Yazı Detayı
08 Aralık 2019 - Pazar 23:27 Bu yazı 637 kez okundu
 
Hercai
Uğur Demircan
ugurdemircan@outlook.com
 
 

Sokağın en perişan eviydi. Çatısındaki eksik kiremitler taş ve tahta parçalarıyla tamamlanmış, ahşap duvarlarındaki açıklıklar, paslı gaz yağı ve peynir tenekeleriyle kapatılmıştı. Kışın, kırık bacasının her yerinden ince ince dumanlar tüten ev, önünden bir kamyon geçince, ölüm yoklamış hasta gibi titriyordu. Sahibi, biraz daha zengin bir muhite taşınalı epey olmuş, bu köhne evi de bakım yaptırmadan kiraya vermişti. Doğal olarak kirası düşük, kiracısı yoksuldu.

Belirli bir işi yoktu kiracı Seyit'in. Ailesinin, dört kızdan sonra olmuş, tek oğluydu. Babası, ilçede variyetli sayılan kişilerdendi ki Seyit de bu varlığı sonuna kadar yiyip bitirmişti, gençliği boyunca. Şımarık büyütüldüğü, babasının ona hiç kıyamadığı, dört ablasının karşısına dizilip, kendisine hizmete mecbur kılındığı, bilinirdi. "Hepinizi keser, oğluma yediririm!" derdi babası.

Bu rahat yaşamın sonucu olarak; işten güçten anlamayan, çalışmaktan kaçan biri olarak büyümüştü. Emir altına girmeyi sevmediğinden, girdiği birçok işten kovulmuştu. Günübirlik bulduğu işlere gider, içkiye gidecek yevmiyeyi doğrulturdu.

Karısı Gülnaz, apartman mahallesindeki evlere temizliğe gider, parasını kocasına getirirdi. Ücra ve yoksul bir köyde doğup büyümüş, o bölgede askerliğini yapan Seyit'e kaçmıştı. Tahmin edileceği üzere Seyit'in askerliği de epey sorunlu geçmiş, kavga etmediği üst, yemediği ceza kalmamıştı.

Bir oğulları olmuştu evlendikleri yıl. Adını Ramazan koydu Seyit. Babasının adıydı. İlk oturdukları gecekondudan, Postane sokağına taşındıklarında üç yaşındaydı Ramazan.

Varlıklı ve savruk gençliğin ardından gelen bu parasız yıllar Seyit'e ağır geliyor, onu giderek daha mutsuz ve öfkeli birine dönüştürüyordu. Hemen her gece eve sarhoş geliyor, dışarıda ettiği kavgaların izleri yüzündeyken, benzerlerini Gülnaz'a hediye ediyordu. Gülnaz'ın korku dolu bekleyişleri ve bîçare çığlıklarla geçen geceleri, Ramazan'ın çocuk hafızasında yer etmekte ve gün be gün meyvesini vermekteydi. Re'leri söyleyemiyordu çocuk. Düzelmesini beklediler, olmadı. Kaderin garip bir cilvesi olarak, kendi adını hiç bir zaman tam söyleyemeyecekti.

Penceredeki hercailerine su veriyordu Gülnaz. Sarılı, morlu çiçekler, ona köydeki anasının çiçeklerini hatırlatıyordu. Onlara baktıkça, o küçük kız çocuğuna dönüşüyordu yeniden. Köy yerindeki fakirlikten gelmiş, şehirdeki fakirliği yaşamaya başlamıştı. Çiçekler de aynıydı, yaşamı da. Değişen tek şey, duvardaki renkli takvimin yapraklarıydı.

Senenin başında o takvim mutlaka alınırdı; duvara asmadan önce bütün bir seneyi okumaya bayılırdı Ramazan. Fıkralar, karikatürler, sevimli kedi resimleriyle doluydu takvim onun için. Annesi içinse, yapamayacağı pahalı yemek tarifleri, uygulayamayacağı mutlu aile önerileriyle doluydu. Birbirinin aynısı günlerini saymaya yarıyordu sadece.

Yaz sonuydu. Sokağın yaz boyu güneş yemiş Arnavut kaldırımlı taşları henüz soğumadıysa da sobalar kurulmaya başlamıştı. Delik borular, kovalar, tenekeciler çarşısında tamir ettiriliyor ya da yenisi getiriliyordu. Kömür kamyonları yıllık mesailerine başlamışlardı. Mahalleye kömürleri döken Cüce Durmuş'un kamyonunun homurtusu, gün aşırı duyulur olmuştu artık. Ramazan, adama neden cüce dendiğini anlamıyordu. Boyu kısa da değildi aslında.

Böyle bir akşam, eve geç döndü Ramazan. Çocuklarla uzak bir mahalleye gitmiş; o mahallenin çocuklarıyla çift kale maç yapıp, sonunda da kavga ederek kaçıp gelmişlerdi. Yorgunluk ve heyecan kulaklarına kadar kızartmıştı hepsini. Hava neredeyse kararmıştı ve annesinin kızacağından emindi. Çekine çekine çaldı kapıyı. Açan olmadı.

Biraz oturdu kapı önünde. Normalde annesi kendinden önce eve geldiği için, Ramazan'ın anahtarı yoktu. Çocukların anahtarı olmazdı zaten. Sokaktan geçenlerle lâfladı. Annemin işi uzadı bugün herhalde, diyordu. Gel bize, diyen oldu komşulardan; gitmedi.

