whatsapp
Enver Haykır
Köşe Yazarı
Enver Haykır
 

Alüminyumun stratejik gücü ve Seydişehir’in yeni yüzü

Sanayi artık yalnızca üretim yapmak değildir. Sanayi; teknoloji üretmektir, bağımlılığı azaltmaktır, stratejik alanlarda söz sahibi olmaktır. Seydişehir’de yükselen yeni yatırım hamlesi tam da bu noktada anlam kazanıyor. Eti Alüminyum’un devam eden haddehane yatırımı, sıradan bir kapasite artışı değil; Türkiye’nin yassı alüminyumda dışa bağımlılığını azaltmaya dönük stratejik bir eşik anlamına geliyor. Bugün alüminyum; savunma sanayinden enerjiye, ulaşımdan havacılığa kadar geniş bir alanda temel girdi konumunda. Özellikle savunma sanayinde kullanılan yüksek nitelikli yassı ürünler, teknolojik bağımsızlığın yapı taşlarından biri. Bu nedenle 2027’de devreye girmesi planlanan yeni tesis, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeostratejik bir yatırım niteliği taşıyor. Rakamlar dikkat çekici: 400 milyon dolarlık yatırım, yıllık yaklaşık 600 milyon dolarlık ithalatı ikame etme potansiyeli. İlk etapta 100 bin tonluk üretim, ardından 250 bin tona kadar çıkabilecek kapasite. Bu, yalnızca bir fabrikanın büyümesi değil; cari açığın azaltılması, yerli üretimin güçlenmesi ve yüksek katma değerli sanayiye geçişin hızlanması demek. Unutmamak gerekir ki Cengiz Holding bünyesinde faaliyet gösteren Eti Alüminyum, Türkiye’de madenden son ürüne kadar üretim yapabilen tek entegre birincil alüminyum tesisi konumunda. Bu entegrasyon gücü, yatırımı daha anlamlı hale getiriyor. Çünkü mesele sadece üretmek değil; hammaddeyi işleyip nihai ürüne dönüştürebilmek. Bir başka önemli başlık ise Ar-Ge ve döngüsel ekonomi yaklaşımı. Boksitten lityum karbonat üretimi konusunda alınan patent, klasik madencilik anlayışının ötesine geçildiğini gösteriyor. Atığa “artık madde” gözüyle bakmak, yeni ekonomik değer alanları oluşturmak demektir. Seydişehir için bu yatırım ne anlama geliyor? İstihdamın güçlenmesi, yan sanayinin canlanması, ticaret hacminin artması ve en önemlisi ilçenin “yüksek teknoloji üretim merkezi” kimliğinin pekişmesi. Yerel ölçekte ekonomik hareketlilik, ulusal ölçekte ise stratejik kazanım. Türkiye’nin yeni sanayi hikâyesi; düşük katma değerli üretimden, teknoloji yoğun ve savunma odaklı üretime geçişle yazılıyor. Alüminyum bu hikâyenin ana karakterlerinden biri. Seydişehir ise bu hikâyede artık yalnızca bir üretim noktası değil; stratejik dönüşümün merkezlerinden biri olma yolunda ilerliyor. Ve görünen o ki, asıl üretim şimdi başlıyor.
Ekleme Tarihi: 27 Şubat 2026 -Cuma

Alüminyumun stratejik gücü ve Seydişehir’in yeni yüzü

Sanayi artık yalnızca üretim yapmak değildir. Sanayi; teknoloji üretmektir, bağımlılığı azaltmaktır, stratejik alanlarda söz sahibi olmaktır.

Seydişehir’de yükselen yeni yatırım hamlesi tam da bu noktada anlam kazanıyor.

Eti Alüminyum’un devam eden haddehane yatırımı, sıradan bir kapasite artışı değil; Türkiye’nin yassı alüminyumda dışa bağımlılığını azaltmaya dönük stratejik bir eşik anlamına geliyor.

Bugün alüminyum; savunma sanayinden enerjiye, ulaşımdan havacılığa kadar geniş bir alanda temel girdi konumunda. Özellikle savunma sanayinde kullanılan yüksek nitelikli yassı ürünler, teknolojik bağımsızlığın yapı taşlarından biri. Bu nedenle 2027’de devreye girmesi planlanan yeni tesis, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeostratejik bir yatırım niteliği taşıyor.

Rakamlar dikkat çekici:
400 milyon dolarlık yatırım, yıllık yaklaşık 600 milyon dolarlık ithalatı ikame etme potansiyeli. İlk etapta 100 bin tonluk üretim, ardından 250 bin tona kadar çıkabilecek kapasite.

Bu, yalnızca bir fabrikanın büyümesi değil; cari açığın azaltılması, yerli üretimin güçlenmesi ve yüksek katma değerli sanayiye geçişin hızlanması demek.

Unutmamak gerekir ki Cengiz Holding bünyesinde faaliyet gösteren Eti Alüminyum, Türkiye’de madenden son ürüne kadar üretim yapabilen tek entegre birincil alüminyum tesisi konumunda. Bu entegrasyon gücü, yatırımı daha anlamlı hale getiriyor. Çünkü mesele sadece üretmek değil; hammaddeyi işleyip nihai ürüne dönüştürebilmek.

Bir başka önemli başlık ise Ar-Ge ve döngüsel ekonomi yaklaşımı. Boksitten lityum karbonat üretimi konusunda alınan patent, klasik madencilik anlayışının ötesine geçildiğini gösteriyor. Atığa “artık madde” gözüyle bakmak, yeni ekonomik değer alanları oluşturmak demektir.

Seydişehir için bu yatırım ne anlama geliyor?

İstihdamın güçlenmesi, yan sanayinin canlanması, ticaret hacminin artması ve en önemlisi ilçenin “yüksek teknoloji üretim merkezi” kimliğinin pekişmesi. Yerel ölçekte ekonomik hareketlilik, ulusal ölçekte ise stratejik kazanım.

Türkiye’nin yeni sanayi hikâyesi; düşük katma değerli üretimden, teknoloji yoğun ve savunma odaklı üretime geçişle yazılıyor. Alüminyum bu hikâyenin ana karakterlerinden biri.

Seydişehir ise bu hikâyede artık yalnızca bir üretim noktası değil; stratejik dönüşümün merkezlerinden biri olma yolunda ilerliyor.

Ve görünen o ki, asıl üretim şimdi başlıyor.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirgundem.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.