2005 yılında CE-KA İnşaat’a blok satış ile özelleştirilen ve Danıştay’ın 2007 yılındaki iptal kararına rağmen halen Cengiz Holding bünyesinde işletilmeye devam eden Seydişehir Alüminyum tesisleri, geçen hafta bir grup gazetecinin firmanın davetlisi olarak gerçekleştirdikleri ziyaretle yeniden gündeme geldi. 27.07.2009 tarihinde Referans gazetesinde Cengiz Holding yönetim kurulu üyesi Ekrem Cengiz ve Genel Koordinatörü Ömer Mafa’nın açıklamaları genişçe yer alırken, muhtelif gazetelerde konuya ilişkin köşe yazıları yayınlandı. Konu, özelleştirme sonrası tesislerin katetmiş olduğu “büyük” mesafe, alüminyumun stratejik öneminin artışı ve savunma sanayine ilişkin “önemli” projeler merkezinde ele alınırken, arka planda özelleştirme sürecine ilişkin tartışmalar ve sonrasına ilişkin devletin vermesi gereken destek boyutunda işlenmekte. Referans gazetesi haberi “Cengiz Grup savunma sanayine ‘hava’dan girme hedefinde” başlığı ile gündemine taşıdı. Cengiz ve Mafa’nın açıklamaları üzerine kurulan haberde, Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın Türkiye’nin kendi savaş uçağını yapması hedefindeki savaş uçağı projesine Eti Alüminyumun ürün tedarikçisi olmak için talip olduğu ve konu ile ilgili müsteşarlıkla görüşmelerinin sürdüğü belirtiliyor. Üzerinde çalıştıkları özel ürünlerin başta savunma sanayi olmak üzere havacılık, otomotiv, vagon imalatı gibi yüksek teknolojili alanlarda kullanılacağını söyleyen Mafa, "Bölgenin alüminyum üssü olacağız. Çünkü madenin girip ürün halinde çıktığı dünyada başka fabrika yok. Hedefimiz üreteceğimiz 200 farklı ürünün yarısının dünyada teknolojik alanda kullanılacak değerde alüminyum olması. Bu yüzden işimize taş koymaya çalışanlar var" diyerek özelleştirme karşıtlarını Türkiye’nin teknolojik ilerlemesine engel olmakla suçluyor. Dünya’da boksit (Alüminyum cevheri), alümina (alüminyumun işlenmiş yarı mamul hali) ve birincil alüminyum üretim faaliyetinin aynı şirket bünyesinde yapıldığı sayılı tesis bulunmaktadır. Seydişehir Alüminyum Tesisleri cevherden uç ürüne (folyo, profil…) üretim yapan ender sayıda entegre tesisten biridir. Tesisler, Sovyetler Birliği’nin yardımları ve teknolojisi sayesinde kamu tarafından kurulmuş ve geliştirilmiştir. Ülkemizin böylesine bir teknolojiye sahip olması tamamen kamucu politikaların bir neticesidir. Cengiz Holding’in ise yok pahasına (305 milyon dolar) tesislerin üzerine konduğunu ve şu anda mahkeme kararıyla işgalci pozisyonda olduğunu hatırlatmakta fayda var. 2005 yılında fabrikayı satın aldıktan sonra 4 yılda 200 milyon dolarlık yatırım yaptıklarını kaydeden Mafa, bu yatırımlarla öncelikle olarak üretimin sürmesi ve Avrupa standartlarına getirilmesi amacını gerçekleştirdiklerini söylüyor. Tesise 200 milyon dolar daha yatırım yapacaklarını dile getiren Mafa "Şu an üretimimiz yıllık 60 bin ton. Bunu daha da artırmak isteriz ancak enerji maliyetleri buna izin vermiyor. Fabrikanın çalışması için gerekli enerjiyi sağlayan Oymapınar Barajı'nın kapasitesi yıllara göre değişiklik gösterdiği için çoğu zaman dışarıdan elektrik alıyoruz. Ancak modernizasyon çalışmaları bittiğinde katma değeri yüksek alüminyum üretmeye başlayacağız" diyor. Dünyanın en ucuz alüminyum işletme tesisi AKP hükümeti Seydişehir Alüminyum tesislerini Eti Bakır’ı da alan Başbakana yakınlığı ile tanınan CE-KA İnşaatın sahibi Mehmet Cengiz’e 305 milyon dolara satmıştı. Bu satış, tesislerin haricinde, kurumun kasalarındaki nakitleri, stoklardaki satışa hazır ürünleri, 7 adet boksit maden sahasını, taşınmazları, Antalya’da limanı ve Oymapınar barajını da kapsadığı için neredeyse bedavaya gelmişti. 