whatsapp
Mehmet Kiraz
Köşe Yazarı
Mehmet Kiraz
 

Koca yürekli babaannem

Dostlarım 18 yaşımdan buyana hayatımdan geçen ilginç olayları, tarihsel şahsiyetleri kaleme alırım. Ama en büyük zaafımda bunları saklar sadece kendim okur, ya güler yâda hüzünlenir kimseyle paylaşmazdım. Artık 1 Saniye’de Amerika’daki bir insanın yazılarımızı anında okuma imkânları teknolojiyle birlikte gelişince kendimize olan özgüven gelişti. Beki’de yaşımızın olgunluğu, düşüncelerimizi kelimelere edebi bir dille dökebilme kültürü bizleri cesaretlendirdi. Bende sosyal medya üzerinden onlarca sanat, edebiyat, felsefe tartışma sayfalarında paylaşım yapma girişimlerinde bulunmaya başladım. Bazen olumlu, bazen eleştirel, bazen tavsiye niteliğinde yorumlar aldıkça farklı bir pencereden bakabilme kültürü bizi daha fazla yazmaya yönlendirdi. Bu gün çocukluğundan bu güne kadar bazen güldüğüm bazen düşündüğüm kurgusal olmadan gelişen olayları dilim yettiğince sizlerle paylaşmak istiyorum. 50 yaş üstü bizim kuşağın gençliğinde bırakın interneti veya teknolojiyi, siyah-beyaz televizyonların hafta içi akşam saat 18:00'de istiklal marşıyla yayına başlayıp, gece 24:00'te istiklal marşıyla kapandığı, hafta sonu ise torpil yapılıp sabah 09:00 da sadece tek kanal ile yayının başladığı dönemleri kızıma anlatınca çocuk bizim mağara döneminde yaşadığımızı tuhaf bakışlarla hissettiriyor sanki. Rahmetli Babaannem köyde yaşadığımız dönemlerde tahmini 1980-85'lerde hafta sonları bize gelir sabah 09:00'da televizyon açılınca başının altına bir yastık koyar keyifle televizyon izlerdi.. Ben bu durumu asla yadırgamaz kadın elektriği, buzdolabını, televizyonu 60 yasından sonra gördüğü için anlamaya çalışırdım. Hafta sonları en sevdiğimiz filimler ise kovboy filimler ve kaptan custo(kusto) okyanus belgeselleriydi. Yine hafta sonu Babaannem yerini almış, kaptan Kusto’nun Okyanus belgesini izlerken katil balinalar üzerine bir belgeseldi. Babaannemin en büyük özelliği her konuşmadan sonra mutlaka yorum yapar biz hemen -Babaanne dinle konuşma derdik:) Kaptan kusto katil balinalar kelimesini söyledikçe Baba-annem -Bu gâvur adam ikide bir gatil balina diyor. Balığın katilimi olur. Silahı yok ‘ki katil olsun deyince bizde filim koptu ve gülmekten yıkılmıştık. Yıllar sonra babam eve çamaşır makinası aldı ve sakin sakin anneme deterjanı, yumuşatıcısı nereden, nasıl konulur anlatmaya başlarken hepimiz çamaşır makinasına yoğunlaşmışken arkadan Baba-annemiz lafı yapıştırmış -Guzum bunun suyunu nerden koyacaksınız dediği an çamaşır makinası öğrenme dersinin ciddiyeti bir anda yok olmuş hepimiz kopmuştuk... Kış günleri Baba-annemi evine yollamaz bizde kalır ve küçük kardeşim ben ve Baba-annem aynı evde yatırdık. Bizinde çok sevimli bir kedimiz var ve her kış doğum yapar bizde kardeşimle yavrularını yüklük dediğimiz köy evlerinde bulunan yatakların konulduğu tahtadan yapılma yerde besler ve büyütürdük. Yavrular biraz büyümeye başlayınca yerlerinde durmaz oldular, mutlaka bir zarar-ziyan yaparlardı. Gece yatacağım zamanda yavrulardan birisi evde bulunan kilimin üzerine Baba-anneme bakarak işedi. Baba- annem yavruya bağırmaya başladı. -gâvurun kedisi kilime işenirmi?  Yarın seni atacağım diye kendi kendine konuşmaya başlayınca yavru kedilerin annesi Baba-anneme bakarak miyavlamaya başladı... -Hiç bana miyav deme... sıpalarına işemeyi öğretememişsin bide doğuruyorsun.... Tabi bizde filim koptu. Kadındaki ciddiyete mi gülersin, Kediye verdiği felsefi siteme ‘mi gülersin... Yine 20'li yaşlardayım.. Babam bana -Oğlum Baba-anneni sağlık ocağına bir götür. Hem ilaçlarını yazdır, hem ‘de hastayım diyor,, Bende tamam dedim ve evimize yakın olan köydeki sağlık ocağına Baba-annemi alıp yavaş yavaş yürüyerek gittik. İçeri girince yeni pratisyen Dr. ben Baba-annemin rutin ilaçları olduğunu vs söyleyince Dr. hanım -Teyze günde kaç hap atıyorsun, neren ağrıyor der demez Baba-annem aldı eline mikrofonu hesabından. -Guzum böğrüme gama ziplenir gibi mıh gibi oturuyor takatim kesiliyor... Diye başlayınca dr hanım bir bana bir baba-anneme bakıyor, bense gülmeye başladım... Dr hanım -Teyzem hangi dilde konuşuyor deyince ben hocam karavence (karaviran) şivesi deyince dr hanımda gülmekten yıkılmaya başladı. Tabiki sonra ben hocaya hepsini yavaş yavaş tercümesini yaptım yapmasına ama babaannem sağlık ocağından çıkar çıkmaz -Guzum çoluk çocuğu doktor yapıyorlar bir şey bilmiyor bu diyerek eve geldi... Vefatından 23 yıl geçse’ de seni unutmak mümkün mü Baba-anne. Ruhun şad olsun. Güzel yürekli dostlar sizi sıktıysam af ola...Sevgi ve saygıyla. Karaviranda çocukluk anlılarım.
Ekleme Tarihi: 24 Haziran 2022 - Cuma

