Seydişehir Basın Tarihinin Altın Çağı
Seydişehir Basın Tarihinin Altın Çağı
Kırım’ın Sesi Medya Grubu olarak başlattığımız, Seydişehir yerel basınının ve sivil toplum hafızasının altın çağını gün yüzüne çıkaracak dev yazı dizisinin ilk bölümüyle huzurlarınızdayız.
Röportaj; Gazeteci Mustafa Sarıkamış: Kırım’ın Sesi Medya Grubu
Gazeteciler: Enver Haykır, Hasan Leventoğlu
Bu şanlı yürüyüşün hikâyesine başlamadan önce, Türk basınının Anadolu’daki en güçlü kalelerinden olan ve bu mesleğe ömrünü adamış gizli kahramanların aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz. Telekslerin başında, fotoğraf filmi yetiştirme telaşıyla geçen o zorlu yıllarda, Seydişehir-Konya hattında haberciliğin gerçek harcını karan iki muazzam isim vardı: Konya basınına uzun yıllar yön veren merhum duayen gazeteci Mehmet Gazel ve onun rahlesinden yetişerek mesleğe adeta canını veren merhum muhabir Ali Akgül. Mehmet Gazel’in babacan tecrübesi ve Ali Akgül’ün ilkeli muhabirlik heyecanı, bugün Seydişehir’de basının namusunu koruyan her bir satırın altındaki silinmez izdir. Daktilo şeritlerinde bıraktıkları kokularla rehber olan bu merhum ustalar, bugün de hafızalarımızın en saygın köşesinde yaşamaya devam ediyor.
İşte bu tarihi vesikanın fitilini ateşleyen; o duayenlerle omuz omuza çalışarak daktilo şeritlerinin kokusunu, telsiz mandallama seslerini, film banyolarını ve haberciliğin namusunu iliklerine kadar yaşamış bir başka usta isim: Dünya Kırım Tatar Derneği Genel Başkanı Mustafa Sarıkamış.
Mustafa Sarıkamış, Seydişehir’de Hürriyet Haber Ajansı (HHA) ile başlayan ve tam 15 yıl süren o ilk şanlı yolculuğun ardından, Türk medyasında taşları yerinden oynatan o büyük kırılma anını, sarsılmaz dostlukları ve kader ortaklığını şu sözlerle tarihe not düşüyor:

“HHA ile başlayan 15 yıllık yolculuğumuz, Konyalı gazeteci, sevgili dostum ve meslektaşım Uğur Özteke’nin İhlas Haber Ajansı (İHA) Genel Müdürü olmasıyla yepyeni ve çok daha güçlü bir döneme evrildi. Değerli dostumun bu göreve gelmesiyle birlikte, ben de İHA Bölge Sorumluluğu görevini üstlendim ve tam 16 yıl boyunca bu bayrağı gururla taşıdım, İHA’ya kesintisiz hizmet verdim. Meslek hayatımın bu en verimli döneminde, İHA Konya Temsilcisi Kenan Arvas gibi vizyoner, dürüst ve kıymetli bir insanla omuz omuza çalışmak ise benim için mutlulukların en güzeliydi. Bizler telsizi, kamerayı, fotoğraf makinesini ve daktiloyu iliklerine kadar yaşamış, haberi iğneyle kuyu kazar gibi çıkaran bir kuşağız. Unutulmamalıdır ki; her büyük doğum sancılı olur… İşte o büyük mesleki birikimin, emeğin ve sivil toplum mücadelemizin doğum sancısıyla hayata geçirdiğimiz KIRIM’IN SESİ, bugün sadece bölgemizin değil, tüm Türk Dünyası’nın ve Qırımtatarlarının parlayan yıldızı haline gelmiştir.”
TARİHE NOT DÜŞÜYORUZ!
Kırım’ın Sesi Medya Grubu olarak başlattığımız, Seydişehir yerel basınının ve sivil toplum hafızasının altın çağını gün yüzüne çıkaracak dev yazı dizisinin ilk bölümüyle huzurlarınızdayız.
Bu tarihi vesikanın fitilini ateşleyen; daktilo şeritlerinin kokusunu, telsiz mandallama seslerini, film banyolarını ve haberciliğin namusunu iliklerine kadar yaşamış duayen bir isim: Dünya Kırım Tatar Derneği Genel Başkanı Mustafa Sarıkamış.
Mustafa Sarıkamış, Seydişehir’de Hürriyet Haber Ajansı (HHA) ile başlayan ve tam 15 yıl süren o ilk şanlı yolculuğun ardından, Türk medyasında taşları yerinden oynatan o büyük kırılma anını, sarsılmaz dostlukları ve kader ortaklığını şu sözlerle tarihe not düşüyor:
“HHA ile başlayan 15 yıllık yolculuğumuz, Konyalı gazeteci, sevgili dostum ve meslektaşım Uğur Özteke’nin İhlas Haber Ajansı (İHA) Genel Müdürü olmasıyla yepyeni ve çok daha güçlü bir döneme evrildi. Değerli dostumun bu göreve gelmesiyle birlikte, ben de İHA Bölge Sorumluluğu görevini üstlendim ve tam 16 yıl boyunca bu bayrağı gururla taşıdım, İHA’ya kesintisiz hizmet verdim. Meslek hayatımın bu en verimli döneminde, İHA Konya Temsilcisi Kenan Arvas gibi vizyoner, dürüst ve kıymetli bir insanla omuz omuza çalışmak ise benim için mutlulukların en güzeliydi. Bizler telsizi, kamerayı, fotoğraf makinesini ve daktiloyu iliklerine kadar yaşamış, haberi iğneyle kuyu kazar gibi çıkaran bir kuşağız. Unutulmamalıdır ki; her büyük doğum sancılı olur… İşte o büyük mesleki birikimin, emeğin ve sivil toplum mücadelemizin doğum sancısıyla hayata geçirdiğimiz KIRIM’IN SESİ, bugün sadece bölgemizin değil, tüm Türk Dünyası’nın ve Qırımtatarlarının parlayan yıldızı haline gelmiştir.”
