Seydişehir, Torosların eteklerinde kurulmuş, doğasıyla, tarihiyle, insanıyla övünmeyi hak eden bir ilçe. Ama son yıllarda övündüğümüz şeyler azalıyor, şikâyet ettiğimiz şeyler artıyor. Sorunları konuşmaktan yorulduk, çözmemekten yorulmadık.
Ekonomi: Fabrika Var, İş Yok
İlçenin kaderi yıllardır aynı sanayi tesisine bağlanmış durumda. Eti Alüminyum Seydişehir için hem umut hem bağımlılık. Tek bir büyük işverene yaslanan bir ekonomi ne kadar sağlıklı olabilir? Gençler ya kamu sınavına hazırlanıyor ya da valizini toplayıp Konya’ya, Antalya’ya, hatta yurtdışına gidiyor.
Bir ilçe düşünün: Üniversite mezunu genci var ama çalışacak alan yok. Küçük esnaf ayakta kalmaya çalışıyor, kiralar ve maliyetler artıyor, müşteri azalıyor. “Sanayi şehriyiz” demekle sanayi kenti olunmuyor.
Gençler: Burada Gelecek Var mı?
Seydişehir’de genç olmak sabır işi. Sosyal alanlar sınırlı, kültürel etkinlikler seyrek, spor tesisleri yetersiz. Gençler kahve köşelerinde vakit öldürmekle suçlanıyor ama alternatif sunan pek yok.
İlçede kalmak isteyen gençlere istihdam, üretim ve girişimcilik alanı açılmadıkça göç devam edecek. Sonra da “Gençler neden gidiyor?” diye şaşıracağız. Gerçekten mi?
Altyapı ve Şehir Planlaması
Yollar, kaldırımlar, trafik düzeni… Küçük bir ilçe için bile zaman zaman kaotik bir görüntü var. Plansız büyüme, estetikten uzak yapılaşma ve bakım eksiklikleri şehrin kimliğini zedeliyor.
Seydişehir’in doğal güzellikleri büyük bir avantaj. Kuğulu Park ve çevresindeki alanlar doğru planlama ile bir cazibe merkezi olabilir. Ama potansiyel ile gerçek arasındaki mesafe hâlâ uzun.
Tarım ve Kırsal Hayat
Köyler boşalıyor, üretim azalıyor. Girdi maliyetleri artarken üreticinin kazancı aynı oranda artmıyor. Tarım desteklenmezse kırsal tamamen çökecek. O zaman şehir merkezindeki ekonomik daralma daha da derinleşecek. Çünkü küçük yerlerde herkes birbirine bağlıdır; biri düşünce diğeri de sarsılır.
Çözüm Var mı?
Var. Ama sihirli değnekle değil, planla.
• Tek sektöre bağlı ekonomiden çıkılmalı.
• Küçük ve orta ölçekli girişimler teşvik edilmeli.
• Gençler için teknoloji, yazılım ve üretim odaklı alanlar oluşturulmalı.
• Kültürel ve sosyal projelere yatırım yapılmalı.
• Şehir estetiği ve altyapı planlı şekilde ele alınmalı.
En önemlisi, sorunları konuşurken savunmaya geçmek yerine çözüm üretmeye odaklanmak gerekiyor. Eleştiri düşmanlık değildir. Aksine, bir yeri sevmenin başka bir biçimidir.
Seydişehir küçük olabilir ama kaderi küçük olmak zorunda değil. Yeter ki “idare eder” anlayışını bırakıp “daha iyisi mümkün” demeye cesaret edelim. Çünkü bu şehir, potansiyelini hatırlayacak bir iradeyi fazlasıyla hak ediyor.