Koca yürekli babaannem

Dostlarım 18 yaşımdan buyana hayatımdan geçen ilginç olayları, tarihsel şahsiyetleri kaleme alırım. Ama en büyük zaafımda bunları saklar sadece kendim okur, ya güler yâda hüzünlenir kimseyle paylaşmazdım. Artık 1 Saniye’de Amerika’daki bir insanın yazılarımızı anında okuma imkânları teknolojiyle birlikte gelişince kendimize olan özgüven gelişti. Beki’de yaşımızın olgunluğu, düşüncelerimizi kelimelere edebi bir dille dökebilme kültürü bizleri cesaretlendirdi. Bende sosyal medya üzerinden onlarca sanat, edebiyat, felsefe tartışma sayfalarında paylaşım yapma girişimlerinde bulunmaya başladım. Bazen olumlu, bazen eleştirel, bazen tavsiye niteliğinde yorumlar aldıkça farklı bir pencereden bakabilme kültürü bizi daha fazla yazmaya yönlendirdi.

Bu gün çocukluğundan bu güne kadar bazen güldüğüm bazen düşündüğüm kurgusal olmadan gelişen olayları dilim yettiğince sizlerle paylaşmak istiyorum.

50 yaş üstü bizim kuşağın gençliğinde bırakın interneti veya teknolojiyi, siyah-beyaz televizyonların hafta içi akşam saat 18:00'de istiklal marşıyla yayına başlayıp, gece 24:00'te istiklal marşıyla kapandığı, hafta sonu ise torpil yapılıp sabah 09:00 da sadece tek kanal ile yayının başladığı dönemleri kızıma anlatınca çocuk bizim mağara döneminde yaşadığımızı tuhaf bakışlarla hissettiriyor sanki.