İşte bu şanlı ekolün ve adeta bir basın okuluna dönen o dönemin ikliminde; Mustafa Sarıkamış’ın bizzat elinden tutarak mesleğe kazandırdığı, bugün Seydişehir basınının iki büyük çınarı olan Enver Haykır ve Hasan Leventoğlu, daktilo kokan o yılları, sivil toplum mücadelelerini ve Kırım davasını devlet kayıtlarına geçiren omuz omuza yürüyüşlerini gazetemize anlatıyor.

Sözü daha fazla uzatmadan, Seydişehir’in basın tarihine altın harflerle geçecek o dev röportajın 1. Bölümü ile sizleri baş başa bırakıyoruz:
Seydişehir Basın Tarihinin Altın Çağı: Mustafa Sarıkamış, Enver Haykır ve Hasan Leventoğlu Bir Arada!
Kırım’ın Sesi Gazetesi olarak bugün, ilçemizin sivil toplum hafızasının ötesinde, tüm Türk basın tarihine yön veren çok özel bir vefa belgesini arşivlerimize kazandırıyoruz.
Seydişehir Kırım Türkleri Derneği başkanlığı dönemlerinde sadece kültürel bir uyanış başlatmakla kalmayıp, ilçeyi ulusal medyanın da merkez üssü haline getiren Mustafa Sarıkamış, bugün Seydişehir basınının iki büyük değeri olan Enver Haykır ve Hasan Leventoğlu ile ortak geçmişlerini gün yüzüne çıkarıyor.
O dönem daktilo şeritlerinin, kurşun harflerin, filmlerin ve binbir emeğin imbiğinden geçerek habercilik yapan bu muhteşem üçlü, Seydişehir yerelinden attıkları manşetlerle Türkiye gündemini belirlemiş, aynı zamanda sivil toplum yönetimlerinde de omuz omuza vererek Kırım davasını devlet kayıtlarına geçirmeyi başarmışlardır.
Mustafa Sarıkamış: “Biz Bu Yolda Üç Dost, Üç Yol Arkadaşıydık”
Başlatılan tarihi yazı dizisi hakkında oldukça duygusal ve çarpıcı açıklamalarda bulunan Dünya Kırım Tatar Derneği Genel Başkanı Mustafa Sarıkamış şunları söyledi:
“Benim 15 yıllık Hürriyet Haber Ajansı (HHA) ve İhlas Haber Ajansı (İHA) temsilciliğim döneminde Seydişehir, adeta bir ulusal basın okuluna dönüştü. Bugün mesleklerinde birer çınar olan Enver Haykır ve Hasan Leventoğlu kardeşlerimi gazetecilik mesleğine bizzat yönlendiren, teşvik eden ve ellerinden tutan isim olmanın haklı gururunu yaşıyorum. Biz sadece gazete çıkarmadık; dernek yönetimlerimizde de kader birliği yaptık. Onlar benim yönetim kurulu üyelerimdi, yol arkadaşlarımdı. Bizim dönemimizin gazeteciliğinde kopyala-yapıştır yoktu; emek vardı, meslek namusu vardı, güven vardı. Bu yazı dizisiyle Enver ve Hasan kardeşlerimin de tanıklığıyla net tarihleri, çıkarılan gazeteleri ve ulusal başarılarımızı belgeleriyle tarihe miras bırakacağız. Türk basın tarihine Seydişehir imza atmıştır, bu gerçeği herkes görecek.”

BÖLÜM 1: Mesleğe İlk Adım ve İlçenin Basın Atmosferi
Soru 1: Seydişehir basın tarihine resmi bir kayıt bırakmak adına; Mustafa Sarıkamış’ın teşviki, eğitimi ve liderliğiyle gazetecilik mesleğine tam olarak hangi yılda ve hangi yerel gazetede/bültende başladınız? Mustafa Bey’in sizleri basın sektörüne kazandırdığı o ilk dönemin ilçedeki genel basın atmosferi nasıldı?
Enver Haykır’ın Cevabı:
Gazetecilik mesleğine adımımı 1983 yılında Cumhuriyet gazetesinde muhabirlik yaparak attım. O dönemlerde ilçede dijital imkânlar, bilgisayarlar ve internet henüz yoktu. Seydişehir’de sadece 2 adet yerel gazete faaliyet gösteriyordu ve bunlar da eski usul matbaa baskı şartlarının getirdiği büyük zorluklarla ancak haftalık olarak okuyucuya ulaştırılabiliyordu. Genel basına haber ulaştırmak bugünkü gibi saniyeler değil, saatler alıyordu; filmli makinelerle çektiğimiz fotoğrafların banyosu yapılır, filmler ve yazılan haber metni aynı günün akşamüzeri şehirlerarası otobüslere verilerek İstanbul’daki merkezlere gönderilirdi. Şartlar son derece ağırdı ancak mesleğin zevki ve heyecanı da bir o kadar benzersizdi.
