İnsan bazen susar… Kelimeler yetmez, cümleler eksik kalır. İşte o anlarda konuşan tek şey gözlerdir. Gözlerdeki acı, yüksek sesle haykırmaz ama derin izler bırakır. Onu göremeyen, o sessiz çığlığı duyamayan biri; sevginin ne demek olduğunu da tam olarak anlayamaz.
Toplum olarak sevgiyi çoğu zaman gülüşlerde, neşede, iyi günde arıyoruz. Oysa gerçek sevgi, zor zamanda belli olur. Yorgun bir bakışı fark etmekte, içten içe kanayan bir kalbe dokunabilmektedir sevgi. Mutlu anları paylaşmak kolaydır; asıl mesele, acıya ortak olabilmektir.
Bugün insanlar kalabalıklar içinde yapayalnız. Herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor. Herkes bakıyor ama kimse görmüyor. Gözlerin ardındaki hikâyeyi fark etmeyenler, sevgiyi bir süs, bir alışkanlık sanıyor. Oysa sevgi; dikkat ister, emek ister, yürek ister.
Bir insanı sevmek, onun sadece sözlerini değil, suskunluğunu da anlayabilmektir. Gözlerindeki hüznü fark edip, “İyi misin?” demekten öte, gerçekten hissetmektir. Çünkü sevgi; görmekle başlar, anlamakla derinleşir, paylaşmakla büyür.
Gözlerdeki acıyı görmeyen yürekler, çoğu zaman sevgiyi de yüzeyde yaşar. Menfaatte, rahatlıkta, geçici bağlarda arar. Oysa sevgi, acıyı görüp kaçmamaktır. Yanında kalabilmek, yükünü hafifletebilmektir.
Belki de bu yüzden sevgi bu kadar az, yalnızlık bu kadar çok. Çünkü bakıyoruz ama görmüyoruz. Dinliyoruz ama anlamıyoruz. Unutmayalım; gözlerdeki acıyı fark edemeyen, yürekteki sevgiyi asla tam olarak anlayamaz.

