Dünyanın önemli turizm merkezlerine baktığımızda bunu çok açık bir şekilde görüyoruz. Antik kentlerini, tarihî yapılarını, arkeolojik eserlerini koruyan ve bunları gelecek kuşaklara aktaran ülkeler, geçmişlerini aynı zamanda önemli bir ekonomik ve kültürel değere dönüştürüyor.
Peki, biz ne yapıyoruz?
Seydişehir ve çevresine baktığımızda, topraklarımızın altında ve üzerinde çok önemli bir tarihî mirasın bulunduğunu görüyoruz. Yıllardır çeşitli bölgelerde arkeolojik araştırmalar ve kazılar yapılıyor. Her kazı, bu toprakların geçmişine ilişkin yeni bilgiler ortaya çıkarıyor. Ancak asıl mesele, ortaya çıkarılan bu değerleri koruyabilmek ve yaşatabilmek.
Seydişehir’in geçmişine baktığımızda bunun ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Antik dönemlerden günümüze kadar uzanan tarihî izler, ilçemizin ve çevresinin ne kadar köklü bir geçmişe sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Gökhöyük önemli bir başlangıç
Yıllarca kazı çalışmalarının yapıldığı Gökhöyük’te ortaya çıkarılan tarihî buluntuların korunması ve bölgenin daha fazla tanıtılması, Seydişehir’in kültürel mirası açısından önemli bir kazanım olacaktır. Şimdi köye bir müze kazandırılması yönündeki çalışmalar ise umut verici. Gökhöyük’te kurulacak bir müze, aynı zamanda Seydişehir’in tarihine açılan yeni bir kapı olabilir.
Seydişehir'in toprağında yalnızca taş, toprak ve eski eserler yok. Binlerce yıllık bir hikâye var. Bize düşen, bu hikâyeyi korumak, araştırmak, anlatmak ve gelecek kuşaklara bırakmaktır.
Gökhöyük’te yapılması planlanan müze bu anlamda önemli bir başlangıç olabilir.