Soru 2: Mustafa Sarıkamış, Seydişehir’de 15 yıl boyunca Hürriyet Haber Ajansı (HHA) ve İhlas Haber Ajansı (İHA) gibi Türkiye’nin medyadaki dev amiral gemilerinin temsilciliğini yürüttü. Sizler mesleğe adım atarken, Mustafa Bey’in bu ulusal ajans tecrübesinden, vizyonundan ve disiplininden nasıl faydalandınız? Sizi bu sektöre bizzat başlatan isim olarak üzerinizdeki emeğini nasıl anlatırsınız?
Enver Haykır’ın Cevabı: Bizim mesleğe başladığımız dönemlerde usta-çırak ilişkisi çok önemliydi; bizden önce basın işlerine adım atmış, bu yolda tecrübe kazanmış arkadaşları dikkatle takip eder, onlardan gördüklerimizi kendi çalışmalarımıza uygulardık. Seydişehir’de bu işi profesyonel anlamda ve başarıyla yürüten isim Mustafa Sarıkamış’tı. Sektöre girme kararı aldığımızda biz de kendisini yakından takip ettik, onun sahadaki tecrübesini ve çalışma disiplinini rehber edinerek bu yolda yürümeyi öğrendik.
Soru 3: Mustafa Sarıkamış’ın ulusal ajans ekolüyle yetiştirdiği gazeteciler olarak; sizler kariyeriniz boyunca hangi ulusal gazetelerin ve ajansların Seydişehir temsilciliğini yaptınız ve bu görevleri hangi yıllar arasında yürüttünüz? Seydişehir’den ulusal basına attığınız o büyük manşetlerin arkasındaki süreci tarihe not düşmek adına anlatır mısınız?
Enver Haykır’ın Cevabı: Mesleğe 1983 yılında Cumhuriyet gazetesinde başladım. Uzun yıllar süren bu serüvenin ardından, 2000’li yıllarda gazetenin büyük bir ekonomik darboğaza girmesiyle birlikte yurt haberleri servisi ne yazık ki iptal edildi. Bu gelişmenin üzerine gazetecilik faaliyetlerime Anayurt gazetesinde devam ettim. Ayrıca meslek hayatım boyunca 8 yıl boyunca Anadolu Ajansı (AA) muhabirliği görevini gururla üstlendim ve Seydişehir’in sesini ulusal alanda duyurdum. Şu anda ise aktif olarak Anka Haber Ajansı bünyesinde görev yapmaktayım. Ajans muhabirliklerimin yanı sıra, dijitalleşen dünyaya adım atarak 2006 yılında kurduğum www.seydisehirgundem.com internet sitesinde de tam 20 yıldır aralıksız olarak habercilik yapmayı sürdürüyorum.
Soru 4: Mustafa Sarıkamış’ın yanında mesleğe adım attığınızda, ilk baskısını çıkardığınız veya ilk haberinizi yazdığınız o gazetenin adı neydi? O dönem Mustafa Bey’in size mesleğe başlarken verdiği ve bugün bile unutmadığınız ilk profesyonel öğüt neydi?
Enver Haykır’ın Cevabı: Ulusal basındaki temsilcilik görevlerimizin ve muhabirliklerimizin yanı sıra, kendi imkanlarımızla çıkardığımız yerel ölçekli Seydişehir Haber gazetesinde de ilçenin nabzını tutan önemli haberlere imza attık. Mustafa Bey’in mesleğe adım atarken kulağıma küpe olan ve profesyonel hayatım boyunca rehber edindiğim ilk büyük öğüdü ise “her zaman dikkatli, titiz ve doğrulunu kesinleştirmeden haber yapmamak” üzerineydi.
Soru 5: Mustafa Sarıkamış’ın Seydişehir Kırım Türkleri Derneği başkanlığı yaptığı dönemlerde sizler de yönetim kurulunda aktif görev aldınız. Tarihsel kronoloji açısından, tam olarak hangi yıllar arasında (Hangi dönemlerde) Mustafa Bey’in yönetiminde resmi olarak yer aldınız?

Enver Haykır’ın Cevabı: Mustafa Sarıkamış ile mesleki dayanışmamız sadece habercilikle sınırlı kalmadı; kendisiyle Gazeteciler Cemiyeti yönetiminde uzun süre boyunca omuz omuza ve çok yakın yol arkadaşı olarak birlikte çalıştık. Bununla birlikte, onun başkanlığını yürüttüğü Kırım Türkleri Derneği’nin de tüm çalışmalarına, projelerine ve yönetim faaliyetlerine en aktif şekilde katılım sağladım. Derneğin milli davayı savunan tüm ses getiren faaliyetlerini kamuoyuna duyurarak basın kanadında her zaman destekçisi oldum.
Soru 6: O dönemki yönetim kurullarında sizinle birlikte taşın altına elini koyan, Seydişehir’in ve Kırım davasının yükünü sırtlayan ve “bugün isimleri asla unutulmamalı” dediğiniz diğer yönetim kurulu üyeleri ve yol arkadaşlarınız kimlerdi?
Enver Haykır’ın Cevabı: Seydişehir’de Kırım davasının yaşatılmasında, milli şuurun korunmasında ve dernek çatısı altında yürütülen çalışmalarda Mustafa Sarıkamış’ın gösterdiği üstün gayret, fedakarlık ve emeği çok büyüktür. Açık yüreklilikle ve tarihe bir not olarak diyebilirim ki; o dönemde tüm zorluklara göğüs gererek Kırım Türkleri Derneği’ni adeta tek başına ayakta tutan yegane kişi kendisiydi.
