Mustafa Kemal Atatürk ne mehdidir nede hain
Mustafa Kemal Atatürk ne mehdidir nede hain
Tarihsel süreçleri doğru ve objektif analiz ettiğimizde İnsanlık tarihi boyunca toplumlar çok büyük Emperyal devletler kurduğunu görüyoruz.
Araştırmacı tarihçi yazar; Mehmet Kiraz..
Belki insanlık tarihi açısından uzun yaşayanlar olsa ‘da Dünya tarihi açısında çok uzun soluklu devletler asla olmamıştır, olamazda. Bunun ekolojik, dinsel, siyasal süreçlere göre toplumlar hep hareket halinde oldukları için dönemsel alt-üst oluşlar hep var olmuştur.
Tarihi kaba hatlarıyla incelediğimizde akışkan olan tarihte Roma, İskender, Çin hanedanlıkları, Türk devletleri, Persler, Avrupa imparatorlukları tarih sahnesine girip sonra canlı bir varlık gibi yaşamlarını sonlandırmışlardır. Bu imparatorlukların bazen ekolojik nedenlerle, bazen dinsel gelişimlerle, bazen askeri güçlerle, bazen yeni ideolojik akımlarla geliştiklerini ama belli bir tarihsel değişim sonucu süreci zamanın konjoktürel değerleriyle okumadıkları için yıkılmışlardır.
Osmanlı imparatorluğu ‘da bu saydığımız değerler ve tanımlar üzerinden yaşadığı dönemin kaotik ortamında doğmuş, coğrafi avantajlar ekseninde gelişmiş, artı birikimlerini nesnel yaşamla birleştirince hızla gelişip üç kıtada hâkimiyet kurmuştur. Avrupa’daki dönemin teokratik otonom yapıların zayıflığı, Oryantalist doğu toplumlarının din-cihat eksenli formasyonları Osmanlının gelişmiş Emperyal bir güç olmasını sağlamıştır. Fakat bu gelişim düz bir eksende oluşmamış büyüdükçe sorunları da beraberinde hep içinde büyütmüştür. Bu sorunların merkezi otoritedeki yöneticileri kendi varlığını dinsel bir tebaanın variscisi görmesi ve bu dinsel teba dediğimiz yapının süreç içinde ortodoks Sünniliğin en bağnaz hastalıklarını içinde geliştirmeye başlamıştır.
Avrupa'daki tekno-emperyal değişimler ve yeni kıtanın keşfiyle otoriteye karşı sermaye sınıfının oluşumu, kapital imgelerin toplumla buluşması sanayi devriminin temellerini oluştururken, Osmanlı heterojen çok dinli ve çok dilli toplumsal devlet yapısından üniter ve kapital devlet olgusuna geçemenin bedellerini savaşlarda ağır bedeller ödeyerek vermiştir.
Osmanlının son çeyreğinde Dünya'daki gelişimleri doğru okuma ve anlama yetileri gelişse'de, iç dinamikleri nedeniyle çok zor olmuş veya olsa ‘da bu kaybedilen savaşların dayatması sonucu göreceli değişimler olmuştur. Hâlbuki tekelinde bulundurduğu coğrafi yapının artı değerlerini doğru okuyamaması, tek merkezli mezhepçi refleksleri, iç dinamiklerini dönüştürecek ulus devlet eksenli toplumsal devinimleri hayata geçirememiştir.
Bugün olduğu gibi dönemin zümreleri bu dağılma ve çözülmeyi siyasal kolaycılıkla, kendi hatalarında değil kâfir atfedilen batıda aramışlar asla reformist bakışlara kendini kapamışlardır.
Ama her şeye rağmen Osmanlıda bu çözülmeler acımasız ve trajik bir şekilde gelişse ‘de kendi içinde sistemle hesaplaşmaya geçen aydın-askeri zümreler hep olmuş son 200 yılda bunun tohumlarını atmışlardır. Tehlikenin Balkanlardan Trakya'ya girmesi, Kutsal sayılar bölgelerin kaybedilmesiyle Ordu içinde ve aydın zümre çevrelerinde çözüm yolları aranmış ama dinsel formatlardan kurtulamayan batı karşıtı aydınlar hala ısrarla İslamcılık, Osmanlıcılık gibi klasik çözümü olmayan arayışlarına devam etmişlerdir. Hâlbuki İslamcılık tezleri ilk İslam coğrafyasındaki isyanlarla bitmiş, Osmanlıcılık balkan harbiyle anlamsız hale gelmiştir. İttihatçılık ve salt tebaa eksenli algılar ise 1. paylaşım savaşında hüsrana uğramış ve en acı olan ise Osmanlı başkenti düşmüştür.
Sosyolojik olarak bir hareketin, bir siyasal akımın veya dinsel bir çizginin temel değeri liderliktir. Liderliğin geçmiş duruşları, verdiği mücadele hattı, toplum üzerindeki inandırıcılığı arkasındaki kitlelerin başarılı olmasındaki en büyük tapudur. Mustafa Kemal işte tam burada ortaya çıkmıştır. Bir Osmanlı subayı olarak Çanakkale'de, bir direnişçi olarak Trablusgarb'da, Ateşe olarak Beyrut'ta Osmanlı ve Anadolu halklarının gönlümde taht kurmuştur.
