whatsapp
Enver Haykır
Köşe Yazarı
Enver Haykır
 

Kırsala duyulan özlem hiç bitmeyecek!

Betonun gölgesi uzadıkça, insanın içindeki yeşil daralıyor. Gürültü çoğaldıkça, sessizlik daha kıymetli hâle geliyor. Kalabalıklar arttıkça, yalnız kalabilme ihtiyacı derinleşiyor. İşte tam da bu yüzden; kırsala, doğaya, sessizliğe ve sakinliğe olan özlem hiç azalmıyor, aksine her geçen gün büyüyor. Bir sabah kuş sesleriyle uyanmanın huzuru, toprağın kokusunu içine çekmenin verdiği dinginlik, rüzgârın yapraklarla konuşmasına kulak vermek… Bunlar lüks değil, insanın özüne dair ihtiyaçlar. Şehir, her ne kadar imkânlar sunsa da ruhu dinlendirmiyor; tam tersine çoğu zaman yoran, sıkıştıran, aceleye hapseden bir döngüye dönüştürüyor hayatı. Kırsalda zaman başka akar. Saatler değil güneş belirler günü. Gökyüzü daha yakın, yıldızlar daha parlaktır. İnsan, kendini doğanın bir parçası gibi hisseder; tüketen değil, uyum sağlayan olur. Sessizlik korkutmaz, aksine insanı kendisiyle barıştırır. Çünkü o sessizlikte acele yoktur, gösteriş yoktur, sahicilik vardır. Bugün şehirde yaşayan birçok insanın hayali, bir gün her şeyi geride bırakıp küçük bir kasabaya, bir köy evine yerleşmektir. Bir bahçe, birkaç ağaç, bir soba başı ve derin bir nefes… Bu hayal, kaçış değil; insanın kendine dönme arzusudur. Teknoloji ilerlese, yollar kısalsa, şehirler büyüse de bu özlem bitmeyecek. Çünkü insan, betonla değil toprakla tamamlanır. Gürültüyle değil sessizlikle dinlenir. Kalabalıkla değil sadelikle huzur bulur. Belki herkes kırsala dönemez ama kalbi hep orada kalır. Bir gün, bir an, bir nefes için bile olsa… Doğaya, sessizliğe ve sakinliğe duyulan özlem, insan var oldukça hep yaşayacaktır.
Ekleme Tarihi: 04 Ocak 2026 -Pazar

Kırsala duyulan özlem hiç bitmeyecek!

Betonun gölgesi uzadıkça, insanın içindeki yeşil daralıyor. Gürültü çoğaldıkça, sessizlik daha kıymetli hâle geliyor. Kalabalıklar arttıkça, yalnız kalabilme ihtiyacı derinleşiyor. İşte tam da bu yüzden; kırsala, doğaya, sessizliğe ve sakinliğe olan özlem hiç azalmıyor, aksine her geçen gün büyüyor.

Bir sabah kuş sesleriyle uyanmanın huzuru, toprağın kokusunu içine çekmenin verdiği dinginlik, rüzgârın yapraklarla konuşmasına kulak vermek… Bunlar lüks değil, insanın özüne dair ihtiyaçlar. Şehir, her ne kadar imkânlar sunsa da ruhu dinlendirmiyor; tam tersine çoğu zaman yoran, sıkıştıran, aceleye hapseden bir döngüye dönüştürüyor hayatı.

Kırsalda zaman başka akar. Saatler değil güneş belirler günü. Gökyüzü daha yakın, yıldızlar daha parlaktır. İnsan, kendini doğanın bir parçası gibi hisseder; tüketen değil, uyum sağlayan olur. Sessizlik korkutmaz, aksine insanı kendisiyle barıştırır. Çünkü o sessizlikte acele yoktur, gösteriş yoktur, sahicilik vardır.

Bugün şehirde yaşayan birçok insanın hayali, bir gün her şeyi geride bırakıp küçük bir kasabaya, bir köy evine yerleşmektir. Bir bahçe, birkaç ağaç, bir soba başı ve derin bir nefes… Bu hayal, kaçış değil; insanın kendine dönme arzusudur.

Teknoloji ilerlese, yollar kısalsa, şehirler büyüse de bu özlem bitmeyecek. Çünkü insan, betonla değil toprakla tamamlanır. Gürültüyle değil sessizlikle dinlenir. Kalabalıkla değil sadelikle huzur bulur.

Belki herkes kırsala dönemez ama kalbi hep orada kalır. Bir gün, bir an, bir nefes için bile olsa… Doğaya, sessizliğe ve sakinliğe duyulan özlem, insan var oldukça hep yaşayacaktır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirgundem.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.