Soru 7: Mustafa Sarıkamış’ın başkanlığı döneminde, derneğin sivil toplum gücü ile sizin basın gücünüzü birleştirerek imza attığınız en büyük kitlesel organizasyon, tarihi karar veya etkinlik hangi yıldaydı? (Örn: Seydişehir’deki büyük Kırım konferansları, Tepreş şenlikleri veya Ankara temasları hangi tarihlerde yapıldı?)
Enver Haykır’ın Cevabı: Dernek başkanlığı döneminde Seydişehir’de çok geniş katılımlı ve geleneksel motifleri barındıran büyük bir Kırım Folklor Etkinliği gerçekleştirdik. Bunun yanı sıra, Kırım’daki üniversitelerden ve akademik çevrelerden ilçemize çok değerli bilim insanları ile akademisyenler davet edildi; burada Kırım davasını anlatan nitelikli bilimsel konferanslar ve paneller düzenlendi. Basın ve sivil toplum birlikteliğinin en güzel örneği olan tüm bu organizasyonlarda ve saha faaliyetlerinde aktif roller üstlendik.
BÖLÜM 3: Basın Sektörünün Evrimi (O Günün Şartları vs. Bugün)
Soru 8: Gelecek nesillerin o dönemin zorluklarını ve emeğini anlaması için soruyorum: Mustafa Sarıkamış ile birlikte omuz omuza gazetecilik yaptığınız yıllarda teknolojik imkânlar ve habercilik şartları nelerdi? (Daktilo şeritleri, kurşun harflerle dizgi, filmler, matbaa baskı süreçleri…)
Enver Haykır’ın Cevabı: Bizim mesleği icra ettiğimiz o eski yıllarda teknolojinin sunduğu imkanlar bugüne kıyasla oldukça zayıf ve kısıtlıydı. Bugün ise içinde bulunduğumuz dijital çağ, gazetecilik mesleğini teknik anlamda en üst seviyeye taşıdı ve günümüz habercilerine büyük bir vizyon kazandırdı. Artık dünyanın öbür ucunda yaşanan bir olay “anlık habercilik” sayesinde anında önümüze düşüyor. Eskiden ise süreç böyle işlemezdi; büyük emeklerle hazırlanan ve ulaştırılan bir haber, gazetelerin baskı ve dağıtım süreçleri nedeniyle ancak 1 ya da 2 gün sonra basılıp okuyucuya ulaşabilirdi.
Soru 9: Bizim dönemimizde bir haberi doğrulatmak, arşive ulaşmak veya habere gitmek günler alırdı ama meslek namusu, güven ve samimiyet esastı. Mustafa Bey’in her zaman vurguladığı “emek ve namus odaklı” o eski gazetecilik ile bugünün “hızlı, kopyala-yapıştır, tık odaklı” internet haberciliği arasındaki farkı, yaşadığınız somut zorluklarla tarihsel bir kıyas olarak nasıl anlatırsınız? Bugün dijitalleşmeyle birlikte basın sektörü ruhundan neleri kaybetti?
Enver Haykır’ın Cevabı: O dönemlerin bizim için en keyifli ve unutulmaz tarafı, haberlerimizi daktilo başında, o şeritlerin kokusunu içimize çekerek yazmaktı; daktilo ile haber üretmek bize ayrı bir mesleki haz veriyordu. Günümüzde dijital ortam ve internet yayıncılığı geometrik bir hızla geliştikçe, ne yazık ki geleneksel yazılı basın eski gücünü, ağırlığını ve o bildiğimiz ruhunu kaybetmeye başladı. Dijitalleşme hızı getirdi ancak eski habercilikteki o derin emeği ve samimiyeti de beraberinde götürdü.
BÖLÜM 4: Unutulmaz Belgeler ve Geleceğe Miras
Soru 10: Mustafa Sarıkamış liderliğinde Hürriyet, İHA ve yerel basın ağıyla imza attığınız, Seydişehir’in veya Kırım davasının tarihine yön veren ve “Bu olay yerel basında bir devrimdi” dediğiniz, tarihi ve yılı net olan en çarpıcı ortak anınız veya manşet haberiniz hangisidir?
Enver Haykır’ın Cevabı: Seydişehir basın tarihine damga vuran en büyük manşetlerimiz ve ortak mücadelemiz kesinlikle “Seydişehir’in il olma mücadelesi” ile ilçenin can damarı olan “Seydişehir Alüminyum Fabrikası’nın özelleştirilmesine karşı yürütülen tarihi direniş ve eylemler” olmuştur. Mustafa Bey ile birlikte hazırladığımız bu haberler, sadece yerel basında kalmayıp ulusal medyanın da amiral gemilerinde günlerce manşetlerde ve en üst sıralarda yer bularak sesimizi tüm Türkiye’ye duyurmuştu.
Soru 11: Bugün Seydişehir basın tarihine silinmez bir not düşüyoruz. Mustafa Sarıkamış’ın hem sizin gazetecilik kariyerinizdeki rolünü hem de Seydişehir’in cemiyet hayatına bıraktığı bu büyük mirası gelecek nesillere, genç gazetecilere nasıl aktarmak istersiniz?
Enver Haykır’ın Cevabı: Bizler Mustafa Sarıkamış ile çalışırken gazeteciliğin asla ferdi (bireysel) bir iş olmadığını, tam aksine bir ekip ruhu ve birliktelik işi olduğunu yaşayarak öğrendik. Sahada yan yana gelerek, birbirimize omuz vererek çok güzel ve tarihe geçen haberlere imza attık. En büyük gururumuz ise; o eski zorlu dönemlerde yaptığımız haberlerde hata payımızın neredeyse hiç olmaması, meslek etiğine ve doğruluğa sonuna kadar bağlı kalmamızdı. Genç meslektaşlarımıza bırakacağımız en büyük miras, bu mesleki ciddiyet ve ekip ruhudur.