Rahmetli Babaannem köyde yaşadığımız dönemlerde tahmini 1980-85'lerde hafta sonları bize gelir sabah 09:00'da televizyon açılınca başının altına bir yastık koyar keyifle televizyon izlerdi.. Ben bu durumu asla yadırgamaz kadın elektriği, buzdolabını, televizyonu 60 yasından sonra gördüğü için anlamaya çalışırdım. Hafta sonları en sevdiğimiz filimler ise kovboy filimler ve kaptan custo(kusto) okyanus belgeselleriydi. Yine hafta sonu Babaannem yerini almış, kaptan Kusto’nun Okyanus belgesini izlerken katil balinalar üzerine bir belgeseldi. Babaannemin en büyük özelliği her konuşmadan sonra mutlaka yorum yapar biz hemen

-Babaanne dinle konuşma derdik:)

Kaptan kusto katil balinalar kelimesini söyledikçe Baba-annem

-Bu gâvur adam ikide bir gatil balina diyor. Balığın katilimi olur. Silahı yok ‘ki katil olsun deyince bizde filim koptu ve gülmekten yıkılmıştık.

Yıllar sonra babam eve çamaşır makinası aldı ve sakin sakin anneme deterjanı, yumuşatıcısı nereden, nasıl konulur anlatmaya başlarken hepimiz çamaşır makinasına yoğunlaşmışken arkadan Baba-annemiz lafı yapıştırmış

-Guzum bunun suyunu nerden koyacaksınız dediği an çamaşır makinası öğrenme dersinin ciddiyeti bir anda yok olmuş hepimiz kopmuştuk...

Kış günleri Baba-annemi evine yollamaz bizde kalır ve küçük kardeşim ben ve Baba-annem aynı evde yatırdık. Bizinde çok sevimli bir kedimiz var ve her kış doğum yapar bizde kardeşimle yavrularını yüklük dediğimiz köy evlerinde bulunan yatakların konulduğu tahtadan yapılma yerde besler ve büyütürdük. Yavrular biraz büyümeye başlayınca yerlerinde durmaz oldular, mutlaka bir zarar-ziyan yaparlardı. Gece yatacağım zamanda yavrulardan birisi evde bulunan kilimin üzerine Baba-anneme bakarak işedi. Baba- annem yavruya bağırmaya başladı.

-gâvurun kedisi kilime işenirmi?  Yarın seni atacağım diye kendi kendine konuşmaya başlayınca yavru kedilerin annesi Baba-anneme bakarak miyavlamaya başladı...

-Hiç bana miyav deme... sıpalarına işemeyi öğretememişsin bide doğuruyorsun.... Tabi bizde filim koptu. Kadındaki ciddiyete mi gülersin, Kediye verdiği felsefi siteme ‘mi gülersin...

Yine 20'li yaşlardayım.. Babam bana

-Oğlum Baba-anneni sağlık ocağına bir götür. Hem ilaçlarını yazdır, hem ‘de hastayım diyor,, Bende tamam dedim ve evimize yakın olan köydeki sağlık ocağına Baba-annemi alıp yavaş yavaş yürüyerek gittik. İçeri girince yeni pratisyen Dr. ben Baba-annemin rutin ilaçları olduğunu vs söyleyince Dr. hanım

-Teyze günde kaç hap atıyorsun, neren ağrıyor der demez Baba-annem aldı eline mikrofonu hesabından.

-Guzum böğrüme gama ziplenir gibi mıh gibi oturuyor takatim kesiliyor... Diye başlayınca dr hanım bir bana bir baba-anneme bakıyor, bense gülmeye başladım... Dr hanım

-Teyzem hangi dilde konuşuyor deyince ben hocam karavence (karaviran) şivesi deyince dr hanımda gülmekten yıkılmaya başladı. Tabiki sonra ben hocaya hepsini yavaş yavaş tercümesini yaptım yapmasına ama babaannem sağlık ocağından çıkar çıkmaz

-Guzum çoluk çocuğu doktor yapıyorlar bir şey bilmiyor bu diyerek eve geldi...

Vefatından 23 yıl geçse’ de seni unutmak mümkün mü Baba-anne. Ruhun şad olsun.

Güzel yürekli dostlar sizi sıktıysam af ola...Sevgi ve saygıyla.

Karaviranda çocukluk anlılarım.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirgundem.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.