar. O günlerin menfaatçiler bugün sokaklarda dolaşıyorlar.
İçme suyumuz olsun, tarımsal suyumuz olsun elbette insan hayatı için çok önemlidir. Hem de her daim. Ne içme suyu için ne de tarımsal su için yapılmış proje var mı? Merak ediyorum. İlçemizin bu işlerini takip edecek Ankara’da bir insanımız var mı? Her yıl yaz ayı geldiğinde de hazırlıksız yakalanıveriyoruz. Hele hele bu yıl su yoksunluğunun ne demek olduğunu bir kez daha anladık. İlçemiz çevresinde iklim krizine yol açabilecek enerji kaynaklarına geçen dönemlerdeki beledi başkanlarınca göz yumulmuş. Rant çevreleri tatlı paralar kazanırken elimizdeki kalan tarım ve hayvancılığı bitirme noktasına gelmişiz. Beton yığınlarının arasından ölmemek için zar zor yaşamaya devam ediyoruz. Yöremizin yağış almasını neredeyse engellemişler. Konunun uzmanı bazı dostlarımız yörede kuraklı yaşanmasına hayret ediyorlar. Susuzlukla imtihan ediliyorsunuz diyorlar.
Bir zamanlar benim çocukluğumda ovamızdan geçen su kanalları dolu dolu akarak Konya ovasına kadar uzanırdı. Geldiğimiz nokta da su kanallarımız kurudu. Çiftçiler çığlık çığlığa su diye bağırıyor! Yakın gelecek te toprakta ölürse! Haber sitemizde ‘ Kültür’ konulu alıntı bir yazı paylaştık. Kültürün kelime manası Neolotik dönemlerden günümüze kadar toprak ve tarım olduğu belirtilmiş. Atatürk’de kurtuluş savaşında yurt toprakları için ölüm emri vermemiş miydi? Öyleyse bu kutsal toprakları neden susuz bırakıyorsunuz?