Ben Hasan Leventoğlu. Meslek hayatım boyunca Tercüman Gazetesi muhabirliği ve bölge temsilciliği başta olmak üzere, ulusal ve yerel basında Seydişehir’in sesini duyurmak için yıllarca gururla mücadele ettim. Mustafa Sarıkamış liderliğinde, Enver Haykır kardeşimle omuz omuza yazdığımız bu şanlı tarihi, tüm samimiyetimle ve yaşanmışlıklarımızla cevaplıyorum.
Seydişehir basın tarihi
İşte Seydişehir basın tarihinin altın çağına düşeceğimiz o tarihi notlar:
Mesleğe Başlangıç ve Ulusal Ajans Ekolü (HHA & İHA)
Cevap 1: Gazeteciliğe adım attığım o dönemde Seydişehir’de bugünkü gibi dijital imkanlar yoktu; ilçede sınırlı imkanlarla çıkan yerel bültenler ve Mustafa Sarıkamış Hürriyet Haber Ajansı (HHA) ve İhlas Haber Ajansı (İHA) bürosu adeta bir okul gibiydi. Yerel ustaların çıkardığı gazetelerin, bültenlerin heyecanını taşıyorduk. Mustafa Sarıkamış’ın elimizden tutması, bize güvenmesi sayesinde mesleğe resmi adımı attık. O dönem ilçe basın atmosferi tamamen adanmışlık üzerine kuruluydu. Çıkarılan her nüsha, ilçenin Ankara’ya ve Konya’ya açılan penceresiydi.
Cevap 2: Mustafa Sarıkamış, Seydişehir için sadece bir ajans temsilcisi değil, vizyoner bir kılavuzdu. HHA ve İHA ekolünün getirdiği o askeri disiplini, habere hızlı refleks gösterme becerisini ve en önemlisi “haberin dürüstlüğü” ilkesini biz onun yanında öğrendik. Bir ajans muhabirinin ulusal medyaya haber servis ederken hata lüksünün olmadığını, attığı her imzanın meslek namusu olduğunu Mustafa Bey’in disiplini sayesinde hafızalarımıza kazıdık. Üzerimizdeki emeği büyüktür; bizi sadece yerel birer muhabir olarak görmedi, ulusal basının kurallarıyla yetiştirdi.
Cevap 3: Mustafa Sarıkamış’ın ajans ekolü tezgâhından geçtikten sonra, ben uzun yıllar Türk basınının amiral gemilerinden olan Tercüman Gazetesi’nin Seydişehir ve bölge muhabirliğini gururla yürüttüm. Bunun yanı sıra dönemin etkin ulusal yayınlarına da bölgeden haberler aktardım. Seydişehir’deki alüminyum fabrikasının işçi hareketlerinden, bölgedeki büyük asayiş olaylarına ve Kırım davasının etkinliklerine kadar attığımız manşetler Tercüman’ın sayfalarında yer bulurdu. O manşetlerin arkasında, ajans imkanlarıyla çekilen filmlerin otobüs muavinlerine verilerek Konya veya Ankara merkeze ulaştırılma telaşı, uykusuz geceler ve titiz bir doğrulama süreci vardı.
Cevap 4: Mustafa Sarıkamış ile birlikte ilk haber metnini yazdığım ve matbaanın o ağır kokusunu içime çektiğim ilk gazete heyecanını dün gibi hatırlıyorum. Mustafa Bey’in yazı masasında bana verdiği ve meslek hayatım boyunca kulağıma küpe olan ilk profesyonel öğüt şuydu: “Hasan, yazdığın haberin arkasında kapı gibi durabilmelisin. Kaynağından emin olmadığın, doğrulatmadığın tek bir kelimeyi bile kağıda dökme. Gazetecinin sermayesi güven, kalemi ise namusudur.”
Seydişehir’de Bir Basın Okulu Kuruldu
Başkanlık Dönemleri, Yönetimler ve Tarih Kronoloji
Cevap 5: Mustafa Sarıkamış’ın Seydişehir Kırım Türkleri Derneği Başkanlığı yaptığı ve Kırım davasını Seydişehir’den tüm dünyaya haykırdığımız o altın yıllarda, Enver Haykır ile birlikte ben de yönetim kurulunda aktif ve resmi olarak görev aldım. Özellikle 1990’ların başından 2000’li yılların ortalarına kadar uzanan o 15 yıllık kesitte, Mustafa Bey’in liderliğindeki yönetimlerde yer alarak hem dernek genel sekreterliği/yönetim kurulu üyelikleri görevlerini yürüttüm hem de cemiyetin basın sözcülüğünü üstlendim.
Cevap 6: O dönem Seydişehir’de Kırım davasının yükünü sırtlayan, cebinden, vaktinden ve ailesinden fedakarlık ederek taşın altına elini koyan muazzam bir kadromuz vardı. Mustafa Sarıkamış başkanımızın öncülüğünde yönetimlerde bizimle beraber yürüyen; yönetim kurulu üyeliklerinde ve dernek faaliyetlerinde canla başla çalışan fedakar yönetim kurulu üyelerimiz, dernek büyüklerimiz ve sivil toplum sevdalısı dostlarımız bugün asla unutulmamalıdır. Her birinin adı Seydişehir’in ve Kırım Türkleri davasının tarihine altın harflerle yazılmıştır.
