whatsapp

Tülay Hatimoğulları: Silahların sustuğu her an, insanlığın kazancıdır

SİYASET (SG) - Seydişehir Gündem | 23.06.2026 - 13:41, Güncelleme: 23.06.2026 - 13:41
 

Tülay Hatimoğulları: Silahların sustuğu her an, insanlığın kazancıdır

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Hatimoğulları'nın açıklamasından satır başları şöyle: "Bu sabah yine yoğun bir gözaltı haberine uyandık. Gece 03.00’ten bu yana, özellikle Ankara merkezli gözaltı furyasıyla karşı karşıyayız. NATO Zirvesi öncesinde Ankara’da yapılan baskınlarda, yüzlerce devrimci, sosyalist arkadaşımız gözaltına alındı. Bu, demokratik haklara ve siyasal özgürlüklere açıkça aykırıdır. Bileşenimiz Devrimci Parti'nin Eş Genel Başkanı Elif Torun Öneren’in de aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Bütün Türkiye’yi felç edecek şekilde güvenlik önlemleri alıyorlar. Bütün dünya açlıkla ve yoksullukla karşı karşıyayken, silahlanmaya milyarlarca dolar ayrılmasına itiraz ettikleri için arkadaşlarımız gözaltındadır. Halkların barış talebi kapılar kırılarak bastırılamaz. NATO yasakları kapsamında yurttaşların demokratik hakları engelleniyor. Valilik bir karar alıyor ve bunun hayata geçirilmesini istiyor. DEM Parti olarak buna itiraz ediyoruz. Bu kararın yürürlükten kalkması için ayrıca DEM Parti olarak dava açtık. Bunu bütün Türkiye’nin bilmesini istiyoruz. Demokratik haklara yönelik bu baskıları asla kabul etmiyoruz. Hz. Hüseyin ve beraberinde Kerbela'da katledilen tüm mazlumlar için yas-ı matem oruçlarının tutulduğu Muharrem ayı içerisindeyiz. Muharrem ayı, Alevi canlarımız için Kerbela’dan bugüne uzanan zulme karşı direnişin, adalet arayışının, hakikatin ve mazlumdan yana duruşun simgesidir. Yas-ı matem oruçlarını tutan tüm canların lokmalarının Hak katında kabul olmasını diliyor; Muharrem ayının toplumsal barışa, kardeşliğe ve birlikte yaşam umuduna vesile olmasını temenni ediyoruz. Meclis’te emek veren, sesimizi duyuran, yurttaşa haber taşıyan bütün basın emekçilerine teşekkür ediyoruz. Dünyada nereye baksak bir yangın, bir yıkım görüyoruz. Bu tesadüf değil. Kapitalizmin krizi 2008’de başladı, pandemiyle derinleşti, savaş ve çatışmalarla daha da ağırlaştı. Her küresel zirve yeni bir felaketin kapısını aralıyor. G-7 toplandı, Ukrayna-Rusya savaşını alevlendirecek kararlar çıktı. Ardından Moskova’ya büyük saldırıların gelmesi de dikkat çekicidir. Çok kutuplu dünyada küresel sistem kendini yeniden yapılandırıyor. Yapay zekânın gelişimi ve dijitalleşmenin hız kazanması, nadir elementlere duyulan ihtiyacı artırıyor. Yeni dönem savaşlarının önemli nedenlerinden biri de bu. Enerji havzaları, enerji koridorları, pazar alanları ve ticaret savaşları bu sürecin parçası. Bu dönemde burjuvazi, kendi inşa ettiği kurumları ve burjuva demokrasisinin değerlerini dahi ortadan kaldırıyor. İnsan hakları, evrensel değerler, demokrasi ve Batı’da işçi sınıfının mücadelesiyle kazanılan sosyal haklar tırpanlanıyor. Kuralsızlık ve “gücü yeten yetene” anlayışı hâkim kılınıyor. Soruyoruz: Bu durumdan kimler kazanıyor? Bir avuç sermaye grubu, savaş baronları, spekülatörler… Kim kaybediyor? Halklar, milyarlarca insan kaybediyor. Bu vahşi gidişata karşı halkların, işçilerin, ezilenlerin ve sömürülenlerin enternasyonalist mücadelesi tek seçenektir. Bu karanlık tabloda, İran-ABD arasındaki anlaşma görüşmelerini memnuniyetle karşılıyoruz. Diyaloğun savaşa tercih edildiği her adım çok kıymetli, çok değerlidir. Silahların sustuğu her an insanlığın kazancıdır. Temennimiz, bu anlaşmanın tamamına ermesi ve kâğıt üzerinde kalmamasıdır. İran-ABD anlaşması sağlanırken İsrail, Lübnan’ı bombalamaya devam ediyor. Doğu’nun incisi, dünyanın en güzel kentlerinden biri olan Beyrut’a yağmur gibi bombalar yağıyor. İsrail saldırıları 2 Mart’tan bu yana yaklaşık 4 bin kişiyi öldürdü, 1 milyondan fazla insanı yerinden etti ve çatışmalar günlük olarak sürüyor. Artık buna son verilmelidir. Bu anlaşmayla birlikte Lübnan’a yönelik saldırılar da bitirilmelidir. Bu hengâmede kan ağlayan mazlum Filistin halkı asla unutulmamalı, Filistin işgaline son verilmelidir. Ortadoğu’da silahlar susmalı, barış konuşmalıdır. Bölge halkları olarak hepimizin buna çok ihtiyacı var; hep birlikte bölge barışı için kenetlenmeliyiz. Kaynak: T24
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Hatimoğulları'nın açıklamasından satır başları şöyle:

"Bu sabah yine yoğun bir gözaltı haberine uyandık. Gece 03.00’ten bu yana, özellikle Ankara merkezli gözaltı furyasıyla karşı karşıyayız. NATO Zirvesi öncesinde Ankara’da yapılan baskınlarda, yüzlerce devrimci, sosyalist arkadaşımız gözaltına alındı.

