Çünkü hayat yeterince uzun değil!
Hayatın telaşı içinde çoğu zaman kendimizi unutarak yaşıyoruz. Sabahın erken saatlerinde başlayan koşturma, gün boyu bitmeyen sorumluluklar ve akşamın yorgunluğu… Bir gün daha geçip gidiyor. Peki, o günün içinde kendimize ait kaç dakika var?
Belki de çoğumuz bu soruya net bir cevap veremiyoruz.
İnsan başkaları için yaşamaya o kadar alışıyor ki, kendisi için yaşamayı neredeyse bencillik gibi görmeye başlıyor. Oysa hayatın en büyük gerçeği şudur: İnsan kendini ihmal ederek mutlu bir hayat kuramaz.
Bir düşünün…
Bugün kendiniz için ne yaptınız?
Bir fincan çayı sessizce içmek…
Gökyüzüne birkaç dakika bakmak…
Sevdiğiniz bir şarkıyı dinlemek…
Bir dostu arayıp hâlini hatırını sormak…
Ya da sadece derin bir nefes almak…
Bunların hiçbiri büyük şeyler değil. Ama insanın ruhunu ayakta tutan küçük mutluluklar çoğu zaman bunlardır.
Modern hayat bize sürekli daha fazlasını yapmamız gerektiğini söylüyor. Daha çok çalış, daha çok kazan, daha hızlı yaş… Fakat kimse durup şunu sormuyor: Bu hızın içinde insan kendini nereye bırakıyor?
Oysa hayat sandığımız kadar uzun değil.
Bir gün takvimdeki yapraklar hızla eksiliyor. Dün dediğimiz günler bir anda “yıllar önce”ye dönüşüyor. İnsan geriye dönüp baktığında ise çoğu zaman şu cümleyi kuruyor:
“Keşke kendime daha çok zaman ayırsaydım.”
Mutluluk bazen büyük başarıların içinde değil, küçük anların içinde saklıdır. Bir yürüyüşte, bir sohbetin sıcaklığında, bir çocuğun gülüşünde ya da sessiz bir akşamın huzurunda…
Bu yüzden belki de her gün kendimize şu soruyu sormalıyız:
Bugün kendim için ne yaptım?
Çünkü insan kendine iyi bakmadan hayata iyi bakamaz. Kendini dinlemeyen bir kalp başkasını da anlayamaz.
Hayat gerçekten uzun değil…
Ama doğru yaşandığında yeterince güzel olabilir.
Bugün kendiniz için küçük de olsa bir şey yapın.
Belki bir tebessüm, belki bir mola, belki de sadece kendinizle baş başa kalacağınız birkaç dakika…
İnanın, ruhunuz size teşekkür edecektir.