Cevap 7: Basın gücümüz ile sivil toplum gücümüzü birleştirdiğimiz en büyük kitlesel organizasyon, Seydişehir’de düzenlediğimiz ve ulusal basında geniş yankı uyandıran büyük Kırım Konferansları ve geleneksel Tepreş Şenlikleri idi. Özellikle 90’lı yılların ikinci yarısında gerçekleştirdiğimiz organizasyonlarda, Ankara’dan devlet yetkililerini, Kırım davasının uluslararası temsilcilerini Seydişehir’de ağırladık. Ben Tercüman muhabiri olarak, Mustafa Bey İHA ve HHA gücüyle, Enver kardeşimle birlikte bu etkinlikleri ulusal medyanın gündemine taşıdık. Seydişehir o günlerde Kırım davasının Türkiye’deki kalbi haline gelmişti.
Basın Sektörünün Evrimi
Cevap 8: Şimdiki neslin hayal bile edemeyeceği zorluklarla habercilik yapardık. Bir haber yazdığınızda daktilonun şeridi silikleşir, harfler kurşun kalıplarla matbaada tek tek dizilirdi. Fotoğraf çekmek büyük bir sanattı; 24’lük ya da 36’lık filmleri yakmamak için uğraşır, karanlık odada banyo edilmesini beklerdik. Çoğu zaman acele haberlerde filmleri banyo etmeden, zarflara koyup şehirlerarası otobüslerin muavinlerine emanet ederek ajans merkezine yetiştirmeye çalışırdık. Telefon hatlarının kesik olduğu, faksın lüks sayıldığı günlerde haberi ulaştırmak bile başlı başına bir habercilik başarısıydı.
Cevap 9: Bizim dönemimizde habercilikte emek, güven ve samimiyet esastı. Mustafa Bey’in her zaman üzerine titrediği “emek ve namus odaklı” habercilikte, bir iddiayı netleştirmek için günlerce iz sürerdik. Bugünün internet haberciliği ne yazık ki çok hızlı ama bir o kadar da ruhsuz. “Kopyala-yapıştır” mantığıyla, sadece tık almak uğruna meslek ahlakı ayaklar altına alınıyor. Dijitalleşme bize hızı getirdi ama maalesef gazeteciliğin ruhunu, o daktilo kokan emeğini, insan ilişkilerindeki o derin güveni ve meslek namusunu elimizden aldı.
Unutulmaz Belgeler ve Geleceğe Miras
Cevap 10: Bizim en çarpıcı ortak anımız ve yerel basında devrim niteliği taşıyan olay; Seydişehir yerelinden geçtiğimiz bir haberin, Mustafa Sarıkamış’ın ajans ağı ve benim Tercüman manşetleriyle aynı gün Türkiye gündemine oturması ve devletin zirvesini harekete geçirmesiydi. Seydişehir Alüminyum Fabrikası’nın geleceği ve Kırım göçmen soydaşlarımızın haklarıyla ilgili Ankara bürokrasisini adeta sallayan, dönemin bakanlarının ilçeyi ziyaret etmek zorunda kaldığı o ortak manşetlerimiz yerel basının ne kadar büyük bir güç olabileceğini tüm ülkeye kanıtlamıştı.
Cevap 11: Bugün Seydişehir basın tarihine silinmez bir not düşerken genç meslektaşlarıma ve gelecek nesillere şunu söylemek isterim: Mustafa Sarıkamış sadece bir dernek başkanı ya da ajans temsilcisi değildi; o, Seydişehir’de bir gazetecilik ekolü, bir basın akademisi kurdu. Genç gazeteciler bilsinler ki, ellerindeki akıllı telefonlar veya yapay zeka araçları ne kadar gelişirse gelişsin, saha muhabirliğinin, dürüstlüğün ve insan biriktirmenin yerini hiçbir teknoloji tutamaz. Biz bu mirası tertemiz bıraktık, dilerim onlar da kalemlerini hiçbir güce teslim etmeden bu mesleğin namusunu korurlar.
Seydişehir Gazeteciler Cemiyeti, faaliyetlerini o dönem eski Kırım Derneği binasında yürütüyordu. Mustafa Sarıkamış, 3 dönem boyunca Seydişehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı görevini başarıyla üstlenmiş olup, aynı zamanda Kırım Derneği Başkanı olarak da görev yapmıştır. Böylece hem basın dünyasını hem de sivil toplumu tek bir çatı altında birleştirerek bölge tarihine öncülük etmiştir.
Bir Taşra İlçesinin Haber Direnişi Ve Büyük Zaferi!
Seydişehir Basın Tarihinin “Altın Çağı” ve İsmi Halkın Baskısıyla İade Edilen Kültür Yuvası
Kamuoyu Baskısı Sonuç Verdi: Seydişehir’in Hafızası Bahaddin Paslı’nın İsmi Ait Olduğu Yere Döndü
Basın Okulu: Konya’nın Seydişehir ilçesinde yerel gazeteciliğin, sivil toplum hafızasının ve kültürel yayıncılığın en parlak dönemi olan “Altın Çağ” tüm teferruatıyla kayıt altına alınıyor.
Halkın İradesi: Dönemin belediye başkanı tarafından açılan ve şimdiki yönetimce ismi değiştirilmek istenen Bahaddin Paslı Kültür Evi, halkın ve basının yoğun tepkisiyle tarihi ismine yeniden kavuştu.
