whatsapp
Av. Mustafa Bademci
Köşe Yazarı
Av. Mustafa Bademci
-
 

27 Ocak 1954’te bir ışık söndürüldü

101 pare top atışıyla 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet'in kurulduğunu muştulayan bir avuç devrimci düşünüyordu: Cumhuriyet nasıl yaşatılacak?.. Şehidinin yasını tutan halkın yüzde seksenden fazlası köy ve mezralara dağılmış durumda. Cehalet kol geziyor. Salgın hastalıklar almış yürümüş. Okuma yazma oranı yüzde beş bile değil. Köylünün başına ağalar –şeyhler- tarikatlar çöreklenmiş… Ne yapılmalı, nasıl yapılmalı da Türk Halkı bu çaresizlikten kurtarılmalı, Cumhuriyet’in uyanık bekçisi yapılmalı? Hiç vakit yoktu. Avrupa kaynıyor, 2. Dünya Savaşı’nın ayak sesleri duyuluyordu. Büyük Atatürk önderliğindeki Türk Devrimcileri gerçekçi bir araştırma ve soruşturmaya girişti ve çok önemli bir sonuca ulaştı: Önce cehalet yok edilmeli ve bunu yaparken de gerekli olan bilgi Türk İnsanı’na, onu ekonomik ve sosyal yaşamda verimli kılacak şekilde verilmeliydi. Hedefe, iş ve eğitimin birleştirilmesiyle ulaşılabilirdi. Birlikte yaparak ve yaşayarak, üretim ile eğitim kaynaştırılmış olacaktı. Köy Enstitüleri, bu düşünce içinde doğdu. Bilgiyi verecek öğretmen, köylü ile aynı kaderi paylaşan köy çocukları olacaktı. Kırsal bölgelerde açılacak köy okulları, toplum yaşam merkezleri haline getirilecek. Bu okullarda Köylü Çocukları, yaparak yaşayarak ve iş içinde, iş için eğitim ve üretime dönük eğitilip öğretilecekti. Böylece kültür, sanat yaparak öğretme gibi temel değerleri dağarcığına koyan Türk İnsanı özgürleşecek; kendine güven içinde; aydınlanmayı köyüne götürecekti. Plan proje tamamlanmıştı ama 1938’de Büyük Atatürk ebediyete göçmüş, 1939’da ikinci Dünya Savaşı patlamıştı. Türkiye bir yandan da savunma hazırlıkları yapıyordu. Ölümsüz Devrimciler; Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel yönetiminde ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç uygulamasında, 17 Nisan 1940 günü kabul edilen 3803 sayılı Kanun ile uygulama başladı. Dönemin olanakları son derece sınırlı olunca köylü çocukları öğrenciler, kendi olanaklarını kendileri yaratıyordu. Okul binalarını, uygulama alanlarının tamamını kendileri inşa ettiler. Eğitimde Kuvvayi Milliye yürüyüşü hızla ilerledi. İki yıla varmadan Türkiye’nin kara bağrında yakılan yirmibir meş’ale Ülke’yi aydınlatmaya başlıyordu. Kuruluş Günü olan 17 Nisanlarda ve Okul bitirme dönemlerinde düzenlenen “Eğitim Şenlikleri” 21 yurt köşesinde yankılanmaya başlamıştı. NEDEN KAPATILDI? Köy Enstitüleri, yaparak yaşayarak öğrenim konusunda Dünya’da o dönemdeki tek örnektir. Bu yüzden de o günden bu güne dek köy enstitüleri düşünü, eğitim ve öğrenim dünyasındaki önemini hep korumuştur. Köy Enstitülerinden mezun olan öğretmenlere, yetiştirildikleri konularda ve gönderilecekleri köye göre eğitimle ilgili gerekli araç ve gereçler veriliyordu. Öğretmenler bu araç ve gereçler ve köylülerin de yardımıyla köy okulunu inşa ediyor, köylülere hem modern tarım tekniklerini hem de okuma yazmayı öğretiyor, eğitim ve öğretimde rehberlik yapıyordu. Böylece, aydınlanmayı kavramış Türk İnsanı eğitimde, yönetimde, adliyede üzerine yük gittiğinde ses veriyordu: “Benim görevim; sadece Abece öğretmek ve susmak değildir. Hayır! Asla kabul etmem! Dünya tersine dönerdi, özveriler olmasa” diyordu. Kuvvayi Milliye’nin bu haykırışına kimi çevreler  karşı çıktılar. İkinci Dünya Savaşı’nın getirdiği olumsuzluklar, Stalin’in Türkiye’den toprak ve Boğazlarda üs istemesi, Truman Doktrini ve onun uygulaması Marshall Planı ile 1949’da imzalanan Fulbright Antlaşması da eklenince olanlar oldu... Türkiye’mizin birlik ve bütünlüğünü, Cumhuriyet Devrimlerini koruyacak, geliştirecek ve ülkede çağdaş demokrasinin kurulmasını sağlayacak bu ışık, 1946’da Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığından ayrılmasıyla sönükleştirildi… 1954 yılında 27 Ocak’ta söndürüldü. Bu olumsuzluk bizi umutsuzluğa değil, yeni umutlara yöneltmeli. Yaklaşmakta olan Yeni 17 Nisanlar gelmeli usumuza. Yeni düşünler aydınlatmalı eğitim dünyamızı.
Ekleme Tarihi: 28 Ocak 2026 -Çarşamba

27 Ocak 1954’te bir ışık söndürüldü

101 pare top atışıyla 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet'in kurulduğunu muştulayan bir avuç devrimci düşünüyordu: Cumhuriyet nasıl yaşatılacak?.. Şehidinin yasını tutan halkın yüzde seksenden fazlası köy ve mezralara dağılmış durumda. Cehalet kol geziyor. Salgın hastalıklar almış yürümüş. Okuma yazma oranı yüzde beş bile değil. Köylünün başına ağalar –şeyhler- tarikatlar çöreklenmiş… Ne yapılmalı, nasıl yapılmalı da Türk Halkı bu çaresizlikten kurtarılmalı, Cumhuriyet’in uyanık bekçisi yapılmalı?

