Seni anlatmak kitaplara sığmaz

Nazım Hikmet’in doğduğu bu tarih, edebiyat için bir takvim yaprağından çok daha fazlasıdır.

Nazım, yalnızca dizeler yazmadı; yaşadığı çağın acılarını, umutlarını ve insanın onur mücadelesini kelimelere dönüştürdü. Sürgünlerle, hapislerle geçen ömrüne rağmen kaleminden sevgi hiç eksilmedi. Çünkü onun şiiri, öfkeyle değil; inatçı bir umutla beslendi.

“Mavi gözlü dev” diye anıldı ama aslında asıl büyüklüğü, kalbinin genişliğindeydi. Aşka yazdı, memlekete yazdı, hasrete yazdı. En çok da insana. Bu yüzden şiirleri yalnızca bir dönemin değil, her kuşağın sesi olmayı başardı.

Bugün onu anarken, yalnızca büyük bir şairi değil;

Kelimeleriyle hâlâ yolumuzu aydınlatan bir vicdanı da selamlıyoruz.

İyi ki doğdun Nazım Hikmet…