Vefa Köprüsü: Daktilo şeritlerinden kurşun harflere, sivil toplum haberciliğinden Kırım’ın Sesi’ne uzanan yarım asırlık Seydişehir basın tarihi ve aktörleri bu haberde!
Taşrada Kurulan Bir Basın Ekolü
Bir taşra ilçesi olmasına rağmen Seydişehir, 1950’li yıllardan bu yana köklü yerel basın geçmişiyle Anadolu haberciliğinin en güçlü kalelerinden biri olmuştur.
İlçede sadece kendi sınırları içinde kalmayıp ulusal medyanın da dikkatini çeken güçlü bir habercilik disiplininin kurulduğu dönem, basın camiasında “Seydişehir Basın Tarihinin Altın Çağı” olarak nitelendirilir.
Bu altın çağ; zorlu matbaa şartlarında el emeğiyle üretilen gazetelerin, kültürel uyanışın ve sivil toplum bilincinin zirve yaptığı dönemi simgeler.
Yakın zamanda ilçenin bu canlı hafıza merkezine yönelik yapılan idari bir müdahale ise Seydişehir halkının kendi değerlerine nasıl sahip çıktığını bir kez daha gözler önüne sermiştir.

1955’ten Bugüne Seydişehir Basın Kronolojisi
Seydişehir’de ilk basın ateşi 1955 yılında 6 idealist öğretmen tarafından yakıldı. Toplam 33 sayı yayımlanan ve ilçenin ilk yerel yayını olan “Seydişehir Gazetesi”, bölgedeki entelektüel uyanışın ilk kıvılcımı oldu.
Takvimler 1970’i gösterdiğinde ise ilçede adeta bir endüstri ve kültür devrimi eş zamanlı yaşanmaya başladı.
Eti Alüminyum Tesisleri’nin kurulmasıyla sanayileşen ve göç alan ilçede, halkın sesi olacak profesyonel matbaacılık ihtiyacı doğdu.
Kurşun harflerin, daktilo şeritlerinin ve analog filmlerin imkânsızlıkları içinde kurulan matbaalar, ilçede sadece haber üretmedi; aynı zamanda sonraki nesillere yön verecek birer “basın okulu” haline geldi.
Bu dönemde gazetecilik yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda ilçenin sosyal ve kültürel hayatını kayıt altına alan önemli bir kamu hizmeti niteliği taşıdı.
Seydişehir’in Karacaoğlan’ı Ve İlk Gazeteci Bahaddin Paslı
Seydişehir yerel basınını profesyonel boyuta taşıyan ve adını altın harflerle tarihe yazdıran isimlerden biri Bahaddin Paslı (1941-2022) olmuştur.
1962 yılında PTT bünyesinde santral memuru olarak göreve başlayan Paslı, Türkiye genelinde dağıtılan “Manyetolu Telefon ve Kullanılışı” adlı teknik kitabıyla 1970 yılında ilk yazarlık deneyimini kazandı.
İçindeki yazın aşkına karşı koyamayarak 8 yıllık memuriyetinden istifa eden Paslı, hayatını tamamen basına ve kültür çalışmalarına adadı.
Mehmet Ulaşan ve Mustafa Ergun ile ortaklık kurarak ilçenin ilk profesyonel matbaası olan Küpe Matbaasını açan Paslı, ardından haftalık Küpe Gazetesini yayımlamaya başladı.
Seydişehir’in sanayi hamlesi yaptığı dönemde ise Yılmaz Kamalı ile birlikte Alüminyum Kent Gazetesi’ni 1975 yılında kurarak bölgenin ekonomik ve sosyal gelişimini kayıt altına aldı.
Paslı’nın gazetecilik faaliyetleri yalnızca haber üretmekle sınırlı kalmadı. İlçenin geçmişine ilişkin gazete, belge ve çeşitli yayınları titizlikle biriktiren Paslı, evinde yarım asırlık büyük bir gazete arşivi oluşturdu.
2022 yılında hayatını kaybedene kadar Seydişehir’in canlı kent hafızası olmayı sürdüren Paslı, gazeteciliğinin yanında şiir ve kültür çalışmalarıyla da tanındı.
Hece ölçüsüyle yazdığı şiirleri ve elinden düşürmediği bağlamasıyla edebiyat çevrelerinde “Seydişehir’in Karacaoğlan’ı” veya “Seydişehir’in Âşık Veysel’i” olarak anılan Paslı, geride 15 kültürel kitap bıraktı.
Paslı’nın bıraktığı miras, yalnızca kitaplardan ve gazete nüshalarından oluşmadı. Onun asıl mirası, Seydişehir’in geçmişine ilişkin bilgi ve belgelerin gelecek kuşaklara aktarılması konusunda oluşturduğu kültürel bilinç oldu.
Altın Çağın Sembol İsimleri Ve Dijital Miras
Seydişehir basını nostaljik matbaa dönemlerinden günümüzün internet haberciliğine geçerken bu mücadeleyi omuzlayan diğer aktörler de büyük mirasın ayrılmaz parçaları oldu.
Mustafa Sarıkamış, Seydişehir’de sivil toplumculuk ile basını birleştiren vizyoner figürlerden biri olarak öne çıktı.
Seydişehir Kırım Türkleri Derneği Başkanlığı döneminde ilçedeki kültürel dinamizmi harekete geçiren Sarıkamış; yerel haberleri, kültürel değerleri ve Türk Dünyası vizyonunu ulusal ve uluslararası platformlara taşıyarak yerel basına daha geniş bir perspektif kazandırdı.