Babasının dürtmesiyle uyandı. Uyuyakalmıştı kapı önünde. Üşümüştü. Babası açtı kapıyı; girdiler. Saat çok geç olmuştu.

Mutfakta yemek yoktu o gün ilk defa. Tezgâhın üstünde, Ramazan'ın kahvaltısının bulaşıkları duruyordu hâlâ. Seyit, yatak odasına baktı. Yüklükteki çamaşırları da yoktu Gülnaz'ın.

Sedire oturup bir sigara yaktı. Bir şey söylemeden yere bakıyordu. Ramazan da babasına bakıyordu. Hiç bir şey konuşmuyorlardı. Saatin tik takları dışında evde ses yoktu. Postane sokağında o gece, bacası tütmeyen tek ev onlarınkiydi.

Şubat 2017 – İzmir

 
Etiketler: Hercai,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
15 Nisan 2020
Tarih ve Türk tarih kurumu
420 Okunma.
12 Nisan 2020
Babamın Sözcükleri
478 Okunma.
29 Mart 2020
Rüya
312 Okunma.
29 Ocak 2020
Vazife
673 Okunma.
02 Ocak 2020
Tercih
503 Okunma.
02 Aralık 2019
Kırık
353 Okunma.
01 Kasım 2019
Gelin
547 Okunma.
28 Eylül 2019
Yine
480 Okunma.
09 Eylül 2019
Okumak
550 Okunma.
03 Eylül 2019
Kefaret
460 Okunma.
03 Ağustos 2019
Leylâ
584 Okunma.
06 Temmuz 2019
Devridaim
432 Okunma.
17 Haziran 2019
Sükût
509 Okunma.
16 Mayıs 2019
Uzaklardan bir serzeniş
514 Okunma.
11 Nisan 2019
Kumar
705 Okunma.
04 Mart 2019
Kar
678 Okunma.
25 Şubat 2019
Fotoğraf
612 Okunma.
17 Şubat 2019
Etiket
704 Okunma.
10 Şubat 2019
Sait Faik
686 Okunma.
03 Şubat 2019
Şirince'nin aksi
764 Okunma.
27 Ocak 2019
Araf
666 Okunma.
21 Ocak 2019
Küçük Kıyamet
681 Okunma.
13 Ocak 2019
Büyük kıyamet
601 Okunma.
06 Ocak 2019
Kar
745 Okunma.
29 Aralık 2018
Ercan Hoca'ya
709 Okunma.
23 Aralık 2018
Madde, mânâ, kelâm
662 Okunma.
16 Aralık 2018
Harften cümleye
730 Okunma.
09 Aralık 2018
Yılların ötesinden bir fotoğraf
736 Okunma.
02 Aralık 2018
İmece müzesi
689 Okunma.
25 Kasım 2018
Kâğıt, kalem ve yazma üstüne
761 Okunma.
18 Kasım 2018
İzmir
829 Okunma.
11 Kasım 2018
İndiroid market
734 Okunma.
04 Kasım 2018
Makas
746 Okunma.
28 Ekim 2018
Kemal Sunal
745 Okunma.
21 Ekim 2018
Ayna ayna
758 Okunma.
14 Ekim 2018
Yazmaya dair
788 Okunma.
07 Ekim 2018
Başarı
907 Okunma.
30 Eylül 2018
Düzeltme ve gurur
924 Okunma.
23 Eylül 2018
Sinemada seyredilen ilk film
807 Okunma.
16 Eylül 2018
Şi-irsaliye
756 Okunma.
09 Eylül 2018
Facebook'tan öğrenilenler
865 Okunma.
02 Eylül 2018
Nehir
856 Okunma.
26 Ağustos 2018
Telâki
1011 Okunma.
19 Ağustos 2018
Plure(S) Vıtae (gerçek yaşam)
909 Okunma.
12 Ağustos 2018
Okumaya mı geldik?
963 Okunma.
05 Ağustos 2018
Okuma aşkı
1065 Okunma.
30 Temmuz 2018
Ne için yazıyorum?
1026 Okunma.
23 Temmuz 2018
Fan davası
1037 Okunma.
15 Temmuz 2018
Çocukluğum
1186 Okunma.
08 Temmuz 2018
Bilinç akışı
1214 Okunma.
02 Temmuz 2018
yaşayanlar morgu
1099 Okunma.
28 Haziran 2018
Uçurum
1144 Okunma.
18 Haziran 2018
Son salıncak
1133 Okunma.
11 Haziran 2018
Gececi
1206 Okunma.
03 Haziran 2018
Vapurda
1198 Okunma.
28 Mayıs 2018
Adam suretli böcekler
1244 Okunma.
21 Mayıs 2018
Kavşak
1151 Okunma.
13 Mayıs 2018
Sigara
1212 Okunma.
06 Mayıs 2018
Kuğulu park
1382 Okunma.
30 Nisan 2018
Suya düşen balık
1231 Okunma.
22 Nisan 2018
Görünmez kitap ve daktilo
1192 Okunma.
16 Nisan 2018
Müstehzi
1171 Okunma.
09 Nisan 2018
Pasaj
1274 Okunma.
25 Mart 2018
Hiç artı sıfır
1265 Okunma.
18 Mart 2018
AH-lep
1275 Okunma.
15 Mart 2018
Amcamın paraları
1614 Okunma.
Haber Yazılımı