Bu, demokratik haklara ve siyasal özgürlüklere açıkça aykırıdır. Bileşenimiz Devrimci Parti'nin Eş Genel Başkanı Elif Torun Öneren’in de aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Bütün Türkiye’yi felç edecek şekilde güvenlik önlemleri alıyorlar. Bütün dünya açlıkla ve yoksullukla karşı karşıyayken, silahlanmaya milyarlarca dolar ayrılmasına itiraz ettikleri için arkadaşlarımız gözaltındadır.

Halkların barış talebi kapılar kırılarak bastırılamaz.

NATO yasakları kapsamında yurttaşların demokratik hakları engelleniyor. Valilik bir karar alıyor ve bunun hayata geçirilmesini istiyor. DEM Parti olarak buna itiraz ediyoruz. Bu kararın yürürlükten kalkması için ayrıca DEM Parti olarak dava açtık. Bunu bütün Türkiye’nin bilmesini istiyoruz.

Demokratik haklara yönelik bu baskıları asla kabul etmiyoruz.

Hz. Hüseyin ve beraberinde Kerbela'da katledilen tüm mazlumlar için yas-ı matem oruçlarının tutulduğu Muharrem ayı içerisindeyiz.

Muharrem ayı, Alevi canlarımız için Kerbela’dan bugüne uzanan zulme karşı direnişin, adalet arayışının, hakikatin ve mazlumdan yana duruşun simgesidir.

Yas-ı matem oruçlarını tutan tüm canların lokmalarının Hak katında kabul olmasını diliyor; Muharrem ayının toplumsal barışa, kardeşliğe ve birlikte yaşam umuduna vesile olmasını temenni ediyoruz.

Meclis’te emek veren, sesimizi duyuran, yurttaşa haber taşıyan bütün basın emekçilerine teşekkür ediyoruz.

Dünyada nereye baksak bir yangın, bir yıkım görüyoruz.

Bu tesadüf değil. Kapitalizmin krizi 2008’de başladı, pandemiyle derinleşti, savaş ve çatışmalarla daha da ağırlaştı.

Her küresel zirve yeni bir felaketin kapısını aralıyor. G-7 toplandı, Ukrayna-Rusya savaşını alevlendirecek kararlar çıktı. Ardından Moskova’ya büyük saldırıların gelmesi de dikkat çekicidir.

Çok kutuplu dünyada küresel sistem kendini yeniden yapılandırıyor. Yapay zekânın gelişimi ve dijitalleşmenin hız kazanması, nadir elementlere duyulan ihtiyacı artırıyor. Yeni dönem savaşlarının önemli nedenlerinden biri de bu. Enerji havzaları, enerji koridorları, pazar alanları ve ticaret savaşları bu sürecin parçası.

Bu dönemde burjuvazi, kendi inşa ettiği kurumları ve burjuva demokrasisinin değerlerini dahi ortadan kaldırıyor. İnsan hakları, evrensel değerler, demokrasi ve Batı’da işçi sınıfının mücadelesiyle kazanılan sosyal haklar tırpanlanıyor. Kuralsızlık ve “gücü yeten yetene” anlayışı hâkim kılınıyor.

Soruyoruz: Bu durumdan kimler kazanıyor? Bir avuç sermaye grubu, savaş baronları, spekülatörler… Kim kaybediyor? Halklar, milyarlarca insan kaybediyor.

Bu vahşi gidişata karşı halkların, işçilerin, ezilenlerin ve sömürülenlerin enternasyonalist mücadelesi tek seçenektir.

Bu karanlık tabloda, İran-ABD arasındaki anlaşma görüşmelerini memnuniyetle karşılıyoruz. Diyaloğun savaşa tercih edildiği her adım çok kıymetli, çok değerlidir. Silahların sustuğu her an insanlığın kazancıdır. Temennimiz, bu anlaşmanın tamamına ermesi ve kâğıt üzerinde kalmamasıdır.

İran-ABD anlaşması sağlanırken İsrail, Lübnan’ı bombalamaya devam ediyor. Doğu’nun incisi, dünyanın en güzel kentlerinden biri olan Beyrut’a yağmur gibi bombalar yağıyor.

İsrail saldırıları 2 Mart’tan bu yana yaklaşık 4 bin kişiyi öldürdü, 1 milyondan fazla insanı yerinden etti ve çatışmalar günlük olarak sürüyor. Artık buna son verilmelidir.

Bu anlaşmayla birlikte Lübnan’a yönelik saldırılar da bitirilmelidir. Bu hengâmede kan ağlayan mazlum Filistin halkı asla unutulmamalı, Filistin işgaline son verilmelidir. Ortadoğu’da silahlar susmalı, barış konuşmalıdır. Bölge halkları olarak hepimizin buna çok ihtiyacı var; hep birlikte bölge barışı için kenetlenmeliyiz. Kaynak: T24

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirgundem.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.