whatsapp
Enver Haykır
Köşe Yazarı
Enver Haykır
 

Bir gün herkes gider

Bir gün herkes terk edecek bu dünyayı. Kimi zamansız, kimi vedasız… Kimi arkasında yarım kalmış cümleler bırakacak, kimi suskunluklarla dolu bir hikâye. Hayat dediğimiz şey, aslında uzun bir veda ya hazırlanmak değil mi? Doğduğumuz an başlıyor ayrılıklar… Önce çocukluğumuzu bırakıyoruz, sonra gençliğimizi. Sevdiklerimizi, dostlukları, alışkanlıkları… Her şey birer birer eksiliyor hayatımızdan. Ama nedense en büyük veda yı hep unutuyoruz. İnsan, sanki hiç gitmeyecekmiş gibi yaşıyor. Kırıyor, döküyor, erteliyor. “Sonra konuşuruz”, “Bir ara gideriz”, “Daha vakit var” diyor. Oysa bazen o “sonra” hiç gelmiyor. En çok da vedasız gidişler acıtıyor içimizi. Bir gün ansızın kesilen bir ses, bir daha çalmayan bir telefon, yarım kalan bir sohbet. İnsana en ağır gelen şey, söyleyemediği sözlerdir. İçinde birikenler, zamanla pişmanlığa dönüşür. Kimi dargın gider bu dünyadan. Bir özrü söyleyemeden, bir sarılışı gerçekleştiremeden. Kimi kırgın. Kalbinde taşıdığı yükle, kimseye anlatamadan. Oysa hayat, kırgınlıkları büyütmek için fazla kısa. İnsan, en çok da geç kaldığı iyiliklerden utanıyor. Bir gün herkes gidecek… Ama nasıl gideceğimiz, bugün nasıl yaşadığımızla ilgili. Arkamızda bir tebessüm mü bırakacağız, yoksa bir burukluk mu? Adımız anıldığında bir dua mı edilecek, yoksa “keşke” mi denilecek? Belki de mesele, ne kadar yaşadığımız değil. Nasıl hatırlandığımız. O yüzden; Sevdiğinize bugün söyleyin sevdiğinizi. Kırdıysanız, gururunuzu bir kenara bırakın. Ertelediğiniz ne varsa, bugünden başlatın. Çünkü bazı vedaların telafisi yok. Ve hayat, geri sarılmıyor. Unutmayın. Bir gün herkes gider. Ama herkes iz bırakmaz.
Ekleme Tarihi: 18 Nisan 2026 -Cumartesi

Bir gün herkes gider

Bir gün herkes terk edecek bu dünyayı. Kimi zamansız, kimi vedasız…
Kimi arkasında yarım kalmış cümleler bırakacak, kimi suskunluklarla dolu bir hikâye.

Hayat dediğimiz şey, aslında uzun bir veda ya hazırlanmak değil mi?
Doğduğumuz an başlıyor ayrılıklar… Önce çocukluğumuzu bırakıyoruz, sonra gençliğimizi. Sevdiklerimizi, dostlukları, alışkanlıkları… Her şey birer birer eksiliyor hayatımızdan. Ama nedense en büyük veda yı hep unutuyoruz.

İnsan, sanki hiç gitmeyecekmiş gibi yaşıyor. Kırıyor, döküyor, erteliyor. “Sonra konuşuruz”, “Bir ara gideriz”, “Daha vakit var” diyor. Oysa bazen o “sonra” hiç gelmiyor.

En çok da vedasız gidişler acıtıyor içimizi. Bir gün ansızın kesilen bir ses, bir daha çalmayan bir telefon, yarım kalan bir sohbet. İnsana en ağır gelen şey, söyleyemediği sözlerdir. İçinde birikenler, zamanla pişmanlığa dönüşür. Kimi dargın gider bu dünyadan. Bir özrü söyleyemeden, bir sarılışı gerçekleştiremeden. Kimi kırgın. Kalbinde taşıdığı yükle, kimseye anlatamadan. Oysa hayat, kırgınlıkları büyütmek için fazla kısa.
İnsan, en çok da geç kaldığı iyiliklerden utanıyor. Bir gün herkes gidecek…
Ama nasıl gideceğimiz, bugün nasıl yaşadığımızla ilgili. Arkamızda bir tebessüm mü bırakacağız, yoksa bir burukluk mu? Adımız anıldığında bir dua mı edilecek, yoksa “keşke” mi denilecek? Belki de mesele, ne kadar yaşadığımız değil. Nasıl hatırlandığımız.

O yüzden; Sevdiğinize bugün söyleyin sevdiğinizi. Kırdıysanız, gururunuzu bir kenara bırakın.
Ertelediğiniz ne varsa, bugünden başlatın. Çünkü bazı vedaların telafisi yok.
Ve hayat, geri sarılmıyor. Unutmayın. Bir gün herkes gider. Ama herkes iz bırakmaz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirgundem.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.