Editör :

 Enver Haykır ¬

 Tarih : 27/06/2009

 SOYSAL/İNADIMIZ FABRİKAYI GERİ ALMAKTIR

   Toplantıya, Kamu İşletmeciliğini Geliştirme Merkezi Vakfı(Kigem) Genel Başkanı Mümtaz Soysal, Sekreter Ayla Yılmaz, üye avukatlardan Ali Altay, Nimet Hanım Doğan, Nigar Yılmaz, Nihal Koca ve Alüminyum eski çalışanlarından oluşan 4/ C işçileri katıldı.



Davalar hakkında bilgi veren Ali Altay:  “Ankara Asli ceza mahkemelerinde duruşmalarımız devam ediyor. Danıştay’daki özelleştirmenin iptali kararının onanması bekleniyor. Ümit ediyorum mahkeme CE-KA karar düzeltmeye gidince onun sonucunu beklemez. Diğer yandan özelleştirmenin iptali ile ilgili Danıştay İdari Dava Dairelerinde ki temyiz süreci devam ediyor. Bizim kapsam ve programdan çıkarılması yönünde açtığımız davanın süreci devam ediyor. Seydişehir davalarında önemli bir aşamayı atlatmış olduk. Son sözü Danıştay 12. Dairesi söyleyecek.” Dedi.



  Daha sonra söz alan Kigem Genel Başkanı Mümtaz Soysal: “Fabrikayı biz sonunda alacağız. Kesinlikle alacağız! Biz derken halk alacak, devletimiz alacak, cumhuriyet alacak. Böyle şeyler zor şeylerdir. Beklemek gerekir. Sabır gerekir. Sabırların taşacağı noktaya gelmemek gerekir. O bakımdan sizlere de bana da öyle bir sabır verilmişi ki sonuna kadar sabredeceğiz. Bu hukuk kavgasını sonuna kadar inat edeceğiz bütün yolları kullanıp; sonuçta burayı kazanacağız. Genel olarak baktığımızda; aslında elimizde derhal uygulanması gereken kesin bir hüküm var. Özelleştirmenin ya da yapılan ihalenin iptali kesinleşmiştir. Ne var? Karar düzeltme girişimleri var. Karar düzeltmeler uygulamayı geciktirmemelidir. Öyle olduğu içindir ki karar kesinleştikten sonra bizler suç duyurularında bulunduk. Hem de gereken her yerde… Burada kaymakamlığa, Konya’da valiliğe ve gereken savcılıklara da başvurularda bulunduk. Devlet elindeki gücünü kullanarak kararın uygulanmasını sağlamak zorundadır. Benim polisim ve jandarmam yok. Polis ve Jandarma hepimizin. Devlet onları kullanabilir ve isterse sonuca varabilir. Yani fabrikayı terk etmeyenleri yakalarından tutup, fabrika dışına çıkarma yetkisi, gücü ve hakkı devlettedir. Biz bunu istiyoruz. Biz bunu istediğimiz için sonuçta bize başka yollara başvurmamamız, hukuka sabırla katlanır olmamız hukukunda çabuk işlemesini gerekir. Ama çabukluk kendiliğinden olmuyor. Biz suç başvurularıyla bu çabukluğu sağlamaya çalıştık. Ve bekliyorduk ki devletin makamları mademki kesin hüküm var,  bunların hukuk hükümlerini uygulatmalıydılar. Uygulatmıyorlar! Ama bunun aynı zamanda bir hak isteği olduğunu yalnız işçinin, mühendisin ya da avukatların ya da Kigem ve benzeri kuruluşların isteği değil. Seydişehir halkının da isteği olduğu burada ki son yerel seçimde ortaya çıktı. Bir devlet kendi tutumunun beğenilir olup olmadığını seçim yoluyla ölçer. Seydişehir’de ki son durumda devletin, hükümetin ve resmi kuruluşların tutumlarının halk tarafından beğenilmediği ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla bizim davranış ve çabalarımız aynı zamanda halk ile yöneticiler arasında devlet arasında birliktelikleri ortaya koyacaktır. Bu durum bir uyumun ve barışın sağlanması içindir. Yaptığımız işin doğruluğuna birde bu açıdan bakmaları gerekir. Demek ki isteklerimiz sadece belli bir kesimin değil halkın istekleridir. Bu durumda daha fazla gecikmeye gerek yok. Bu durumda her türlü gecikme bu uyumun bozulması demektir. Bu uyum çok duyarlı dengeler üzerindedir. Hukuk ile gerçek arasında, halkla hükümet arasında dengelere dayalıdır. Bu dengelerin bozulmaması gerekir. Şimdi tabi ki sabırlar taşmaya doğru yaklaşınca yolların biraz daha açılması gerekir. Bu konuda nedir yapılmayan? Kim asıl peşine düşmeyen? Biz düşüyoruz, işçi düşüyor, meslek kuruluşları, sendika düşüyor. Halk düşüyor. Ama bu konuda asıl sorumlu olan idare yani özelleştirme başkanlığı, bunun peşinde değil gibi geliyor. Peşinde olsa oda bize katılır, suç duyurusunda bulunurdu. Bir idarenin başka idare konusunda suç duyurusunda bulunması görülmüş şey değildir. Ama bu yöneticilere duyurulur. Yani gidip Başbakana demeleri gerekir ki; ‘Biz bu kararı uygulamazsak, yalnız Seydişehirde’ki dengeler bozulmuyor, ülkede hukukla kurulmuş olan dengede bozulabilir. Hukuka saygı azalıyor. Devlete güven azalıyor. Onun için bu kararı uygulatın. Niye uygulatmıyor? Çünkü Özelleştirme İdaresi halen bu konunun kendi yetki kapsamı içinde olduğunu, yapması gerekenler işler arasında olduğunu söylüyor ve demek istiyor ki; ‘ Bu sahiplerden geri alsak bile başkasına satacağız.’… Aslına bakarsanız ne münasebet! Böyle bir stratejik ve ülke bakımından son derece önemli bir fabrika, özellikle teknolojik bakımdan Türkiye’nin gelişmesinde büyük rolü olan bir fabrika, üç beş milyon dolar kazanmak için satışa çıkmamalıydı. Çıkarılması büyük hata oldu. Şimdi bu hatadan dönmek için de büyük bir fırsat ortaya çıkmıştır. Ama Özelleştirme İdaresi bu fırsatı kullanacağına; halen inat ediyor. Bizim inadımız onunkinden daha güçlü olacak. Çüklü haklı bir inat. Çünkü ülkenin yararına olan bir inat. Çünkü hukuka dayanan bir inat... Bundan sonra aynı zamanda Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ilişkin olarak Özelleştirme İdaresi suç işlemektir diye bir başvuru daha ileteceğiz. Yani burada yalnız uygulamayan yöneticiler ya da gasp ettiği fabrikanın üzerinde oturanlar aleyhinde suç duyurusunda bulunurdu. Şimdi asıl yapması gerekeni yapmayan bu idareye karşı suç duyurusunda bulunacağız. Ve onlar işledikleri suçun yani hukuku yerine getirmemelerinin bedelini ödeyeceklerdir. Ve bunun ödetilmesi için ne türlü dava açılabilecekse, o türlerin hepsini denemek kararındayız. Ve bu inadı burunlarından getireceğiz. Getirmemiz gerekir. Çünkü yapılan, kamu yararına karşı, halka karşı ve devletin esenliğine karşı, ülkenin barışına karşı bir inattır. Mutlaka yenilmesi gerekir. Dolayısıyla idare suçludur. Ve biz bunun peşini bırakmayacağız.Kaç yıldır geri alınmayı bekliyoruz. Ve geri alınmadıkça, süreç uzatıldıkça ki bilinçli olarak yapılmaktadır; bilinç olarak bizim usanıp bezmemiz istenmektedir. Hayır! Usanmayıp, bezmeyeceğiz. Sonuna kadar uğraşacağız. Bu tutum yani halkla oynamak, çalışanla oynamak, emekçiyle oynamak, mahkemelerle oynamak, hakla oynamak yalnız hukuka falan aykırı değil aynı zamanda günahtır da. Bu inancı biraz sağlam olanlar bunun ekmeğe, emeğe karşı, insana, alın terine karşı işlenmiş bir günah olduğunu da göreceklerdir. Biz Kigem olarak hep birlikte bu işin sonuna kadar gideceğiz. Yalnız fabrikayı geri almakla kalmayıp; arada geçen zamanda bütün haklarımızın hukuk yoluyla bedelini ödeteceğiz. Sizler davanıza inanın. İnsanı ayakta tutan, ateşli tutan o’dur. O ateş sönerse yaşam da kendiliğinden sönüyor. Eğer Türkiye Cumhuriyeti’ni seviyorsak, eğer bu cumhuriyetin kurulmuş olmasına bu vatanın kurtarılmış olmasını seviyorsak halen, çoluğumuzun çocuğumuzun böyle bir vatanda özgür yaşamasını istiyorsak bunda ısrarcı olacağız, vazgeçmeyeceğiz. Geri dönmek yok. Davasından dönmek yok. Biz bunu sonuna kadar götüreceğiz. Onun için bugün sizlerle bu inancı tekrarlamak istedim.” Dedi.


