whatsapp
ANALİZ (SG) - Seydişehir Gündem | Haber Girişi: 30.04.2022 - 11:43, Güncelleme: 30.04.2022 - 14:45

1 Mayıs işçi bayramı

 

1 Mayıs işçi bayramı

Türkiye’de bugün “emek” de “sermaye” de dip yapmış durumda.
(BİR MAYIS MARŞINI DİNLEYEBİLİRSİNİZ) en alt kısımda... Diğer adıyla “Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü”… Çalışma hayatında, “çalışanın” da “çalıştıranın” da önemi büyük. Yani “emek” de önemli, “sermaye” de… Aslında bu iki unsur, birbirinin tamamlayıcısı. Emek “sermaye” ile vardır, sermaye de “emekle”… Önemli olan, bu iki unsurun “uyum” içinde bulunması. Türkiye’de “emek” ne durumda? Ülkemizde 1946 yılına kadar sendika kurmak yasaktı. Zaten doğru dürüst üretim tesisi yoktu ki, işçi olsun, sendika olsun! Cumhuriyetin ilk yıllarında, 1938 yılında çıkarılan Cemiyetler Kanunu’nda, “Sınıf esasına dayalı cemiyet kurulamaz” ifadesi vardı, bu nedenle sendika da kurulamıyordu. 1946 yılında bu kanunda değişiklik yapıldı, “Sınıf esasına dayalı cemiyet kurulamaz ifadesi” kaldırıldı. Böylece sendika kurulmasının önündeki engel kaldırılmış oldu. İlk sendikalar, sosyalizmi benimseyen partiler tarafından kuruldu. Türkiye Sosyalist Partisi ve Türkiye Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi, ülkemizde sendikalaşmayı başlatan partiler oldu. 27 Mayıs 1960 askeri darbesinden sonra ülkemizde yeni bir dönem başladı. Temel hak ve özgürlükler güvence altına alındı, demokratikleşme süreci başlatıldı. Sendikacılığın gelişmesinin önündeki engeller kaldırıldı. 1963 yılında çıkarılan kanunla işçiye ilk defa “grevli toplu pazarlık” hakkı verildi. 1967 yılında DİSK’in kurulmasıyla sendikalar arasında rekabet arttı ve sendikalı işçi sayısı hızla arttı. 1980 yılına gelindiğinde sendikalara kayıtlı işçi sayısı 5 milyon 721 bine ulaşmıştı. AKP döneminde durum AKP döneminde sendikacılık büyük kan kaybetti. Nereden nereye?  Türkiye’de bugün “emek” de “sermaye” de dip yapmış durumda. Yıllardır devam eden ekonomik kriz nedeniyle, derin bir “işsizlik” var. Doğru dürüst yatırım yapılamıyor, mevcut işyerleri bir bir kapanıyor. Eskiden “okumuşların” iş bulması daha kolaydı, şimdi okumuş olmak da fayda etmiyor, “üniversite mezunu işsiz” sayısı sürekli artıyor. Tabii bir de Suriyeliler geldi geleli, Türk işçi emeğinin önemi kalmadı. Bütün işyerleri “Suriyeli” dolu. Düşük ücretle ve sigortasız çalıştırılıyor. Suriyeli, senin işini kaptıktan sonra, senin emeğin nasıl “en yüce değer” olacak? AKP iktidarının, Türkiye’de emeği getirdiği noktaya bakar mısınız? Ülkemizde “emek” diye bir değer kaldı mı? Sermayenin durumu farklı mı? Ekonomik kriz, enflasyon, devalüasyon; Türkiye’deki sermayeyi eritti, bitirdi. Kendi öz vatanımızda “emek” yönünden de “sermaye” yönünden de “sığıntı” durumundayız. Tüm işçi okurlarımın bayramını kutluyorum.
Türkiye’de bugün “emek” de “sermaye” de dip yapmış durumda.

(BİR MAYIS MARŞINI DİNLEYEBİLİRSİNİZ) en alt kısımda...

Diğer adıyla “Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü”…

Çalışma hayatında, “çalışanın” da “çalıştıranın” da önemi büyük.

Yani “emek” de önemli, “sermaye” de…

Aslında bu iki unsur, birbirinin tamamlayıcısı.

Emek “sermaye” ile vardır, sermaye de “emekle”…

Önemli olan, bu iki unsurun “uyum” içinde bulunması.

Türkiye’de “emek” ne durumda?

Ülkemizde 1946 yılına kadar sendika kurmak yasaktı.

Zaten doğru dürüst üretim tesisi yoktu ki, işçi olsun, sendika olsun!

Cumhuriyetin ilk yıllarında, 1938 yılında çıkarılan Cemiyetler Kanunu’nda, “Sınıf esasına dayalı cemiyet kurulamaz” ifadesi vardı, bu nedenle sendika da kurulamıyordu.

1946 yılında bu kanunda değişiklik yapıldı, “Sınıf esasına dayalı cemiyet kurulamaz ifadesi” kaldırıldı.

Böylece sendika kurulmasının önündeki engel kaldırılmış oldu.

İlk sendikalar, sosyalizmi benimseyen partiler tarafından kuruldu.

Türkiye Sosyalist Partisi ve Türkiye Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi, ülkemizde sendikalaşmayı başlatan partiler oldu.

27 Mayıs 1960 askeri darbesinden sonra ülkemizde yeni bir dönem başladı.

Temel hak ve özgürlükler güvence altına alındı, demokratikleşme süreci başlatıldı.

Sendikacılığın gelişmesinin önündeki engeller kaldırıldı.

1963 yılında çıkarılan kanunla işçiye ilk defa “grevli toplu pazarlık” hakkı verildi.

1967 yılında DİSK’in kurulmasıyla sendikalar arasında rekabet arttı ve sendikalı işçi sayısı hızla arttı.

1980 yılına gelindiğinde sendikalara kayıtlı işçi sayısı 5 milyon 721 bine ulaşmıştı.

AKP döneminde durum

AKP döneminde sendikacılık büyük kan kaybetti.

Nereden nereye? 

Türkiye’de bugün “emek” de “sermaye” de dip yapmış durumda.

Yıllardır devam eden ekonomik kriz nedeniyle, derin bir “işsizlik” var.

Doğru dürüst yatırım yapılamıyor, mevcut işyerleri bir bir kapanıyor.

Eskiden “okumuşların” iş bulması daha kolaydı, şimdi okumuş olmak da fayda etmiyor, “üniversite mezunu işsiz” sayısı sürekli artıyor.

Tabii bir de Suriyeliler geldi geleli, Türk işçi emeğinin önemi kalmadı.

Bütün işyerleri “Suriyeli” dolu.

Düşük ücretle ve sigortasız çalıştırılıyor.

Suriyeli, senin işini kaptıktan sonra, senin emeğin nasıl “en yüce değer” olacak?

AKP iktidarının, Türkiye’de emeği getirdiği noktaya bakar mısınız?

Ülkemizde “emek” diye bir değer kaldı mı?

Sermayenin durumu farklı mı?

Ekonomik kriz, enflasyon, devalüasyon; Türkiye’deki sermayeyi eritti, bitirdi.

Kendi öz vatanımızda “emek” yönünden de “sermaye” yönünden de “sığıntı” durumundayız.

Tüm işçi okurlarımın bayramını kutluyorum.

Habere ifade bırak !
Habere Ek Video
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirgundem.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.