Karma karışık, tezatlıklarla dolu, at izinin it izine karıştığı, talanın ve işgalin hızlandığı, azınlık isyanlarının meşru olduğu bir dönemde doğru bir okuma yapılmış çok kısıtlı imkânlarla harekete geçilmiştir. Tüm değerler kullanılmış, tüm olgularla ilişki kurulmuş, toplum katmanları kucaklanmış yeni, farklı ve sadece Anadolu toplumsal yapısına özgü devrimci bir mücadele hattı geliştirilmiştir. Bu mücadele hattına taş koyanlar bu gün olduğu gibi yine Osmanlının kırıntılarından nemalanan yobazlardan başkası olmamıştır. Hiç bir zaman inançlı ve Müslüman olan farklı ırk Anadolu insanı bu kurtuluş hareketini dışlamamış ve kayıtsız şartsız sahiplenmiştir.
1923 yılında özgür, tam bağımsız bir Cumhuriyet kurulmuştur. Bu Cumhuriyeti kuran değerlerin, oluşumların, yapıların tüm beklentileri karşılaşmış mıdır? Bu günümüz penceresinden eleştirilebilir. Ama 13 milyon olan nüfusun sadece 2 milyon sağlıklı erkek nüfusu olan bir toplumun var ettiği elinde hiç bir artı birikimi olmayan bir ülkeyi 1938 yılına kadar hızla geliştirmiş, demokratik, İnsan merkezli, sanayi, eğitim, altyapı temelleri atılmaya başlanmıştır.
Mustafa Kemal Atatürk'ün erken ölümü 15 yaşında öksüz kalmış bir çocuk gibi Türkiye cumhuriyetinde travmalar yarattı. hemen akabinde 2. paylaşım savaşı ve 1950 Kore savaşı işte geldiğimiz 70 yıllık sağcı, dinci, darbeci, derin devletçi iktidarların bıraktığı enkaz ve suçlusu Atatürk.
1-Ankara Fişek Fabrikası (1924)
2-Gölcük Tersanesi (1924)
3- Şakir Zümre Fabrikası (1925)
4-Eskişehir Hava Tamirhanesi (1925)
5-Alpullu Şeker Fabrikası (1926)
7-Uşak Şeker Fabrikası(1926)
8-Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (1926)
9-Bünyan Dokuma Fabrikası (1927)
10-Eskişehir Kiremit Fabrikası (1927)
11-Kırıkkale Elektrik Santrali Ve Çelik Fabrikası (1928)
12- Ankara Çimento Fabrikası (1928)
13-Ankara Havagazı Fabrikası (1929)
14-İstanbul Otomobil Montaj Fabrikası (1929)
15-Kayaş Kapsül Fabrikası (1930)
16-Nuri Killigil Tabanca, Havan Ve Mühimmat Fabrikası (1930)
17-Kırıkkale Elektrik Santrali Ve Çelik Fabrikası (1931- Genişletildi)
18-Eskişehir Şeker Fabrikası (1934)
19-Turhal Şeker Fabrikaları (1934)
20-Konya Ereğli Bez Fabrikası(1934)
21-Bakırköy Bez Fabrikası (1934)
22-Bursa Süt Fabrikası (1934)
23-İzmit Paşabahçe Şişe Ve Cam Fabrikası (1934 Temel Atma)
24-Zonguldak Antrasit Fabrikası (1934 Temel Atma)
25-Zonguldak Kömür Yıkama Fabrikası (1934)
26-Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1934)
27-Isparta Gülyağı Fabrikası (1934)
28-Ankara, Konya, Eskişehir Ve Sivas Buğday Siloları (1934)
29-Paşabahçe Şişe Ve Cam Fabrikası (1935 - Tamamlandı)
30-Kayseri Bez Fabrikası (1934 Temel Atma)
31-Nazilli Basma Fabrikası (1935- Temel Atma)
32-Bursa Merinos Fabrikası (1935 Temel Atma)
33-Gemlik Suni İpek Fabrikası (1935 Temel Atma)
34-Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1935)
35- Ankara Çubuk Barajı (1936)
36-Zonguldak Taş Kömür Fabrikası (1935)
37-Barut, Tüfek Ve Top Fabrikası (1936)
38-Nuri Demirağ Uçak Fabrikası (1936- İlk Türk Uçağı Nud-36 Üretildi)
39-Malatya Sigara Fabrikası (1936)
40-Bitlis Sigara Fabrikası (1936)
41-Malatya Bez Fabrikası (1937 Temel Atma- Bu Fabrika Hariç Bütün Bez Ve Dokuma Fabrikaları Atatürk'ün Sağlığında Açılmıştır.)
42-İzmit Kağıt Ve Karton Fabrikası (1934- Temel Atma)
43-Karabük Demir Çelik Fabrikası (1937- Temel Atma)
44-Divriği Demir Ocakları (1938)
45-İzmir Klor Fabrikası (1938- Temel Atma)
46-Sivas Çimento Fabrikası (1938-Temel Atma)
1980 Askeri faşizmi ve onun dayattığı kapitalist sistemden nemalanan sağcı- muhafazakâr iktidarların 40 yılda sata sata bitiremedikleri kazanımları Mustafa Kemal Atatürk 15 yıllık süreçte yapmıştır. Bu ülkede Hala istediğiniz gibi özgürce inançlarınızı yaşıyorsanız bu büyük lidere borçlusunuz. Eğer biz yaşamak istemiyoruz diyorsanız bu sizin insani hakkınız o zaman saygı duyuyoruz, sizin inanç değerlerinize uygun dünya çok ülke var. Mesela İran, Afganistan, Pakistan, Arabistan... Buyurun gidebilirsiniz.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


