Hastane önünde incir ağacı türküsünün gerçek hikâyesi
Hastane önünde incir ağacı türküsünün gerçek hikâyesi
Hastane önünde incir ağacı türküsü yarım kalmış bir aşkın ve amansız bir hastalığın sessiz çığlığıdır.
Peki, nesillerdir dilden dile dolaşan bu türkünün ardındaki trajedi ne? İşte Akdağmadeninden İstanbul’a uzanan o acı dolu hikâye.
Anadolu’nun her köşesinde yankılanan, dinleyen herkesin yüreğine dokunan "Hastane Önünde İncir Ağacı" türküsü, kökeni Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesine dayanan gerçek bir yaşam öyküsünü barındırıyor. Yıllardır bir "ayrılık simgesi" haline gelen bu eserin kahramanı, gencecik yaşında hayata veda eden Yozgatlı bir delikanlı.
Beşik Kertmesinden Musalla Taşına: Bir Sevda Masalı
Hikâye, 20. yüzyılın başlarında Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesinde başlar. Birbirine komşu iki aile, çocuklarını henüz beşikteyken nişanlar. Yıllar geçer, çocuklar büyür ve birbirlerine sevdalanırlar. Ancak tam kavuşacakları, düğün dernek kuracakları sırada, o dönemin korkulu rüyası olan "ince hastalık" (verem) kapıyı çalar.
Askerlik görevini yaparken bu amansız hastalığa yakalanan Yozgatlı genç, hava değişimi alarak memleketine döner. Ancak sevdiğinin ailesi, hastalığın bulaşıcı olmasından korkarak kızlarını gence göstermez. Sevdiğine hasret kalan gencin hastalığı, bu büyük kederle daha da derinleşir.
"Ocağına İncir Ağacı Dikilmek" Deyimi Gerçek Mi Oldu?
Tedavi umuduyla İstanbul’daki bir hastaneye gönderilen genç, burada yapayalnız kalır. Penceresinden baktığında hastane bahçesindeki incir ağaçlarını görür. Halk kültüründe "ocağına incir ağacı dikilmek" deyimi, bir soyun sönmesi ve büyük bir felaket anlamına gelir. Kendi sonunun yaklaştığını, sevdiğine asla kavuşamayacağını ve ocağının tütemeyeceğini anlayan genç, o meşhur dizeleri hastane odasında kaleme alır:
Nida Tüfekçi ve Yozgat Kültürüne Miras
Gencin vefatından sonra eşyalarının arasından çıkan bu şiir, memleketi Yozgat’a ulaştığında tüm şehir yasa boğulur. Bu acı dolu satırlar, Yozgatlı büyük usta Nida Tüfekçi tarafından derlenerek Türk Halk Müziği repertuarına kazandırılmış ve tüm Türkiye’nin ortak acısı olmuştur.
Hastane Önünde İncir Ağacı Sözleri
Hastane önünde incir ağacı (anam ağacı)
Doktor bulamadı bana ilacı (anam ilacı)
Baş tabip geliyor zehirden acı (anam vay acı)
Garip kaldım yüreğime dert oldu (anam dert oldu)
Ellerin vatanı bana yurt oldu (anam yurt oldu)
Mezarımı kazın bayıra düze (anam vay düze)
Yönünü çevirin sıladan yüze (anam vay yüze)
Benden selam söylen sevdiğimize (sevdiğimize)
Başını koysun karalar bağlasın (anam bağlasın)
Gurbet elde kaldım diye ağlasın (anam ağlasın)
Verem hastalığına yakalanan ve nişanlısına kavuşamadan gurbet ellerde vefat eden bir gencin son arzularını ve memleket hasretini anlatır.
"İncir Ağacı", halk kültüründe ocağın sönmesini ve yuvanın dağılmasını simgeler.
Kaynak Yozgat gazetesi

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


