23 Ekim 1960 Pazar günü Türkiye’de genel nüfus sayımı yapılmıştır. Aradan geçen 66 yıllık uzunca sayılan bir dönemi düşünerek değerlendirmeye aldığımızda ilginç sonuçlarla karşılaştığımızı görüyoruz. Bu sayımın sonuçlarına göre: Türkiye’nin toplam nüfusu: 27 754 820 olarak belirlenmiştir. Bu nüfusun 8 859 731’i şehirlerde, 18 895 089’u kırsalda yaşıyordu. Dönemin en kalabalık üç ili şu şekilde sıralanmıştı: İstabul: 1 882 092 kişi, Ankara: Yaklaşık 1.320.000 kişi, İzmir: Yaklaşık 1 060 000 kişi Ekonomik Yapı: İstihdam edilen nüfusun ezici bir çoğunluğu (yaklaşık %75’i) tarım, hayvancılık ve ormancılık sektöründe yer almakta olup sanayi ve hizmet sektörü henüz gelişme aşamasındaydı. Yaş Yapısı: Doğum oranlarının çok yüksek olması nedeniyle genç bir nüfus yapısı hâkimdi; nüfusun yarıya yakını çocuk ve genç yaş gruplarından oluşuyordu. Cinsiyet Dağılımı (Kadın – Erkek Nüfus) : 1960 yılındaki toplam 27.754.820 kişilik nüfusun cinsiyete göre dağılımında erkek nüfusu, kadın nüfusuna kıyasla biraz daha fazlaydı: Erkek Nüfusu: Yaklaşık %51,1'lik pay ile 14.163.768 kişi, Kadın Nüfusu: Yaklaşık %48,9'luk pay ile 13.591.052 kişi. Okuryazarlık Oranları: 1960 yılında 6 ve daha yukarı yaştaki nüfus temel alınarak hesaplanan genel okuryazarlık oranı %39,51 olarak belirlenmiştir. Toplumun %60,49'u ise okuma yazma bilmemekteydi. Cinsiyetler arasındaki okuryazarlık farkı (makas) bu dönemde oldukça belirgindir: Erkeklerde Okuryazarlık Oranı: Yaklaşık %53,6 (Erkek nüfusun yarısından fazlası okuryazardı). Kadınlarda Okuryazarlık Oranı: Yaklaşık %24,8 (Kadın nüfusun yalnızca dörtten biri okuryazardı). 1960’lı yıllarda Türkiye’nin ortalama yaşam süresi ve bebek ölüm oranları, bugünkü gelişmişlik düzeyine kıyasla oldukça zorlu bir tablonun varlığını göstermektedir: Ortalama Yaşam Süresi (Doğuşta Beklenen Ömür): 1960 yılında Türkiye'de doğan bir bebeğin doğuşta beklenen ortalama yaşam süresi yalnızca 50,8 yıl (yaklaşık 51 yıl) civarındaydı. Ortalama yaşam süresinin bu denli düşük çıkmasının en temel nedeni, yetişkinlerin erken yaşta ölmesi değil; yeni doğan bebeklerin ve 5 yaş altı çocukların çok yüksek oranlarda hayatını kaybetmesidir.
1960 yılında Türkiye
23 Ekim 1960 Pazar günü Türkiye’de genel nüfus sayımı yapılmıştır. Aradan geçen 66 yıllık uzunca sayılan bir dönemi düşünerek değerlendirmeye aldığımızda ilginç sonuçlarla karşılaştığımızı görüyoruz. Bu sayımın sonuçlarına göre: Türkiye’nin toplam nüfusu: 27 754 820 olarak belirlenmiştir. Bu nüfusun 8 859 731’i şehirlerde, 18 895 089’u kırsalda yaşıyordu. Dönemin en kalabalık üç ili şu şekilde sıralanmıştı: İstabul: 1 882 092 kişi, Ankara: Yaklaşık 1.320.000 kişi, İzmir: Yaklaşık 1 060 000 kişi Ekonomik Yapı: İstihdam edilen nüfusun ezici bir çoğunluğu (yaklaşık %75’i) tarım, hayvancılık ve ormancılık sektöründe yer almakta olup sanayi ve hizmet sektörü henüz gelişme aşamasındaydı. Yaş Yapısı: Doğum oranlarının çok yüksek olması nedeniyle genç bir nüfus yapısı hâkimdi; nüfusun yarıya yakını çocuk ve genç yaş gruplarından oluşuyordu. Cinsiyet Dağılımı (Kadın – Erkek Nüfus) : 1960 yılındaki toplam 27.754.820 kişilik nüfusun cinsiyete göre dağılımında erkek nüfusu, kadın nüfusuna kıyasla biraz daha fazlaydı: Erkek Nüfusu: Yaklaşık %51,1'lik pay ile 14.163.768 kişi, Kadın Nüfusu: Yaklaşık %48,9'luk pay ile 13.591.052 kişi. Okuryazarlık Oranları: 1960 yılında 6 ve daha yukarı yaştaki nüfus temel alınarak hesaplanan genel okuryazarlık oranı %39,51 olarak belirlenmiştir. Toplumun %60,49'u ise okuma yazma bilmemekteydi. Cinsiyetler arasındaki okuryazarlık farkı (makas) bu dönemde oldukça belirgindir: Erkeklerde Okuryazarlık Oranı: Yaklaşık %53,6 (Erkek nüfusun yarısından fazlası okuryazardı). Kadınlarda Okuryazarlık Oranı: Yaklaşık %24,8 (Kadın nüfusun yalnızca dörtten biri okuryazardı). 1960’lı yıllarda Türkiye’nin ortalama yaşam süresi ve bebek ölüm oranları, bugünkü gelişmişlik düzeyine kıyasla oldukça zorlu bir tablonun varlığını göstermektedir: Ortalama Yaşam Süresi (Doğuşta Beklenen Ömür): 1960 yılında Türkiye'de doğan bir bebeğin doğuşta beklenen ortalama yaşam süresi yalnızca 50,8 yıl (yaklaşık 51 yıl) civarındaydı. Ortalama yaşam süresinin bu denli düşük çıkmasının en temel nedeni, yetişkinlerin erken yaşta ölmesi değil; yeni doğan bebeklerin ve 5 yaş altı çocukların çok yüksek oranlarda hayatını kaybetmesidir.
Ekleme
Tarihi: 24 Ekim 2026 -Cumartesi
1960 yılında Türkiye
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