Bu isimlerin her biri, farklı dönemlerde Seydişehir’in haber alma, kültürel hafızasını koruma ve kamuoyu oluşturma geleneğinin gelişmesine katkı sundu.
İsim Krizi Ve Halkın Baskısıyla Gelen Vefa Zaferi
Bahaddin Paslı’nın aziz hatırasını yaşatmak amacıyla, dönemin Belediye Başkanı Mehmet Tutal tarafından aslına uygun olarak restore edilen ve 2022 yılında kapılarını açan Bahaddin Paslı Kültür ve Sanat Evi, yakın süreçte büyük bir siyasi ve idari tartışmanın merkezine oturdu.
Yerel yönetim değişiminin ardından göreve gelen Belediye Başkanı Hasan Ustaoğlu yönetimi tarafından binanın isminin değiştirilmesi yönünde bir adım atıldı.
Ancak bu gelişme, Seydişehir halkı, yerel basın mensupları ve sivil toplum kuruluşları nezdinde geniş yankı buldu.
İlçenin yaşayan hafızasına ve Seydişehir basın tarihinin önemli isimlerinden Bahaddin Paslı’nın mirasına yönelik bu girişime karşı kamuoyunda güçlü tepkiler yükseldi.
Sosyal medya paylaşımları, basın açıklamaları ve kamuoyu tepkileriyle büyüyen tartışmanın ardından belediye yönetimi geri adım attı.
Böylece Bahaddin Paslı’nın ismi kültür evine yeniden iade edildi.
Yaşanan gelişme, bir tabela değişikliğinin ötesinde, bir ilçenin kendi kültürel hafızasına sahip çıkmasının sembolü haline geldi.
Nitekim Belediye Başkanı Hasan Ustaoğlu da ilçedeki ulusal ve yerel basın mensuplarıyla gerçekleştirdiği geniş katılımlı istişare toplantısını, tabelası korunan Bahaddin Paslı Kültürevi’nde gerçekleştirdi.
Bu tablo, tartışmanın geldiği noktayı da ortaya koydu: Seydişehir’in hafızasında yer etmiş bir ismin, kamuoyunun güçlü tepkisi karşısında yeniden ait olduğu yerde yaşatılması.
Silinemeyen Kent Kimliği
Seydişehir Basın Tarihinin Altın Çağı, yalnızca geçmişte kalmış tozlu bir anı değildir.
Bu tarih; daktilo başında sabahlayan gazetecilerin, kurşun harflerle sayfa hazırlayan matbaacıların, sokak sokak haber takip eden muhabirlerin, arşiv oluşturan kültür insanlarının ve ilçenin sorunlarını kamuoyuna taşıyan sivil toplum temsilcilerinin ortak emeğidir.
Bugün dijital medya çağında farklı araçlarla sürdürülen gazetecilik faaliyetlerinin kökleri, işte bu zorlu yıllarda atılan temellere dayanmaktadır.
Bahaddin Paslı’nın şahsında sembolleşen bu miras, aslında Seydişehir’in kendi geçmişine duyduğu vefanın da bir göstergesidir.
Yaşanan son isim tartışması ve halkın kararlı duruşuyla kazanılan vefa zaferi, kurşun harflerle yazılan bu tarihin hiçbir güç tarafından kolayca silinemeyeceğini bir kez daha göstermiştir.
Bir kültür merkezinin tabelasında yalnızca bir isim bulunmaz. O isim, bir ilçenin geçmişini, insanlarını, emeğini ve hafızasını temsil eder.
Seydişehir halkının Bahaddin Paslı ismine sahip çıkması da bu nedenle yalnızca bir isim mücadelesi değil, kent hafızasına sahip çıkma mücadelesi olarak tarihe geçmiştir.
Kırım’ın Sesi Gazetesi olarak; Anadolu basınını ayakta tutan tüm çınarları, gazetecilik mesleğine emek verenleri ve bu mirasa sahip çıkan Seydişehir halkını saygıyla selamlıyoruz.
Kırım’ın Sesi – Dünya Kırım Tatar Derneği Haberleri
Seydişehir Kırım Türkleri Derneği ve Kırım Tatarları
Kırım Tatarlarının Sivil Toplum Mücadelesi ve Basın Tarihi
Hürriyet Haber Ajansı (HHA) – tarihçe ve arşiv bilgileri
İhlas Haber Ajansı (İHA) – kurumsal tarihçe
Türkiye’de yerel basın ve basın tarihi üzerine güvenilir arşiv/kaynak
Kırım'ın Sesi Gazetesi
27 Şubat 2015 Tarihinde hizmet bermege başlağan www.kiriminsesigazetesi.com maqsadı akkında açıklama yapqan Mustafa Sarıkamış İsmail Bey Gaspıralı’nıñ bu büyük mirasına sahip çıqmaq ve onun emellerini yaşatmaqtır. Qırımtatar Türkleriniñ ananevî, körenek, ürf, adet kibi yaşamlarında ne bar ise objektif şekilde Dünya cemiyetine taqdim etilmektir.
Kırım'ın Sesi Gazetesi
27 Şubat 2015 Tarihinde hizmet bermege başlağan www.kiriminsesigazetesi.com maqsadı akkında açıklama yapqan Mustafa Sarıkamış İsmail Bey Gaspıralı’nıñ bu büyük mirasına sahip çıqmaq ve onun emellerini yaşatmaqtır. Qırımtatar Türkleriniñ ananevî, körenek, ürf, adet kibi yaşamlarında ne bar ise objektif şekilde Dünya cemiyetine taqdim etilmektir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


