Uzun süredir toprağın yüzünde aynı ifade vardı: Yorgunluk.
Kuraklık sadece tarlaları değil, insanın içini de kurutuyordu. Kuğulu Park’ın kanalları sessizdi, Gürlevik kaynağı ise sanki derin bir nefesini içine çekmiş, bekliyordu.
Ve sonra yağmur geldi…
Ocak ve Şubat aylarında gökyüzü cimriliğini unuttu. Her damla, toprağın hafızasında bir karşılık buldu. Kuruyan kanallar yeniden ses çıkarmaya başladı; su, yolunu hatırladı. Gürlevik kaynağı yükseldi, coştu, aktı. Sanki sadece su değil, umut da akıyordu kanallardan.
Kuğulu Park’ta yürürken bu değişimi görmemek mümkün değil. Göletler doluyor, kanallar canlanıyor. Yağmura aldırmadan gelen insanlar var. Çünkü bazı manzaralar ıslanmaya değer. Gürlevik şelalesinin yeniden gürül gürül akması, yıllardır aynı yolu bilenlere bile yeniden “iyi ki gelmişim” dedirtiyor.
Bu yağışlar sadece bir doğa olayı değil. Çiftçi için umut, çocuk için oyun, şehir için nefes demek. Bugün kanallarda gördüğümüz coşku, yaz aylarında tarlalarda bereket olarak karşımıza çıkacak belki de.
Bir ziyaretçinin dediği gibi, Sularda gözle görülür bir canlanma var.
Aslında canlanan sadece sular değil. İnsan da canlanıyor. Çünkü su varsa hayat var; hayat varsa umut…
Yağmur bize bir kez daha şunu hatırlattı:
Doğa küser ama tamamen vazgeçmez. Yeter ki biz de ona biraz sabır gösterelim.

