Haber Detayı
29 Ağustos 2019 - Perşembe 19:58 Bu haber 232 kez okundu
 
30 Ağustos ve ‘milli ruh’
ANALİZ Haberi


"Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu. Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki, Şayak kalpaklı adam, Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden, Güzel, rahat günlere inanıyordu. Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında

Birdenbire beş adım sağında O'nu gördü.

Paşalar O'nun arkasındaydılar.

O, saati sordu.

Paşalar, "üç" dediler,

Sarışın bir kurda benziyordu.

Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.

Yürüdü uçurumun başına kadar,

Eğildi, durdu.

Bıraksalar,

İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak,

Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak,

Kocatepe'den Afyon Ovası'na atlayacaktı."

Büyük Taarruz Zaferi'ni anlattığı şiirinde muharebenin başlangıç anlarını ve Mustafa Kemal Paşa'yı bu sözlerle tasvir eder Nazım Hikmet.

20 Temmuz 1922'de Meclis'ten dördüncü kez başkomutanlık yetkisi alan Mustafa Kemal Paşa, gereken cephane ve malzemeyi tedarik edebilmek ve savaş için yeterli asker sayısını toparlayabilmek için taarruz kararını Haziran ayında almış ve hazırlıkları çok gizli bir şekilde yürütmüştü.

Başkumandan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve Garp Cephesi Kumandanı İsmet İnönü ve Birinci Ordu Komutanı Nureddin İbrahim Konyar, bir araya gelerek taarruz ile ilgili son detayları görüştü.

Bu toplantının akabinde milli mücadelenin en hayati savaşlarından biri olan Büyük Taarruz başladı.

Savaşta karşı karşıya gelen 207 bin kişilik Türk ordusu ile 225 bin kişilik Yunan ordusu, birbirine takın sayıda askere sahip olsa da Yunan ordusunun silah, cephane ve hava desteği konusunda Türk ordusuna karşı hayli üstünlüğü vardı.

26 Ağustos gecesi Afyon'da başlayan Büyük Taarruz'u Mustafa Kemal Paşa bizzat yönetti. Zira bu savaşın kaybedilirse vatanın düşman işgalinden kurtarılabilmesinin bir daha mümkün olamayabileceğini biliyordu.

Türk topçu ateşi, 27 Ağustos sabahı şafak sökerken başladı. Yaklaşık yarım saat süren yoğun bombardıman, Yunan mevzileri için büyük hezimetin başlangıcı olmuştu.

Bu sırada Başkumandan Mustafa Kemal Paşa'nın verdiği gizli görev gereği cephe gerisine sızan Türk süvari birlikleri de, Yunan ordusunun İzmir-Afyon iletişim bağlantısını kesmişti.

Yunan ordusunun Afyon'da tutunamayacağını anlaması uzun sürmedi. Geri çekilmeye başlayan Yunan askerlerinin Afyon'u terk etmesinin ardından Türk ordusu, 27 Ağustos akşamı kente girdi. Mustafa Kemal Paşa'nın kahraman askerleri, 30 Ağustos günü ise Kütahya'yı kurtardı.

Dört gün süren Büyük Taarruz, Dumlupınar Meydan Muharebesi (Başkomutanlık Meydan Muharebesi) zaferiyle taçlandırıldı.

2 Eylül'de Yunan Başkomutanı General Nikolaos Trikupis, Uşak yakınlarında binlerce askeriyle birlikte Türk ordusu tarafından esir alındı.

Mustafa Kemal Paşa, kazanılan bu büyük zaferin ardından Türk askerlerine şu ünlü emri verecekti: "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri…"

Bu emir doğrultusunda üç koldan ilerleyen on binlerce kahraman Mehmetçik; 1 Eylül'de Uşak'ı, 2 Eylül'de Eskişehir'i, 6 Eylül'de Balıkesir ve Bilecik'i, 7 Eylül'de Aydın'ı, 8 Eylül'de Manisa'yı düşmandan geri aldı. İşgalci askerlere son darbe ise İzmir'in işgalden kurtarıldığı 9 Eylül'de vuruldu.

Çanakkale ve Sakarya savaşlarında işgalci güçler geri püskürtülürken, Başkomutanlık Meydan Muharebesi zaferle sonuçlanan bir taarruz savaşı olarak şanlı tarihimize altın harflerle yazıldı.

30 Ağustos 1922 günü de yıllarca süren Kurtuluş Savaşı'nın zaferle taçlanacağını müjdeleyen bir gün olarak tarihe geçti.

30 Ağustos, ilk kez 1924'te Dumlupınar'da Çal Köyü yakınlarında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa'nın katıldığı bir törenle Başkumandan Zaferi adıyla, 1926'dan itibaren de Zafer Bayramı olarak kutlandı.

Dumlupınar'da gerçekleşen ilk törende Meçhul Asker Abidesi'nin temelini eşi Latife Hanım ile beraber atan Gazi Mustafa Kemal Paşa, o gün millî ruhun canlı tutulmasının önemini vurgulayan bir konuşma yapmıştı.

Gazi'nin ilk törendeki bu konuşmasından tam 95 yıl sonra, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı idrak ettiğimiz bu günlerde asla unutmamamız gereken şey, Gazi Paşa'nın dikkat çektiği 'milli ruh' kavramını idrak etmeyenlerin, milli mücadelenin ve 30 Ağustos'ta kazanılan zaferin büyüklüğünü idrak edemeyecekleri gerçeğidir.

30 Ağustos 1924'te Dumlupınar'da milli ruhun canlı tutulmasını isterken Gazi Paşa'nın ne demek istediğini tam manasıyla özümsemek istiyorsak, Gazi Paşa'nın bahsettiği milli ruhu gönlünde her daim canlı tutmuş ve çevresindeki insanlara da aşılamış olan, Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın önemli açıklamalar yapacağı, 30 Ağustos'ta Trabzon Akçaabat'ta gerçekleşecek, Zafer Bayramı programını ve ardından şehitlerimiz için düzenlenecek Mevlid programına katılalım ve ekranlardan izleyelim.

Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın bahsettiği milli ruh nasıl canlı tutulur hep birlikte görelim...

Kaynak: (Enver Haykır) - Enver Haykır Editör: Enver Haykır
 
Etiketler: 30, Ağustos, ve, ‘milli, ruh’,
Haber Videosu
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Özlü Sözler
İnsan ebed için yaratılmıştır


Bediüzzaman Said Nursi
Bir Hadis
Allah Rasûlü; “Din nasihattır, samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.


SADİ
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

,