60.000 ton/yıl kapasiteli Seydişehir Eti Alüminyum Tesislerinin enerji gereksinimini karşılaması amacıyla birlikte projelendirilen ancak bu tarihe kadar tesise verilmeyen Oymapınar Barajı, tesisi alan firmanın kâr etmesi gerekçelendirilmesiyle Eti Alüminyum’a devredilerek tesisler satışa çıkarılmış ve barajla birlikte satılmıştı. Oymapınar’ın bağlanmasıyla bugün Eti Alüminyum, dünyada ucuza birincil alüminyum üreten entegre tesis olma özelliğine sahip olmuştur. Referans gazetesinde yer alan açıklamalarda belirtilmemekle birlikte, işin püf noktası da bu enerji maliyetlerine dönük olarak devletin ne yapacağı üzerine yoğunlaşıyor. Hürriyet gazetesindeki köşe yazısında Erdal Sağlam konuyu “Alüminyum Stratejik Ürün Oluyor” başlığıyla ele aldı. Bu yazıda Sağlam, alüminyum üretimi için elektriğin ne kadar önemli olduğunu belirterek enerji maliyetlerinin giderilmesinin firmanın ileri teknolojilere yatırım yapabilmesi için şart olduğunu belirtiyor. Oymapınar Barajı’nın elektrik üretim kapasitesinin sınırlı ve su bulundurma şartlarına göre düzenli elektrik sağlanmasının mümkün olmaması sebebiyle tesisin devletin desteğine ihtiyacı olduğunu söyleyen Sağlam bu desteği de şöyle tarifliyor “İstedikleri destek de devletin dışarıdan yaptığı kritik alımlarda off-set kapsamında ‘nitelikli ürün’ olarak bu ürünün anlaşmalara konması. Daha önce bu tür anlaşmalarda nitelikli ürün bulunmadığı için sıkıntılar olmuştu ama şimdi böyle bir ürün geliştirilmesine çok yakınız.” Alüminyum 7000 serisi üretimi için bu desteğin şart olduğunu dile getiren Sağlam “Alüminyum 7000 serisi uçaklarda, gemilerde, denizaltılarda, tanklarda, trenlerde, metrolarda, otomobil üretiminde kullanılıyor. Yani Türkiye bu tür alımlarda bu alüminyumun kullanımını, alımını şart koşarsa, ya da içeride yabancı ortaklıklar halinde bu serinin üretimini teşvik eder, devlet olarak destek verirse büyük bir kazanç elde edilecek. Başka bir deyişle, bu tür kritik alımlarda dışarıya bağlı olmaktan bu yolla çıkabileceğiz.” diyerek asıl baklayı ağzından çıkarıyor: Yabancı ortaklıklar halinde bu serinin üretimini teşvik etmek, alım garantisi vermek. Kamunun elindeyken, yıllarca, zarar etsin diye Seydişehir Alüminyum için projelendirilen Oymapınar barajı tesise bağlanmamış ve kurum normal elektrik tarifesinden elektriği almıştı. Tesislerin özelleştirilmesi sürecinde baraj tesise bedavaya bağlandı ama bu bile Cengiz Holding’i doyurmaya yetmiyor. Ne isteniyor: Devlet alım garantisi versin ve yabancı ortaklığın yolunu açsın. Özelleştirmeden sonra TMMOB Metalurji Mühendisleri Odası ve KİGEM Vakfı’nın açtığı dava sonucunda Danıştay 13. Dairesinin 27.11.2007 tarih ve 2007/7898 no.lu kararı ile Seydişehir Eti Alüminyumun özelleştirilmesine ilişkin işlemler iptal edilmişti. Bu mahkeme kararı bütün girişimlere rağmen halen uygulanmamaktadır. Haberde, Danıştay'ın verdiği satış iptal kararına ilişkin Cengiz, bunun kendileri dışında bir konu olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Bu dava bizi ilgilendirmiyor. Biz paramızı ödedik ve yatırımlarımıza devam ediyoruz. ÖİB ile olan ticari anlaşmalarımızın şartlarını yerine getiriyoruz. Bu nedenle kimse gelip bizi suçlayamaz. Üretim maliyetleri göz ardı edilerek yerin altındaki madenin işlenmiş değeri ile kaynağın değeri bir tutuluyor. Buraya 305 milyon dolar verdik. İhaleye 10'un üzerinde firma katıldı. 300 değil 400 milyon dolar veren olsaydı, o zaman beni yargılarlardı. Kağıt üzerinde değeri yok yapılan hesapların. Neyi baz alıyorlar? Sökme parası hurda değerini bile karşılamadığı için tesisin belirtildiği gibi bir değeri de yok. Sırf gelire bakıp maliyeti yokmuş gibi yanıltıcı hesapların bir anlamı yok." ‘Yanlış bilgi verip oyuna getirdiler’ ama… Aynı haberde Eti Alüminyum’da örgütlü Çelik İş Sendikası Seydişehir Şube Başkanı Muharrem Oğuz’un görüşlerine de yer verilmiş. Şöyle diyor: "Özelleştirme sonrası birçok grup Seydişehir'e geldi. Bize fabrikanız kapanacak, işçiler çıkarılacak, sadece alüminyumun hammadesi olan boksiti satacaklar, dediler. Oysa özelleştirme maddeleri içinde fabrikanın 49 yıl çalıştırılması, boksitin satılmaması kararı varmış. Bize yanlış bilgi verip, oyuna getirdiler. Oysa Cengiz Holding yeni yatırımlar yaptı, krizde bile işçi çıkarmadı, gördük ki bize bu propagandayı yapıp Seydişehir'i ayağa kaldıranlar aslında buranın kapanmasını istiyormuş
HABER KAYNAK:(soL - Haber Merkezi) http://haber.sol.org.tr/mansetler/yavuz-hirsiz-yagmaya-devam-haberi-16280
Burhan Enginar