                                                      Editör: Onur Yorgun

 

 Kaynak¬  www.seydisehirgundem.com Kategori ¬ GÜNDEM

 Hit ¬ 1474

     
 Haber Url ¬ http://www.seydisehirgundem.com/haber/habergoruntule.asp?bolum=289&katid=49

     
  Habere 0 Adet Yorum Yapılmış            Onay Bekleyen  0  Yorum Var
     

         

Sayfalar

SUĞLA GÖLÜMÜZÜ TANIYALIM

SUĞLA GÖLÜMÜZÜ TANIYALIM

OSMAN KUŞOĞLU GAZETEMİZDE YAZACAK

OSMAN KUŞOĞLU GAZETEMİZDE YAZACAK

HAYAT VERDİĞİ TOPRAKLARI YUTUYOR

HAYAT VERDİĞİ TOPRAKLARI YUTUYOR

ATINI SAĞLAM DİREĞE BAĞLADI

ATINI SAĞLAM DİREĞE BAĞLADI

MEŞENİN YAŞAM HIRSI!

MEŞENİN YAŞAM HIRSI!

NOSTALJİDE KALAN OYUN-SOBE.!

NOSTALJİDE KALAN OYUN-SOBE.!

BEN SEFERBERLİK ÇOCUĞUYUM

BEN SEFERBERLİK ÇOCUĞUYUM

BEREKET YAĞMIŞ TOPRAĞIMA.!

BEREKET YAĞMIŞ TOPRAĞIMA.!

TOPRAĞIN BAĞRINA CEMRE DÜŞÜYOR

TOPRAĞIN BAĞRINA CEMRE DÜŞÜYOR

KERVAN YOLUNDA BİLİNMEYEN DESTAN

KERVAN YOLUNDA BİLİNMEYEN DESTAN