Hiç vakit yoktu. Avrupa kaynıyor, 2. Dünya Savaşı’nın ayak sesleri duyuluyordu. Büyük Atatürk önderliğindeki Türk Devrimcileri gerçekçi bir araştırma ve soruşturmaya girişti ve çok önemli bir sonuca ulaştı: Önce cehalet yok edilmeli ve bunu yaparken de gerekli olan bilgi Türk İnsanı’na, onu ekonomik ve sosyal yaşamda verimli kılacak şekilde verilmeliydi. Hedefe, iş ve eğitimin birleştirilmesiyle ulaşılabilirdi. Birlikte yaparak ve yaşayarak, üretim ile eğitim kaynaştırılmış olacaktı. Köy Enstitüleri, bu düşünce içinde doğdu.

Bilgiyi verecek öğretmen, köylü ile aynı kaderi paylaşan köy çocukları olacaktı. Kırsal bölgelerde açılacak köy okulları, toplum yaşam merkezleri haline getirilecek. Bu okullarda Köylü Çocukları, yaparak yaşayarak ve iş içinde, iş için eğitim ve üretime dönük eğitilip öğretilecekti. Böylece kültür, sanat yaparak öğretme gibi temel değerleri dağarcığına koyan Türk İnsanı özgürleşecek; kendine güven içinde; aydınlanmayı köyüne götürecekti.

Plan proje tamamlanmıştı ama 1938’de Büyük Atatürk ebediyete göçmüş, 1939’da ikinci Dünya Savaşı patlamıştı. Türkiye bir yandan da savunma hazırlıkları yapıyordu.

Ölümsüz Devrimciler; Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel yönetiminde ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç uygulamasında, 17 Nisan 1940 günü kabul edilen 3803 sayılı Kanun ile uygulama başladı.

Dönemin olanakları son derece sınırlı olunca köylü çocukları öğrenciler, kendi olanaklarını kendileri yaratıyordu. Okul binalarını, uygulama alanlarının tamamını kendileri inşa ettiler. Eğitimde Kuvvayi Milliye yürüyüşü hızla ilerledi. İki yıla varmadan Türkiye’nin kara bağrında yakılan yirmibir meş’ale Ülke’yi aydınlatmaya başlıyordu. Kuruluş Günü olan 17 Nisanlarda ve Okul bitirme dönemlerinde düzenlenen “Eğitim Şenlikleri” 21 yurt köşesinde yankılanmaya başlamıştı.

NEDEN KAPATILDI?

Köy Enstitüleri, yaparak yaşayarak öğrenim konusunda Dünya’da o dönemdeki tek örnektir. Bu yüzden de o günden bu güne dek köy enstitüleri düşünü, eğitim ve öğrenim dünyasındaki önemini hep korumuştur.

Köy Enstitülerinden mezun olan öğretmenlere, yetiştirildikleri konularda ve gönderilecekleri köye göre eğitimle ilgili gerekli araç ve gereçler veriliyordu. Öğretmenler bu araç ve gereçler ve köylülerin de yardımıyla köy okulunu inşa ediyor, köylülere hem modern tarım tekniklerini hem de okuma yazmayı öğretiyor, eğitim ve öğretimde rehberlik yapıyordu.

Böylece, aydınlanmayı kavramış Türk İnsanı eğitimde, yönetimde, adliyede üzerine yük gittiğinde ses veriyordu: “Benim görevim; sadece Abece öğretmek ve susmak değildir. Hayır! Asla kabul etmem! Dünya tersine dönerdi, özveriler olmasa” diyordu.

Kuvvayi Milliye’nin bu haykırışına kimi çevreler  karşı çıktılar. İkinci Dünya Savaşı’nın getirdiği olumsuzluklar, Stalin’in Türkiye’den toprak ve Boğazlarda üs istemesi, Truman Doktrini ve onun uygulaması Marshall Planı ile 1949’da imzalanan Fulbright Antlaşması da eklenince olanlar oldu...

Türkiye’mizin birlik ve bütünlüğünü, Cumhuriyet Devrimlerini koruyacak, geliştirecek ve ülkede çağdaş demokrasinin kurulmasını sağlayacak bu ışık, 1946’da Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığından ayrılmasıyla sönükleştirildi…

1954 yılında 27 Ocak’ta söndürüldü.

Bu olumsuzluk bizi umutsuzluğa değil, yeni umutlara yöneltmeli. Yaklaşmakta olan Yeni 17 Nisanlar gelmeli usumuza. Yeni düşünler aydınlatmalı eğitim dünyamızı.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirgundem.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.