whatsapp
Hakan Dalar
Köşe Yazarı
Hakan Dalar
h
 

Ramazan bereketi mi, etiket hareketi mi?

Ramazan geldi. Mahyalar yandı, davullar çalmaya başladı, bir de etiketler coşkuyla yukarı doğru yürüyüşe geçti. Manevi atmosfer yükselirken fiyatların da aynı ivmeyle yükselmesi artık geleneksel bir refleks haline geldi. Kandil simidi nasıl her kandilde beliriyorsa, zam dalgası da Ramazan öncesi raflarda yerini alıyor. Oysa Ramazan dediğimiz şey paylaşmak, sabretmek, halden anlamak demek. İftar sofralarının bereketi konuşulur, komşuya tabak gönderilir, ihtiyaç sahibine kol kanat gerilir. Fakat iş market raflarına gelince sanki başka bir takvim işliyor. Hurma, pide, et, bakliyat… Talep artıyor diye fiyatın da artması neredeyse otomatik bir refleks. Arz-talep dengesi elbette ekonominin temel kuralı ama mesele sadece matematik değil; biraz da vicdan. Her yıl benzer manzarayı görüyoruz. Ramazan’dan birkaç hafta önce başlayan “küçük güncellemeler” bir bakmışız ki aile bütçesini zorlayan kalemlere dönüşmüş. Özellikle dar gelirli vatandaş için iftar sofrası kurmak bile planlama gerektiren bir hesap işine dönüyor. Manevi iklimin gölgesinde ekonomik gerçeklik sert bir şekilde hissediliyor. Esnafın da kendine göre gerekçeleri var. Artan maliyetler, kira giderleri, enerji fiyatları… Zincirin her halkasında bir artış var deniliyor. Bu tabloyu tamamen görmezden gelmek haksızlık olur. Ancak Ramazan gibi toplumsal dayanışmanın sembolü olan bir ayda fırsatçılık algısı oluşuyorsa, burada hepimizin dönüp düşünmesi gerekiyor. Yerel yönetimlerin ve denetim mekanizmalarının daha etkin olması, fahiş artışlara karşı caydırıcı adımlar atılması önemli. Ama asıl mesele toplumsal bilinç. Çünkü kanun korkusundan ziyade, vicdan terazisi daha kalıcı bir denge sağlar. Ramazan’ın ruhu da tam olarak bunu işaret eder. Belki de bu yıl farklı bir şey denemeliyiz. İndirim kampanyalarıyla, sabit fiyat uygulamalarıyla, “Ramazan bereketi” söylemini gerçekten hayata geçirerek… Sofralar büyürken fiyat etiketleri küçülebilir mi? Teorik olarak mümkün. Pratikte ise biraz niyet, biraz empati, biraz da sorumluluk gerekiyor. Ramazan ayı, sadece oruç tutmak değil; aynı zamanda nefsimizi, hırslarımızı ve fırsatçılık eğilimlerimizi de terbiye etme zamanı. Eğer bu ayda bile ölçüyü kaçırıyorsak, geriye sadece aç kalmak kalır; oysa Ramazan’ın amacı açlığı hissetmekten öte, başkasının halini anlamaktır. Belki bir gün, Ramazan yaklaşırken akla ilk gelen şey zam haberleri değil de dayanışma örnekleri olur. İşte o zaman gerçekten bereketten söz edebiliriz.
Ekleme Tarihi: 24 Şubat 2026 -Salı

Ramazan bereketi mi, etiket hareketi mi?

Ramazan geldi. Mahyalar yandı, davullar çalmaya başladı, bir de etiketler coşkuyla yukarı doğru yürüyüşe geçti. Manevi atmosfer yükselirken fiyatların da aynı ivmeyle yükselmesi artık geleneksel bir refleks haline geldi. Kandil simidi nasıl her kandilde beliriyorsa, zam dalgası da Ramazan öncesi raflarda yerini alıyor.

Oysa Ramazan dediğimiz şey paylaşmak, sabretmek, halden anlamak demek. İftar sofralarının bereketi konuşulur, komşuya tabak gönderilir, ihtiyaç sahibine kol kanat gerilir. Fakat iş market raflarına gelince sanki başka bir takvim işliyor. Hurma, pide, et, bakliyat… Talep artıyor diye fiyatın da artması neredeyse otomatik bir refleks. Arz-talep dengesi elbette ekonominin temel kuralı ama mesele sadece matematik değil; biraz da vicdan.

Her yıl benzer manzarayı görüyoruz. Ramazan’dan birkaç hafta önce başlayan “küçük güncellemeler” bir bakmışız ki aile bütçesini zorlayan kalemlere dönüşmüş. Özellikle dar gelirli vatandaş için iftar sofrası kurmak bile planlama gerektiren bir hesap işine dönüyor. Manevi iklimin gölgesinde ekonomik gerçeklik sert bir şekilde hissediliyor.

Esnafın da kendine göre gerekçeleri var. Artan maliyetler, kira giderleri, enerji fiyatları… Zincirin her halkasında bir artış var deniliyor. Bu tabloyu tamamen görmezden gelmek haksızlık olur. Ancak Ramazan gibi toplumsal dayanışmanın sembolü olan bir ayda fırsatçılık algısı oluşuyorsa, burada hepimizin dönüp düşünmesi gerekiyor.

Yerel yönetimlerin ve denetim mekanizmalarının daha etkin olması, fahiş artışlara karşı caydırıcı adımlar atılması önemli. Ama asıl mesele toplumsal bilinç. Çünkü kanun korkusundan ziyade, vicdan terazisi daha kalıcı bir denge sağlar. Ramazan’ın ruhu da tam olarak bunu işaret eder.

Belki de bu yıl farklı bir şey denemeliyiz. İndirim kampanyalarıyla, sabit fiyat uygulamalarıyla, “Ramazan bereketi” söylemini gerçekten hayata geçirerek… Sofralar büyürken fiyat etiketleri küçülebilir mi? Teorik olarak mümkün. Pratikte ise biraz niyet, biraz empati, biraz da sorumluluk gerekiyor.

Ramazan ayı, sadece oruç tutmak değil; aynı zamanda nefsimizi, hırslarımızı ve fırsatçılık eğilimlerimizi de terbiye etme zamanı. Eğer bu ayda bile ölçüyü kaçırıyorsak, geriye sadece aç kalmak kalır; oysa Ramazan’ın amacı açlığı hissetmekten öte, başkasının halini anlamaktır.

Belki bir gün, Ramazan yaklaşırken akla ilk gelen şey zam haberleri değil de dayanışma örnekleri olur. İşte o zaman gerçekten bereketten söz edebiliriz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirgundem.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.