Kırlı Halil
Kırlı Halil çocukluğunda gitmişti İzmir’e.Yıllar yıllardır ayağını kesmedi.Hep gitti geldi.Oradan evlendiği bilesöylendi.İzmir otobüsüne binince,şöyle bir“oh! Çekti.Ne günler.Nerede o günler? “ Dayısı Kara Süleyman 14 yaşında elinden tutmuş,”14 yaşındasın, aklın başında. Haydi, İzmir çapasına! “ Üç sene hiç gelmedi. Çalıştı. Bıyıkları terleyince Özköy’e geldi.Hemen evlendi. Gülerek anlatırken ansızın gözleri yaşarır.“Yavşu’lu Şamil esir düşmüş,tel örgünün arkasında.Yunanlılar götürüyor.Yunanistan’a gidiyor. Dayımla ben, tel örgünün arkasında onu gördük.O da bizi gördü; Çok ağlaştık. Tel örgünün arkasından baka kaldık. Onu alıp götürdüler. Dedim ya eski İzmirliyim ben. “
Kızılçullu taraflarında bağ çapasıyapılırdı.Bıyıkları terlemiş Halil,çapasını sallarken,hiç durmadan türkü söyler,çalışmasını unutur.Ağa’nın gözüne girer.Ek yevmiye bile alırdı.Çakı gibi Delikanlı Kerim, türküleri söyleyince, Egeliler kendisini dinleyince,” Bu türküler “Kırlı Türküleri” deyince Halil Emmi de: “ Biz içerilerden geldik. Yayla yollarında, ekin tarlalarında bu türküleri söylerdik.” Adı Kırlı Halil’e çıkmıştı. Ne ki çalışkan oluşu, parasını tutuşu, Egeli dostlara kavuşturdu onu.
Aradan yıllar geçince, Halil Emmi geriye dönünce,dostluklar kesilmedi.İnadına sürdü gitti.HalilEmmiarada birİzmir’e gezmeye,dostlarını ziyarete gitti.Egeliler unuturlar mı? Onlar da: “ Gidelim görelim oraları ve Halil Amcamızı “dediler. Halil Amcalarını Özköy’e ziyarete geldiler. Ne görseler beğenirsiniz: Halil Amcaları Ege’nin Poşu’sunu Özköy’e götürmüş, orada da sarmıyor mu başına. Onu turuncu renkli Ege poşusuyla Özköy’de seyredince: “Hakkınızı yemeyelim. Siz! De gitti Egelisiniz. Özköylülerin Size İzmirli demeleri çok yerinde “ ( MORTAŞ’ TAN )
9 Eylül İzmir’in Kurtuluş günü kutlu Olsun!

