2 Ocak 1935’te yürürlüğe giren Soyadı Kanunu Türk Devrimi’nin toplumsal alandaki en önemli yasalarından biridir. Bu kanun ile kişilere sadece birer ad verilmemiş aynı zamanda Osmanlı’dan kalan sınıf farklılıkları ortadan kaldırılmıştır. Türk insanında çağdaş yurttaşlık bilinci oluşmuş, birey uyruk (tebaa) olmaktan kurtulmuştur. Türk toplumu uluslararası alanda tanınabilir bir kimlik kazanmıştır.
Cumhuriyet öncesinde ailelerin belirli bir soyadı yoktu. İnsanlar Mümün oğlu Veli, Kara Hüseyin, Konyalı Ali, Çıkıkçı Yusuf vb. baba adıyla, doğum yeriyle, lakaplarla, mesleğiyle anılıyordu. Bu durum, devlet işlerinde büyük bir karışıklığın doğmasına neden olduğu gibi aynı baba adını taşıyan, aynı doğum yerinden ve aynı meslekten birçok kişinin bulunması nedeniyle aranan kişiye ulaşmak güçleşiyordu. Ayrıca uluslararası ekonomik, sosyal ve siyasi ilişkilerde soyadı eksikliği, toplum için ciddi sorunlar yaratıyordu.
Soyadı Kanunu ile her Türk vatandaşına kendi adından başka ailesinin ortaklaşa kullanacağı bir soyadı alma zorunluluğu getirilerek eşitlik ilkesi sağlanmıştır. Böylece Ağa, Hacı, Hafız, Hoca, Molla, Paşa, Bey, Hanım gibi ayrıcalık, rütbe ve sınıf belirten unvanların kullanımı yasaklanmıştır. Soyadının Türkçe olması koşulu getirilirken ahlaka aykırı, komik, aşağılayıcı sözcüklerin soyadı olarak seçilmesi engellenmiştir. Türk toplumunda hem hukuksal hem de sosyal açıdan devrim niteliğinde değişimler yaşanmıştır. Herkes yasa önünde eşitlenmiş, miras, mülkiyet, askerlik vb. konularda yapılan işlemler hakkaniyete uygun bir şekilde işlemeye başlamıştır. Toplumda dil bilincinin ve ulusal kimlik duygusunun gelişmesi yanında, “TÜRK AİLE KURUMU” da resmi kimlik kazanmıştır.
Kutlu yeni yıllarda, tüm soyadların sağlık, başarı ve umut dolu bir yaşam sürmesi dileğiyle...

