Mustafa Sarıkamış: Kırım tatar kadınlarının Rusya’ya nakli kararı kabul edilemez!
Mustafa Sarıkamış: Kırım tatar kadınlarının Rusya’ya nakli kararı kabul edilemez!
Kırım Tatar halkının tarihî sürgün acısı hâlâ dinmemişken, işgal altındaki Kırım’da tutuklu bulunan dört Kırım Tatar kadınının Rusya’nın Rostov-na-Donu şehrine nakledilmesi kararına ilişkin haberler, vicdanları yaralamaktadır.
Dünya Kırım Tatar Derneği Başkanı Mustafa Sarıkamış olarak, Nasiba Saidova, Esma Nimetulayeva, Fevziye Osmanova ve Elviza Aliyeva isimli dört Kırım Tatar kadınının durumunu büyük bir endişeyle takip ediyoruz.
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, söz konusu kadınların tutukluluk süreleri 28 Mart 2027 tarihine kadar uzatılmış ve Rusya’nın Rostov-na-Donu şehrine nakledilmeleri yönünde karar alınmıştır. Bu kararın hukuki gerekçeleri, uygulanma koşulları ve kadınların temel haklarına etkileri bağımsız biçimde incelenmelidir.
18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar halkı, Sovyet yönetiminin kararıyla tarihinin en büyük felaketlerinden birine maruz bırakıldı. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar yurtlarından koparıldı; binlerce aile parçalandı. Sürgünün açtığı yaralar, aradan geçen on yıllara rağmen halkımızın hafızasında yaşamaya devam ediyor.
Bugün dört Kırım Tatar kadınının tutukluluk ve nakil sürecine ilişkin haberler, geçmişin acı hatıralarını yeniden gündeme getirmektedir. Elbette her olay kendi somut delilleri ve hukuki koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir. Ancak Kırım Tatar halkının yaşadığı tarihî tecrübe, bu tür gelişmelerin uluslararası kamuoyu tarafından dikkatle izlenmesini zorunlu kılmaktadır.
Kırım Tatar kadınlarının hakları, güvenlikleri ve aileleriyle bağları hiçbir siyasi veya askerî hesabın gölgesinde bırakılamaz.
Dünya Kırım Tatar Derneği olarak;
Nasiba Saidova, Esma Nimetulayeva, Fevziye Osmanova ve Elviza Aliyeva’nın hukuki durumlarının bağımsız ve tarafsız biçimde incelenmesini,
Kendilerine yöneltilen suçlamaların ve tutukluluk kararlarının hukuka uygunluğunun denetlenmesini,
Adil yargılanma, savunma ve avukata erişim haklarının eksiksiz güvence altına alınmasını,
Sağlık durumlarının, tutuldukları koşulların ve aileleriyle iletişim imkânlarının gözetilmesini,
Rusya’ya nakil kararının hukuki dayanaklarının açıklığa kavuşturulmasını ve temel hakları bakımından doğurabileceği sonuçların incelenmesini,
Birleşmiş Milletler başta olmak üzere ilgili uluslararası insan hakları mekanizmalarının konuyu dikkatle takip etmesini talep ediyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti’ni, Türk dünyasını, uluslararası insan hakları kuruluşlarını ve dünyadaki bütün vicdan sahibi insanları bu dört kadının durumuna duyarlılık göstermeye çağırıyoruz.
Bizler, Kırım Tatar halkının haklarını, kimliğini, dilini ve vatanıyla bağını savunmaya devam edeceğiz. Hiçbir insanın temel hakları görmezden gelinmemeli; hiçbir ailenin yaşadığı acı dünyanın sessizliği içinde kaybolmamalıdır.
Bu açıklama, herhangi bir kişi hakkında yargı kararı vermek değil; insan haklarının korunmasını, adil yargılanmayı ve hukukun üstünlüğünü talep etmektir.
Dünya, Kırım Tatar halkının sesini duymalıdır!
Kırım Tatar kadınları yalnız değildir.
Kırım bizim umurumuzda! Kırım Tatar halkı unutulmayacaktır!
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


